Namaz Tesbihatı
Tema
Göster
Âyet
YazıA−1/82/83/84/85/86/87/88/8A+
Namaz Tesbihatı — kapak
Kelime mealli

Namaz Tesbihatı

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

5Vakit
324Dua
61Âyet
Metinler: Ali Ünal Meâli (AÜ) · Suat Yıldırım Meâli (SY)
Sabah Namazı

Sabah Namazı

Sabah namazının farzını kılıp selam verdikten sonra

اَللّٰهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ وَمِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَنْتَSenالسَّلَامُSelam'sınوَمِنْكَve SendendirالسَّلَامُselametتَبَارَكْتَSen yücesinيَاeyذَاsahibiالْجَلَالِcelalوَالْإِكْرَامِve ikram

Allah'ım! Sen Selam'sın, selamet de ancak Sendendir. Sen ne yücesin, ey celal ve ikram sahibi!

denir ve eller kaldırılıp şu salâvat-ı şerife okunur:

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، صَلَاةً تُنْج۪ينَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ الْأَهْوَالِ وَالْاٰفَاتِ، وَتَقْض۪ي لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الْحَاجَاتِ، وَتُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ السَّيِّئَاتِ، وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ أَعْلَى الدَّرَجَاتِ، وَتُبَلِّغُنَا بِهَا أَقْصَى الْغَايَاتِ، مِنْ جَم۪يعِ الْخَيْرَاتِ فِي الْحَيَاةِ وَبَعْدَ الْمَمَاتِ،
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍ،Muhammed'inصَلَاةًöyle bir rahmetle kiتُنْج۪ينَاbizi kurtarasınبِهَاonunlaمِنْ-denجَم۪يعِbütünالْأَهْوَالِkorkularوَالْاٰفَاتِ،ve afetlerوَتَقْض۪يve yerine getiresinلَنَاbizim içinبِهَاonunlaجَم۪يعَbütünالْحَاجَاتِ،ihtiyaçlarıوَتُطَهِّرُنَاve bizi temizleyesinبِهَاonunlaمِنْ-denجَم۪يعِbütünالسَّيِّئَاتِ،günahlarوَتَرْفَعُنَاve bizi yükseltesinبِهَاonunlaعِنْدَكَkatındaأَعْلَىen yüceالدَّرَجَاتِ،derecelereوَتُبَلِّغُنَاve bizi ulaştırasınبِهَاonunlaأَقْصَىen sonالْغَايَاتِ،gayelereمِنْ-denجَم۪يعِbütünالْخَيْرَاتِhayırlarفِي-deالْحَيَاةِhayatوَبَعْدَve sonraالْمَمَاتِ،ölüm

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine öyle bir rahmet eyle ki, onunla bizi bütün korkulardan ve afetlerden kurtarasın; onunla bütün ihtiyaçlarımızı yerine getiresin; onunla bizi bütün günahlardan temizleyesin; onunla bizi katında en yüce derecelere yükseltesin; onunla bizi hayatta ve ölümden sonra bütün hayırlarda en son gayelere ulaştırasın.

أٰم۪ينَ يَا مُج۪يبَ الدَّعَوَاتِ،
أٰم۪ينَaminيَاeyمُج۪يبَkabul edenالدَّعَوَاتِ،duaları

Amin, ey duaları kabul eden!

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
وَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

Eller indirilerek bir kere:

اَللّٰهُمَّ إِنَّا نُقَدِّمُ إِلَيْكَ بَيْنَ يَدَيْ كُلِّ نَفَسٍ وَلَمْحَةٍ وَلَحْظَةٍ وَطَرْفَةٍ يَطْرِفُ بِهَا أَهْلُ السَّمٰوَاتِ وَأَهْلُ الْأَرَض۪ينَ شَهَادَةً أَشْهَدُ أَنْ
اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنَّاşüphesiz bizنُقَدِّمُsunarızإِلَيْكَSanaبَيْنَönündeيَدَيْhuzurundaكُلِّherنَفَسٍnefesوَلَمْحَةٍve bakışوَلَحْظَةٍve anوَطَرْفَةٍve göz kırpmaيَطْرِفُgöz kırparبِهَاonunlaأَهْلُehliالسَّمٰوَاتِgöklerinوَأَهْلُve ehliالْأَرَض۪ينَyerlerinشَهَادَةًbir şahitlikأَشْهَدُşahitlik ederimأَنْki

Allah'ım! Göklerin ve yerlerin ehlinin göz kırptığı her nefes, her bakış, her an ve her göz kırpışın önünde Sana şu şahitliği sunarız: Şahitlik ederim ki…

dedikten sonra on kere şu tevhid cümlesi okunur:

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْي۪ي وَيُم۪يتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَحْدَهُO tektirلَاyokturشَر۪يكَortağıلَهُ،O'nunلَهُO'nundurالْمُلْكُmülkوَلَهُve O'nundurالْحَمْدُhamdيُحْي۪يdiriltirوَيُم۪يتُve öldürürوَهُوَve OحَيٌّHayy'dırلَاaslaيَمُوتُölmezبِيَدِهِO'nun elindedirالْخَيْرُhayırوَهُوَve Oعَلٰىüzerineكُلِّherشَيْءٍşeyقَد۪يرٌkadirdir

Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundur. Diriltir ve öldürür. O Hayy'dır, asla ölmez. Hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.

Onuncunun arkasından

وَإِلَيْهِ الْمَص۪يرُ
وَإِلَيْهِve O'nadırالْمَص۪يرُdönüş

Dönüş de O'nadır.

denir.

Bundan sonra eller kaldırılıp avuç içleri aşağı çevrilerek şu dua 3, 5, 7 defa tekrar edilir.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateş

Allah'ım! Bizi ateşten koru.

Akabinde duaya devam edilir.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ كُلِّ نَارٍ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denكُلِّherنَارٍateş

Allah'ım! Bizi her ateşten koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنَ الْفِتْنَةِ الدّ۪ينِيَّةِ وَالدُّنْيَوِيَّةِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالْفِتْنَةِfitneالدّ۪ينِيَّةِdiniوَالدُّنْيَوِيَّةِve dünyevi

Allah'ım! Bizi dini ve dünyevi fitneden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ أٰخِرِ الزَّمَانِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denفِتْنَةِfitnesiأٰخِرِsonuالزَّمَانِzamanın

Allah'ım! Bizi ahir zaman fitnesinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ الْمَس۪يحِ الدَّجَّالِ وَالسُّفْيَانِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denفِتْنَةِfitnesiالْمَس۪يحِMesihالدَّجَّالِDeccalوَالسُّفْيَانِve Süfyan'ın

Allah'ım! Bizi Mesih Deccal'in ve Süfyan'ın fitnesinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنَ الضَّلَالَاتِ وَالْبِدْعِيَّاتِ وَالْبَلِيَّاتِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالضَّلَالَاتِsapkınlıklarوَالْبِدْعِيَّاتِve bidatlerوَالْبَلِيَّاتِve belalar

Allah'ım! Bizi sapkınlıklardan, bidatlerden ve belalardan koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ شَرِّ النَّفْسِ الْأَمَّارَةِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denشَرِّşerriالنَّفْسِnefsinالْأَمَّارَةِemmare

Allah'ım! Bizi nefs-i emmarenin (kötülüğü emreden nefsin) şerrinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ شُرُورِ النُّفُوسِ الْأَمَّارَاتِ الْفِرْعَوْنِيَّةِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denشُرُورِşerleriالنُّفُوسِnefislerinالْأَمَّارَاتِemmareالْفِرْعَوْنِيَّةِfiravunlaşmış

Allah'ım! Bizi firavunlaşmış emmare nefislerin şerlerinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ شَرِّ النِّسَاءِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denشَرِّşerriالنِّسَاءِkadınların

Allah'ım! Bizi kadınların şerrinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ بَلَاءِ النِّسَاءِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denبَلَاءِbelasıالنِّسَاءِkadınların

Allah'ım! Bizi kadınların belasından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ النِّسَاءِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denفِتْنَةِfitnesiالنِّسَاءِkadınların

Allah'ım! Bizi kadınların fitnesinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denعَذَابِazabıالْقَبْرِkabrin

Allah'ım! Bizi kabir azabından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denعَذَابِazabıيَوْمِgünüالْقِيَامَةِkıyamet

Allah'ım! Bizi kıyamet gününün azabından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denعَذَابِazabıجَهَنَّمَcehennemin

Allah'ım! Bizi cehennem azabından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ قَهْرِكَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denعَذَابِazabıقَهْرِكَkahrının

Allah'ım! Bizi kahrının azabından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ نَارِ قَهْرِكَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denنَارِateşiقَهْرِكَkahrının

Allah'ım! Bizi kahrının ateşinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَالنّ۪يرَانِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denعَذَابِazabıالْقَبْرِkabrinوَالنّ۪يرَانِve ateşlerin

Allah'ım! Bizi kabrin ve ateşlerin azabından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنَ الرِّيَاءِ وَالسُّمْعَةِ وَالْعُجْبِ وَالْفَخْرِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالرِّيَاءِriyaوَالسُّمْعَةِve duyurmaوَالْعُجْبِve kendini beğenmeوَالْفَخْرِve övünme

Allah'ım! Bizi riyadan, duyurma merakından, kendini beğenmekten ve övünmekten koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ تَجَاوُزِ الْمُلْحِد۪ينَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denتَجَاوُزِsaldırısıالْمُلْحِد۪ينَdinsizlerin

Allah'ım! Bizi dinsizlerin saldırısından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ شَرِّ الْمُنَافِق۪ينَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denشَرِّşerriالْمُنَافِق۪ينَmünafıkların

Allah'ım! Bizi münafıkların şerrinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ الْفَاسِق۪ينَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denفِتْنَةِfitnesiالْفَاسِق۪ينَfasıkların

Allah'ım! Bizi fasıkların fitnesinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا وَأَجِرْ وَالِد۪ينَا وَطَلَبَةَ رَسَائِلِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ فِي خِدْمَةِ الْقُرْاٰنِ وَالْإ۪يمَانِ وَأَحْبَابَنَا الْمُؤْمِن۪ينَ الْمُخْلِص۪ينَ وَأَقْرِبَاءَنَا وَأَجْدَادَنَا مِنَ النَّارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruوَأَجِرْve koruوَالِد۪ينَاanne babamızıوَطَلَبَةَve talebeleriniرَسَائِلِRisale-iالنُّورِNur'unالصَّادِق۪ينَsadıkفِي-deخِدْمَةِhizmetiالْقُرْاٰنِKur'anوَالْإ۪يمَانِve imanوَأَحْبَابَنَاve dostlarımızıالْمُؤْمِن۪ينَmü'minالْمُخْلِص۪ينَihlaslıوَأَقْرِبَاءَنَاve akrabamızıوَأَجْدَادَنَاve ecdadımızıمِنَ-denالنَّارِateş

Allah'ım! Bizi, anne babamızı, Kur'an ve iman hizmetinde sadık Risale-i Nur talebelerini, ihlaslı mü'min dostlarımızı, akrabamızı ve ecdadımızı ateşten koru.

Burada avuç içleri yukarı çevrilerek duaya devam edilir:

بِعَفْوِكَ يَا مُج۪يرُ بِفَضْلِكَ يَا غَفَّارُ
بِعَفْوِكَaffınlaيَاeyمُج۪يرُMücirبِفَضْلِكَlütfunlaيَاeyغَفَّارُGaffar

Affınla, ey Mücir (koruyan)! Lütfunla, ey Gaffar!

اَللّٰهُمَّ أَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَدْخِلْنَاbizi koyالْجَنَّةَcenneteمَعَile birlikteالْأَبْرَارِiyiler

Allah'ım! Bizi iyilerle birlikte cennete koy.

اَللّٰهُمَّ أَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَدْخِلْنَاbizi koyالْجَنَّةَcenneteمَعَile birlikteالْأَبْرَارِiyiler

Allah'ım! Bizi iyilerle birlikte cennete koy.

اَللّٰهُمَّ أَدْخِلْنَا وَأَدْخِلْ أُسْتَاذَنَا سَع۪يدَ النُّورْسِي رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ وَوَالِد۪ينَا وَطَلَبَةَ رَسَائِلِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ وَإِخْوَانَنَا وَأَخَوَاتِنَا وَأَقْرِبَاءَنَا وَأَجْدَادَنَا وَأَحْبَابَنَا الْمُؤْمِن۪ينَ الْمُخْلِص۪ينَ فِي خِدْمَةِ الْإ۪يمَانِ وَالْقُرْاٰنِ اَلْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَدْخِلْنَاbizi koyوَأَدْخِلْve koyأُسْتَاذَنَاüstadımızıسَع۪يدَSaidالنُّورْسِيNursi'yiرَضِيَrazı olsunاللّٰهُAllahعَنْهُondanوَوَالِد۪ينَاve anne babamızıوَطَلَبَةَve talebeleriniرَسَائِلِRisale-iالنُّورِNur'unالصَّادِق۪ينَsadıkوَإِخْوَانَنَاve erkek kardeşlerimiziوَأَخَوَاتِنَاve kız kardeşlerimiziوَأَقْرِبَاءَنَاve akrabamızıوَأَجْدَادَنَاve ecdadımızıوَأَحْبَابَنَاve dostlarımızıالْمُؤْمِن۪ينَmü'minالْمُخْلِص۪ينَihlaslıفِي-deخِدْمَةِhizmetiالْإ۪يمَانِimanوَالْقُرْاٰنِve Kur'anاَلْجَنَّةَcenneteمَعَile birlikteالْأَبْرَارِiyiler

Allah'ım! Bizi, Üstadımız Said Nursi'yi —Allah ondan razı olsun—, anne babamızı, sadık Risale-i Nur talebelerini, erkek ve kız kardeşlerimizi, akrabamızı, ecdadımızı ve iman ve Kur'an hizmetindeki ihlaslı mü'min dostlarımızı iyilerle birlikte cennete koy.

بِشَفَاعَةِ نَبِيِّكَ الْمُخْتَارِ وَأٰلِهِ الْأَطْهَارِ وَأَصْحَابِهِ الْأَخْيَارِ
بِشَفَاعَةِşefaatiyleنَبِيِّكَPeygamberininالْمُخْتَارِseçkinوَأٰلِهِve ailesininالْأَطْهَارِtertemizوَأَصْحَابِهِve ashabınınالْأَخْيَارِhayırlı

Seçkin Peygamberinin, tertemiz ailesinin ve hayırlı ashabının şefaatiyle (bizi cennete koy).

وَسَلِّمْ مَا دَامَ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ
وَسَلِّمْve selam etمَاsüreceدَامَsürdüğüاللَّيْلُgeceوَالنَّهَارُve gündüz

Gece ve gündüz sürdükçe (ona) selam eyle.

أٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
أٰم۪ينَaminوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Amin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

Bundan sonra şu dua okunur:

سُبْحَانَ اللّٰهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظ۪يمِ
سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllahوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırوَلَاve yokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَاللّٰهُve Allahأَكْبَرُen büyüktürوَلَاve yokturحَوْلَgüçوَلَاve yokturقُوَّةَkuvvetإِلَّاancakبِاللّٰهِAllah iledirالْعَلِيِّAliyالْعَظ۪يمِAzim

Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir. Hamd Allah'adır. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak Aliy ve Azim olan Allah iledir.

Âyetü'l-Kürsî

Bu duadan sonra Âyetü'l-Kürsî okunur:

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَللهُ لَۤا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۘ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۘ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُۤ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۘ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ۤ اِلَّا بِمَا شَۤاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُۧدُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ ﴿٢٥٥﴾
اَللهُ
Allah (ki)
لَۤا
yoktur
اِلٰهَ
ilah
اِلَّا
başka
هُوَۚ
O'ndan
اَلْحَيُّ
Hayy'dır
الْقَيُّومُۚ
Kayyum'dur
لَا
—
تَأْخُذُهُ
O'nu tutmaz
سِنَةٌ
ne bir uyuklama
وَلَا
ve ne de
نَوْمٌۘ
bir uyku
لَهُ
O'nundur
مَا
ne
فِي
varsa
السَّمٰوَاتِ
göklerde
وَمَا
ve ne
فِي
varsa
الْاَرْضِۘ
yerde
مَنْ
—
ذَا
kimdir
الَّذ۪ي
ki
يَشْفَعُ
şefaat edebilir
عِنْدَهُۤ
kendisinin katında
اِلَّا
dışında
بِاِذْنِه۪ۘ
O'nun izni
يَعْلَمُ
bilir
مَا
olanı
بَيْنَ
—
اَيْد۪يهِمْ
onların önünde
وَمَا
ve olanı
خَلْفَهُمْۚ
arkalarında
وَلَا
—
يُح۪يطُونَ
kavrayamazlar
بِشَيْءٍ
hiçbir şey
مِنْ
—
عِلْمِه۪ۤ
O'nun ilminden
اِلَّا
dışında
بِمَا
şeyler
شَۤاءَۚ
dilediği
وَسِعَ
kaplamıştır
كُرْسِيُّهُ
O'nun Kürsüsü
السَّمٰوَاتِ
gökleri
وَالْاَرْضَۚ
ve yeri
وَلَا
—
يَؤُۧدُهُ
O'na ağır gelmez
حِفْظُهُمَاۚ
onları koruyup gözetmek
وَهُوَ
O
الْعَلِيُّ
Aliy'dir
الْعَظ۪يمُ
Azim'dir
﴿٢٥٥﴾

255Allah o İlâhtır ki Kendisinden başka ilâh yoktur. Haydır, Kayyûm'dur, Kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür.

255Allah: yoktur O’ndan başka ilâh. Hayy (ezelî-ebedî mutlak hayat sahibi)dir, Kayyûm (varlığı hem Kendi’nden hem de kendi kendine kaim olan)dır. Ne gaflet ve uyuklama basar O’nu, ne de uyku. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Kim vardır ki O’nun huzurunda O’nun izni olmadan bir başkası için şefaatte bulunabilsin? Yarattıklarının önündekini arkasındakini, geçmişlerini geleceklerini, bildiklerini ve bilmediklerini bilir; onlar ise O’nun İlmi’nden dilediğinin ötesinde hiçbir şeyi kavrayamazlar. (Mutlak hüküm ve hâkimiyetinin tecelligâhı olan) Kürsü’sü, gökleri ve yeri tamamen kuşatmıştır; gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na asla ağır gelmez. Ve Aliyy (mutlak yüce olan)dır O ve Azîm (mutlak azamet sahibi). (Bakara, 255)

Açıklama (SY)

Hay: Her zaman var olan, diri olan, ezelî ve ebedî hayat sahibi.

Kayyûm: Kendi zâtı ile var olup, zeval bulmayan ve bütün kâinatı varlıkta tutup onları yöneten, demektir.

Bu âyete Âyetü’l-kürsî denilir. Bu âyet, Allah’ın hükümranlığının son derece açık ve özet bir anlatımını ihtiva eder. Fazilet ve sevabına dair hadisler vardır. Ezcümle: “Kur’ân’da en büyük âyet, Âyetü’l-kürsî’dir. Bunu kim okursa Allah o saat bir melek gönderir, ertesi güne kadar iyiliklerini yazar ve günahlarını siler. İçinde okunduğu evi şeytan otuz gün terk eder. O eve kırk gün sihir ve sihirbaz giremez. Ey Ali! Bunu evladına, ailene ve komşularına öğret”

Tesbihat

Daha sonra:

سُبْحَانَ اللّٰهِ ٣٣
سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllah٣٣

Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ٣٣
اَلْحَمْدُhamdلِلّٰهِAllah'adır٣٣

Hamd Allah'adır.

اَللّٰهُ أَكْبَرُ ٣٣
اَللّٰهُAllahأَكْبَرُen büyüktür٣٣

Allah en büyüktür.

denilir ve şu dua okunur:

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْي۪ي وَيُم۪يتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ وَإِلَيْهِ الْمَص۪يرُ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَحْدَهُO tektirلَاyokturشَر۪يكَortağıلَهُ،O'nunلَهُO'nundurالْمُلْكُmülkوَلَهُve O'nundurالْحَمْدُhamdيُحْي۪يdiriltirوَيُم۪يتُve öldürürوَهُوَve OحَيٌّHayy'dırلَاaslaيَمُوتُölmezبِيَدِهِO'nun elindedirالْخَيْرُhayırوَهُوَve Oعَلٰىüzerineكُلِّherشَيْءٍşeyقَد۪يرٌkadirdirوَإِلَيْهِve O'nadırالْمَص۪يرُdönüş

Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundur. Diriltir ve öldürür. O Hayy'dır, asla ölmez. Hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir. Dönüş de O'nadır.

Akabinde namaz duası yapılır. Duadan sonra bir defa

فَاعْلَمْ أَنَّهُ
فَاعْلَمْbil kiأَنَّهُşüphesiz

Bil ki şüphesiz… (Muhammed, 19)

ve 33 defa da

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tan

Allah'tan başka ilah yoktur.

[Hâşiye] denir. Otuz üçüncüsünde

Hâşiye: Sabah ve Yatsı namazlarından sonra isteyen 100 defa okuyabilir.

مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مُحَمَّدٌMuhammedرَسُولُResulüdürاللّٰهِAllah'ınصَلَّىsalat etsinاللّٰهُAllahتَعَالٰىyüceعَلَيْهِonaوَسَلَّمَve selam etsin

Muhammed Allah'ın Resulüdür. Yüce Allah ona salat ve selam etsin.

ilave edildikten sonra yalnız sabah namazına mahsus olarak on defa:

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ الْمُب۪ينُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ صَادِقُ الْوَعْدِ الْأَم۪ينُ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanالْمَلِكُMelikالْحَقُّHakالْمُب۪ينُMübinمُحَمَّدٌMuhammedرَسُولُResulüdürاللّٰهِAllah'ınصَادِقُsadıkالْوَعْدِsözüneالْأَم۪ينُemin

Melik, Hak ve Mübin olan Allah'tan başka ilah yoktur. Sözüne sadık, emin Muhammed Allah'ın Resulüdür.

denilir ve aşağıdaki dualar okunur.

Salavat-ı Şerife
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmanالرَّح۪يمِRahim

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

اِنَّ اللهَ وَمَلٰۤئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّۘ يَۤا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا ﴿٥٦﴾
اِنَّ
şüphesiz
اللهَ
Allah
وَمَلٰۤئِكَتَهُ
ve melekleri
يُصَلُّونَ
salat etmektedir
عَلَى
üzerine
النَّبِيِّۘ
Peygamber
يَۤا
—
اَيُّهَا
Ey
الَّذ۪ينَ
kimseler
اٰمَنُوا
iman edenler
صَلُّوا
siz de salat edin
عَلَيْهِ
ona
وَسَلِّمُوا
ve selam edin
تَسْل۪يمًا
içtenlikle
﴿٥٦﴾

56Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber'e hep salat (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.

56Allah, (Peygamberliğin zirve temsilcisi O) Peygamber’e her zaman hususî rahmetiyle muamele eder ve onu yüceltir; melekleri ise (O’nun kendisi için takdir edilmiş bulunan Makam-ı Mahmud’a, Allah tarafından övülme makamına yükselmesi ve dininin zaferi için) ona daima dua ederler. Ey iman edenler! Siz de onu sevin, tam bir sadakat ve samimiyetle ona tâbi olun ve Allah’ın rahmet ve selâmı ona olsun diye dua edin ve tam bir teslimiyetle onun yolunu izlemeye bakın. (Ahzâb, 56)

Açıklama (SY)

Allah’ın salatı: Nebîsini rahmetine mazhar etmesi, onun şanını yüceltmesidir. Meleklerin salatı Hz. Peygamber’in şanını yüceltme, müminler için duadır. Müminlerin salatı da, duadır. Selamları ise ona güven verme, ona kendileri tarafından vâki olabilecek zarar, saygısızlık gibi olumsuz durumlardan teminat verme anlamına gelir.

Demek ki salatu selâm, Hz. Peygamber’in Allah Teâlâ tarafından getirdiği ne kadar ahkâm varsa hepsini kabul edip, devamlı sûrette ona verilen biati yenileme mânâsına gelir. Evet, her salavat bir tecdid-i biattir.

Hatıra gelen bir soru da, Hz. Peygamber’in salata, dua ve rahmete ihtiyacı olmadığı halde bunun üzerinde önemle durmanın sebebidir. Cevap olarak şöyle denilebilir: Ümmetin Hz. Resulullaha ihtiyacı fazladır. Hele bu ihtiyaç, uzun ve tehlikeli, meşakkatli âhiret hallerinde son derece fazla olacaktır. Resul-i Ekrem (a.s.m)’ın bu itibarı, tabir caiz ise Allah Teâlâ nezdindeki bu kıymeti, ne kadar artarsa, -tabir mazur görülürse- bu fon ne kadar büyürse bu imkânların kullanılması o derece fazlalaşacaktır. Her bir Müslüman'ın ondan istifadesi daha da artacaktır. Demek ki salavat, nihayetsiz ümmetin, nihayetsiz ihtiyaçları ile ilgili olduğu için, ne kadar yapılsa yeridir.

Ayrıca salavatla müminler Hz. Peygamber’e karşı görevlerini daha sık hatırlamakta, onun buyruklarıyla irtibata geçme ve ona olan sevgilerini artırma vesilesi bulmaktadırlar.

لَبَّيْكَ
لَبَّيْكَemrindeyim

Emrine amadeyim!

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokçaكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et, pek çok selam et.

صَلِّ وَسَلِّمْ يَا رَبِّ عَلٰى حَب۪يبِكَ مُحَمَّدٍ وَعَلٰى جَم۪يعِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَل۪ينَ
صَلِّrahmet etوَسَلِّمْve selam etيَاeyرَبِّRabbimعَلٰىüzerineحَب۪يبِكَHabibinمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineجَم۪يعِbütünالْأَنْبِيَاءِpeygamberlerinوَالْمُرْسَل۪ينَve resullerin

Ey Rabbim! Habibin Muhammed'e, bütün peygamberlere ve resullere rahmet ve selam eyle.

وَعَلٰى أٰلِ كُلٍّ وَصَحْبِ كُلٍّ أَجْمَع۪ينَ أٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
وَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiكُلٍّher birininوَصَحْبِve ashabıكُلٍّher birininأَجْمَع۪ينَhepsininأٰم۪ينَaminوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Her birinin ailesine ve ashabına, hepsine de (rahmet ve selam eyle). Amin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyرَسُولَResulüاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın Resulü! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا حَب۪يبَ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyحَب۪يبَHabibiاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın Habibi! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا أَم۪ينَ وَحْيِ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyأَم۪ينَeminiوَحْيِvahyininاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın vahyinin emini! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِهِ وَأَصْحَابِهِ، بِعَدَدِ أَوْرَاقِ الْأَشْجَارِ، وَأَمْوَاجِ الْبِحَارِ، وَقَطَرَاتِ الْأَمْطَارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etوَسَلِّمْve selam etوَبَارِكْve bereket verعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِهِailesiوَأَصْحَابِهِ،ve ashabıبِعَدَدِsayısıncaأَوْرَاقِyapraklarıالْأَشْجَارِ،ağaçlarınوَأَمْوَاجِve dalgalarıالْبِحَارِ،denizlerinوَقَطَرَاتِve damlalarıالْأَمْطَارِyağmurların

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e, ailesine ve ashabına ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları sayısınca rahmet, selam ve bereket ver.

وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَالْطُفْ بِنَا وَبِأُسْتَاذِنَا سَع۪يدِ النُّورْسِي رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ وَوَالِد۪ينَا وَبِطَلَبَةِ رَسَائِلِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ،
وَاغْفِرْve bağışlaلَنَاbiziوَارْحَمْنَاve bize merhamet etوَالْطُفْve lütfetبِنَاbizeوَبِأُسْتَاذِنَاve üstadımızaسَع۪يدِSaidالنُّورْسِيNursi'yeرَضِيَrazı olsunاللّٰهُAllahعَنْهُondanوَوَالِد۪ينَاve anne babamızaوَبِطَلَبَةِve talebelerineرَسَائِلِRisale-iالنُّورِNur'unالصَّادِق۪ينَ،sadık

Bizi bağışla, bize merhamet et; bize, Üstadımız Said Nursi'ye —Allah ondan razı olsun—, anne babamıza ve sadık Risale-i Nur talebelerine lütfet.

يَا إِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ
يَاeyإِلٰهَنَاİlahımızبِكُلِّher biriyleصَلَاةٍsalatınمِنْهَا،onlardanأَشْهَدُşahitlik ederimأَنْkiلَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَأَشْهَدُve şahitlik ederimأَنَّkiمُحَمَّدًاMuhammedرَسُولُResulüdürاللّٰهِAllah'ın

Ey İlahımız! O salatların her biriyle şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın Resulüdür.

صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
صَلَّىsalat etsinاللّٰهُAllahتَعَالٰىyüceعَلَيْهِonaوَسَلَّمَve selam etsin

Yüce Allah ona salat ve selam etsin.

Tercüman-ı İsm-i Âzam Duasıدُعَاءُ تَرْجُمَانِ الْاِسْمِ الْاَعْظَمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

سُبْحَانَكَ يَا اَللّٰهُ تَعَالَيْتَ يَا رَحْمٰنُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyاَللّٰهُAllahتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyرَحْمٰنُRahmanأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Allah, Sen yücesin ey Rahman! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا رَح۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا كَر۪يمُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyرَح۪يمُRahimتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyكَر۪يمُKerimأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Rahim, Sen yücesin ey Kerim! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا حَم۪يدُ تَعَالَيْتَ يَا حَك۪يمُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyحَم۪يدُHamidتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyحَك۪يمُHakimأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Hamid, Sen yücesin ey Hakim! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا مَج۪يدُ تَعَالَيْتَ يَا مَلِكُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyمَج۪يدُMecidتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمَلِكُMelikأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Mecid, Sen yücesin ey Melik! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا قُدُّوسُ تَعَالَيْتَ يَا سَلَامُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyقُدُّوسُKuddüsتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyسَلَامُSelamأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Kuddüs, Sen yücesin ey Selam! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا مُؤْمِنُ تَعَالَيْتَ يَا مُهَيْمِنُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyمُؤْمِنُMü'minتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُهَيْمِنُMüheyminأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Mü'min, Sen yücesin ey Müheymin! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا عَز۪يزُ تَعَالَيْتَ يَا جَبَّارُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyعَز۪يزُAzizتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyجَبَّارُCebbarأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Aziz, Sen yücesin ey Cebbar! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا مُتَكَبِّرُ تَعَالَيْتَ يَا خَالِقُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyمُتَكَبِّرُMütekebbirتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyخَالِقُHalıkأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Mütekebbir, Sen yücesin ey Halık! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا أَوَّلُ تَعَالَيْتَ يَا أٰخِرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyأَوَّلُEvvelتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyأٰخِرُAhirأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Evvel, Sen yücesin ey Ahir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا ظَاهِرُ تَعَالَيْتَ يَا بَاطِنُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyظَاهِرُZahirتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyبَاطِنُBatınأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Zahir, Sen yücesin ey Batın! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا بَارِئُ تَعَالَيْتَ يَا مُصَوِّرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyبَارِئُBariتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُصَوِّرُMusavvirأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Bari, Sen yücesin ey Musavvir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا تَوَّابُ تَعَالَيْتَ يَا وَهَّابُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyتَوَّابُTevvabتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyوَهَّابُVehhabأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Tevvab, Sen yücesin ey Vehhab! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا بَاعِثُ تَعَالَيْتَ يَا وَارِثُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyبَاعِثُBaisتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyوَارِثُVarisأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Bais, Sen yücesin ey Varis! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا قَد۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا مُق۪يمُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyقَد۪يمُKadimتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُق۪يمُMukimأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Kadim, Sen yücesin ey Mukim! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا فَرْدُ تَعَالَيْتَ يَا وِتْرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyفَرْدُFerdتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyوِتْرُVitrأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Ferd, Sen yücesin ey Vitr! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا نُورُ تَعَالَيْتَ يَا سَتَّارُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyنُورُNurتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyسَتَّارُSettarأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Nur, Sen yücesin ey Settar! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا جَل۪يلُ تَعَالَيْتَ يَا جَم۪يلُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyجَل۪يلُCelilتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyجَم۪يلُCemilأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Celil, Sen yücesin ey Cemil! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا قَاهِرُ تَعَالَيْتَ يَا قَادِرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyقَاهِرُKahirتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyقَادِرُKadirأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Kahir, Sen yücesin ey Kadir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا مَل۪يكُ تَعَالَيْتَ يَا مُقْتَدِرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyمَل۪يكُMelikتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُقْتَدِرُMuktedirأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Melik, Sen yücesin ey Muktedir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا عَل۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا عَلَّامُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyعَل۪يمُAlimتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyعَلَّامُAllamأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Alim, Sen yücesin ey Allam! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا عَظ۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا غَفُورُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyعَظ۪يمُAzimتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyغَفُورُGafurأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Azim, Sen yücesin ey Gafur! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا حَل۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا وَدُودُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyحَل۪يمُHalimتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyوَدُودُVedudأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Halim, Sen yücesin ey Vedud! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا شَه۪يدُ تَعَالَيْتَ يَا شَاهِدُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyشَه۪يدُŞehidتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyشَاهِدُŞahidأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Şehid, Sen yücesin ey Şahid! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا كَب۪يرُ تَعَالَيْتَ يَا مُتَعَال۪ي أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyكَب۪يرُKebirتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُتَعَال۪يMütealأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Kebir, Sen yücesin ey Müteal! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا نُورُ تَعَالَيْتَ يَا لَط۪يفُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyنُورُNurتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyلَط۪يفُLatifأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Nur, Sen yücesin ey Latif! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا سَم۪يعُ تَعَالَيْتَ يَا كَف۪يلُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyسَم۪يعُSemi'تَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyكَف۪يلُKefilأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Semi', Sen yücesin ey Kefil! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا قَر۪يبُ تَعَالَيْتَ يَا بَص۪يرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyقَر۪يبُKaribتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyبَص۪يرُBasirأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Karib, Sen yücesin ey Basir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا حَقُّ تَعَالَيْتَ يَا مُب۪ينُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyحَقُّHakتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُب۪ينُMübinأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Hak, Sen yücesin ey Mübin! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا رَؤُوفُ تَعَالَيْتَ يَا رَح۪يمُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyرَؤُوفُRaufتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyرَح۪يمُRahimأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Rauf, Sen yücesin ey Rahim! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا طَاهِرُ تَعَالَيْتَ يَا مُطَهِّرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyطَاهِرُTahirتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُطَهِّرُMutahhirأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Tahir, Sen yücesin ey Mutahhir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا مُجَمِّلُ تَعَالَيْتَ يَا مُفَضِّلُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyمُجَمِّلُMücemmilتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُفَضِّلُMufaddılأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Mücemmil, Sen yücesin ey Mufaddıl! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا مُظْهِرُ تَعَالَيْتَ يَا مُنْعِمُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyمُظْهِرُMuzhirتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُنْعِمُMün'imأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Muzhir, Sen yücesin ey Mün'im! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا دَيَّانُ تَعَالَيْتَ يَا سُلْطَانُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyدَيَّانُDeyyanتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyسُلْطَانُSultanأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Deyyan, Sen yücesin ey Sultan! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا حَنَّانُ تَعَالَيْتَ يَا مَنَّانُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyحَنَّانُHannanتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمَنَّانُMennanأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Hannan, Sen yücesin ey Mennan! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا أَحَدُ تَعَالَيْتَ يَا صَمَدُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyأَحَدُEhadتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyصَمَدُSamedأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Ehad, Sen yücesin ey Samed! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا حَيُّ تَعَالَيْتَ يَا قَيُّومُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyحَيُّHayyتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyقَيُّومُKayyumأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Hayy, Sen yücesin ey Kayyum! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا عَدْلُ تَعَالَيْتَ يَا حَكَمُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyعَدْلُAdlتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyحَكَمُHakemأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Adl, Sen yücesin ey Hakem! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا فَرْدُ تَعَالَيْتَ يَا قُدُّوسُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyفَرْدُFerdتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyقُدُّوسُKuddüsأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Ferd, Sen yücesin ey Kuddüs! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

Sonra eller yukarı kaldırılıp şöyle denilir:

سُبْحَانَكَ أٰهِيًّا شَرَاهِيًّا تَعَالَيْتَ لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimأٰهِيًّاEhiyyenشَرَاهِيًّاŞerahiyyenتَعَالَيْتَSen yücesinلَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaأَنْتَSenden

Seni tesbih ederim ey Ehiyyen Şerahiyyen (ezeli ve ebedi olan)! Sen yücesin, Senden başka ilah yoktur.

أَجِرْنَا وَأَجِرْ أُسْتَاذَنَا سَع۪يدَ النُّورْسِي رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ وَوَالِد۪ينَا وَإِخْوَانَنَا وَأَخَوَاتِنَا وَطَلَبَةَ رَسَائِلِ النُّورِ وَرُفَقَاءَنَا وَأَقْرِبَاءَنَا وَأَحْبَابَنَا الْمُخْلِص۪ينَ مِنَ النَّارِ
أَجِرْنَاbizi koruوَأَجِرْve koruأُسْتَاذَنَاüstadımızıسَع۪يدَSaidالنُّورْسِيNursi'yiرَضِيَrazı olsunاللّٰهُAllahعَنْهُondanوَوَالِد۪ينَاve anne babamızıوَإِخْوَانَنَاve erkek kardeşlerimiziوَأَخَوَاتِنَاve kız kardeşlerimiziوَطَلَبَةَve talebeleriniرَسَائِلِRisale-iالنُّورِNur'unوَرُفَقَاءَنَاve arkadaşlarımızıوَأَقْرِبَاءَنَاve akrabamızıوَأَحْبَابَنَاve dostlarımızıالْمُخْلِص۪ينَihlaslıمِنَ-denالنَّارِateş

Bizi, Üstadımız Said Nursi'yi —Allah ondan razı olsun—, anne babamızı, erkek ve kız kardeşlerimizi, Risale-i Nur talebelerini, arkadaşlarımızı, akrabamızı ve ihlaslı dostlarımızı ateşten koru.

sonra avuç içleri aşağıya çevrilerek:

وَمِنْ كُلِّ نَارٍ، وَاحْفَظْنَا مِنْ شَرِّ النَّفْسِ وَالشَّيْطَانِ وَمِنْ شَرِّ الْجِنِّ وَالْإِنْسَانِ وَمِنْ شَرِّ الْبِدْعَةِ وَالضَّلَالَاتِ وَالْإِلْحَادِ وَالطُّغْيَانِ
وَمِنْve -denكُلِّherنَارٍ،ateşوَاحْفَظْنَاve bizi muhafaza etمِنْ-denشَرِّşerriالنَّفْسِnefsinوَالشَّيْطَانِve şeytanınوَمِنْve -denشَرِّşerriالْجِنِّcinlerinوَالْإِنْسَانِve insanlarınوَمِنْve -denشَرِّşerriالْبِدْعَةِbidatinوَالضَّلَالَاتِve sapkınlıklarınوَالْإِلْحَادِve dinsizliğinوَالطُّغْيَانِve azgınlığın

Ve her ateşten (koru); bizi nefsin ve şeytanın şerrinden, cinlerin ve insanların şerrinden, bidatin, sapkınlıkların, dinsizliğin ve azgınlığın şerrinden muhafaza et.

denilir. Daha sonra avuç içleri yukarı çevrilip şöyle devam edilir:

بِعَفْوِكَ يَا مُج۪يرُ بِفَضْلِكَ يَا غَفَّارُ، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ
بِعَفْوِكَaffınlaيَاeyمُج۪يرُMücirبِفَضْلِكَlütfunlaيَاeyغَفَّارُ،Gaffarبِرَحْمَتِكَrahmetinleيَاeyأَرْحَمَen merhametlisiالرَّاحِم۪ينَmerhametlilerin

Affınla, ey Mücir! Lütfunla, ey Gaffar! Rahmetinle, ey merhametlilerin en merhametlisi!

اَللّٰهُمَّ أَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ، بِشَفَاعَةِ نَبِيِّكَ الْمُخْتَارِ، أٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَدْخِلْنَاbizi koyالْجَنَّةَcenneteمَعَile birlikteالْأَبْرَارِ،iyilerبِشَفَاعَةِşefaatiyleنَبِيِّكَPeygamberininالْمُخْتَارِ،seçkinأٰم۪ينَaminوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Allah'ım! Seçkin Peygamberinin şefaatiyle bizi iyilerle birlikte cennete koy. Amin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

Bundan sonra Haşr suresindeki şu ayetler okunur.

Haşr Sûresinin Sonuاٰخِرُ سُورَةِ الْحَشْرِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

لَا يَسْتَو۪ۤي اَصْحَابُ النَّارِ وَاَصْحَابُ الْجَنَّةِۘ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَۤائِزُونَ ﴿٢٠﴾
لَا
değildir
يَسْتَو۪ۤي
eşit
اَصْحَابُ
halkı
النَّارِ
ateş
وَاَصْحَابُ
ve halkı
الْجَنَّةِۘ
cennet
اَصْحَابُ
halkı
الْجَنَّةِ
cennet
هُمُ
onlar
الْفَۤائِزُونَ
kazananlardır
﴿٢٠﴾

20Cehennemliklerle cennetlikler elbette bir olmaz. Felah ve başarıya erenler, cennetliklerdir.

20Ateş’in ehli ile Cennet ehli elbette bir olmaz. Cennet ehli, işte onlardır gerçekten murada eren ve kazananlar. (Haşr, 20)

لَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ لَرَاَيْتَهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللهِۘ وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ ﴿٢١﴾
لَوْ
şayet
اَنْزَلْنَا
Biz indirseydik
هٰذَا
bu
الْقُرْاٰنَ
Kur'an'ı
عَلٰى
—
جَبَلٍ
bir dağa
لَرَاَيْتَهُ
onu görürdün
خَاشِعًا
baş eğmiş
مُتَصَدِّعًا
parçalanmış
مِنْ
—
خَشْيَةِ
tazimden
اللهِۘ
Allah'ın
وَتِلْكَ
ve bu
الْاَمْثَالُ
misalleri
نَضْرِبُهَا
anlatıyoruz
لِلنَّاسِ
insanlara
لَعَلَّهُمْ
umulur ki
يَتَفَكَّرُونَ
düşünürler
﴿٢١﴾

21Eğer Biz bu Kur’ân’ı bir dağın tepesine indirseydik onun, Allah’a tazimi sebebiyle başını eğip parçalandığını görürdün. İşte bunlar birtakım misallerdir ki düşünüp istifade etmeleri için, Biz onları insanlara anlatıyoruz.

21Bu Kur’ân, (öylesine haşmetli, değerli, kıymetli, öylesine önemli mesajlarla yüklü ve öyle bir ma’rifet hazinesidir ki) eğer onu bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, (onca cesametine rağmen) o dağın, Allah’a olan derin saygı ve taziminden dolayı başını eğip parça parça olduğunu görürdün. İnsanlar için böyle temsillerde bulunuyoruz ki sistemlice düşünüp gerekli dersi alsınlar. (Haşr, 21)

هُوَ اللهُ الَّذ۪ي لَۤا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۚ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّح۪يمُ ﴿٢٢﴾
هُوَ
O
اللهُ
Allah'tır
الَّذ۪ي
ki
لَۤا
yoktur
اِلٰهَ
ilah
اِلَّا
başka
هُوَۚ
O'ndan
عَالِمُ
bilir
الْغَيْبِ
görülmeyeni
وَالشَّهَادَةِۚ
ve görüleni
هُوَ
O
الرَّحْمٰنُ
Rahman'dır
الرَّح۪يمُ
Rahim'dir
﴿٢٢﴾

22Allah’tır gerçek İlah! O’ndan başka yoktur ilah. Görünmeyen ve görünen her şeyi bilir. O rahmandır, rahîmdir.

22Allah O’dur ki O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Gaybı da şehadeti de (duyu ötesini de duyuların algı sahasına giren her şeyi de) bilir. O, Rahmân (rahmetiyle her varlığı kuşatan)dır; Rahîm (ayrıca hususî rahmeti de pek bol olan)dır. (Haşr, 22)

هُوَ اللهُ الَّذ۪ي لَۤا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَز۪يزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُۘ سُبْحَانَ اللهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿٢٣﴾
هُوَ
O
اللهُ
Allah'tır
الَّذ۪ي
ki
لَۤا
yoktur
اِلٰهَ
ilah
اِلَّا
başka
هُوَۚ
O'ndan
اَلْمَلِكُ
Melik'tir
الْقُدُّوسُ
Kuddüs'tür
السَّلَامُ
Selam'dır
الْمُؤْمِنُ
Mü'min'dir
الْمُهَيْمِنُ
Müheymin'dir
الْعَز۪يزُ
Aziz'dir
الْجَبَّارُ
Cebbar'dır
الْمُتَكَبِّرُۘ
Mütekebbir'dir
سُبْحَانَ
münezzehtir
اللهِ
Allah
عَمَّا
—
يُشْرِكُونَ
ortak koşmalarından
﴿٢٣﴾

23Allah’tır gerçek İlah! O’ndan başka yoktur ilah! O Melik’tir, Kuddûs’tür, Selâm’dır, Mü’min’dir, Müheymin’dir, Aziz’dir, Cebbar’dır, Mütekebbir’dir. Allah, müşriklerin iddialarından münezzeh ve yücedir.

23Allah O’dur ki O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Melik (varlık üzerinde mutlak hâkim)dir; Kuddûs (Kendisi her türlü eksik ve lekeden uzak olduğu gibi kâinatı da daima tertemiz tutan)dır; Selâm (kurtuluş ve esenliğin mutlak kaynağı)dır; Mü’min (şüpheleri giderip imanı bahşeden ve tam emniyet veren)dir; Müheymin (bütün varlık üzerinde gözetleyici, koruyucu)dur; Azîz (mutlak izzet ve ululuk sahibi, her işte mutlak üstün ve galip)tir; Cebbâr (varlığı hükmü altında tutan, haksızlığı giderip hakkı sahibine veren)dir; Mütekebbir (mutlak büyüklüğe ve büyüklüğünü ilan etmeye tek hak sahibi)dir. Allah, kulların Kendisi’ne koştuğu şirkten mutlak manada münezzehtir. (Haşr, 23)

Açıklama (SY)

O Melik’tir: kâinatın gerçek hükümdarıdır.

Kuddûs’tur: bütün eksiklerden uzak ve yücedir.

Selâm’dır: Kusurlardan salim olup yaratıklarına esenlik verendir.

Mü’min’dir: Güvenlik verendir.

Muheymin’dir: Her şeyin üzerinde gözetip kollayandır.

Aziz’dir: Üstün kudret sahibi, mutlak galiptir.

Cebbar’dır: Yaratıklarının hallerini ve işlerini düzelten ve iradesi ile onları istediği şekilde yönetendir.

Mütekebbir’dir: Büyükler büyüğüdür.

هُوَ اللهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَۤاءُ الْحُسْنٰىۘ يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ﴿٢٤﴾
هُوَ
O
اللهُ
Allah
الْخَالِقُ
Halik'tir
الْبَارِئُ
Bari'dir
الْمُصَوِّرُ
Musavvir'dir
لَهُ
O'nundur
الْاَسْمَۤاءُ
isimler
الْحُسْنٰىۘ
en güzel
يُسَبِّحُ
tesbih ederler
لَهُ
O'nu
مَا
bulunanlar
فِي
—
السَّمٰوَاتِ
göklerde
وَالْاَرْضِۚ
ve yerde
وَهُوَ
ve O
الْعَز۪يزُ
Aziz'dir
الْحَك۪يمُ
Hakim'dir
﴿٢٤﴾

24Allah o gerçek İlahtır ki Halık’tır, Bârî’dir, Musavvir’dir. Hasılı, en güzel isimler ve vasıflar O’nundur. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O’nu tesbih ve tenzih eder. O, azizdir, hakimdir.

24Allah O’dur ki Hâlık (yegâne Yaratıcı)dır; Bârî (pak, ortaklar edinmekten mutlak manada uzak Yaratıcı)dır; Musavvir (her varlığa ona en uygun şekli veren)dir. O’nundur En Güzel İsimler. Göklerde ve yerde ne varsa O’nu tesbih (O’nun her türlü noksandan ve ortakları bulunmaktan mutlak manada uzak olduğunu ikrar ve ilan) eder. Ve O, Azîz (mutlak izzet ve ululuk sahibi, her işte mutlak üstün ve galip)tir; Hakîm (her hüküm ve icraatında pek çok hikmet bulunan)dır. (Haşr, 24)

Açıklama (SY)

Bâri’dir: Yaratıklarını düzgün ve âhenkli kılandır.

Musavvir’dir: Bütün mahlûklarına özel sûretlerini verendir.

“Her kim sabahleyin üç kere Euzu billahi’s-semîi’l-alîmi mine’ş-şeytani’r-racîm dedikten sonra Haşr sûresinin sonundan üç ayeti okursa, Allah Teâlâ onun emrine yetmiş bin melek verir. Onlar akşama kadar o kimse için dua ederler. “Eğer o gün ölürse şehid olarak vefat etmiş olur. Onları akşamleyin okuyan da aynı durumda sevap alır” (Hadis-i Şerif, Tirmizi).

Öğle Namazı

Öğle Namazı

Öğle namazının farzını kılıp selam verdikten sonra

اَللّٰهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ وَمِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَنْتَSenالسَّلَامُSelam'sınوَمِنْكَve SendendirالسَّلَامُselametتَبَارَكْتَSen yücesinيَاeyذَاsahibiالْجَلَالِcelalوَالْإِكْرَامِve ikram

Allah'ım! Sen Selam'sın, selamet de ancak Sendendir. Sen ne yücesin, ey celal ve ikram sahibi!

denir ve eller kaldırılıp şu salâvat-ı şerife okunur:

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، صَلَاةً تُنْج۪ينَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ الْأَهْوَالِ وَالْاٰفَاتِ، وَتَقْض۪ي لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الْحَاجَاتِ، وَتُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ السَّيِّئَاتِ، وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ أَعْلَى الدَّرَجَاتِ، وَتُبَلِّغُنَا بِهَا أَقْصَى الْغَايَاتِ، مِنْ جَم۪يعِ الْخَيْرَاتِ فِي الْحَيَاةِ وَبَعْدَ الْمَمَاتِ،
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍ،Muhammed'inصَلَاةًöyle bir rahmetle kiتُنْج۪ينَاbizi kurtarasınبِهَاonunlaمِنْ-denجَم۪يعِbütünالْأَهْوَالِkorkularوَالْاٰفَاتِ،ve afetlerوَتَقْض۪يve yerine getiresinلَنَاbizim içinبِهَاonunlaجَم۪يعَbütünالْحَاجَاتِ،ihtiyaçlarıوَتُطَهِّرُنَاve bizi temizleyesinبِهَاonunlaمِنْ-denجَم۪يعِbütünالسَّيِّئَاتِ،günahlarوَتَرْفَعُنَاve bizi yükseltesinبِهَاonunlaعِنْدَكَkatındaأَعْلَىen yüceالدَّرَجَاتِ،derecelereوَتُبَلِّغُنَاve bizi ulaştırasınبِهَاonunlaأَقْصَىen sonالْغَايَاتِ،gayelereمِنْ-denجَم۪يعِbütünالْخَيْرَاتِhayırlarفِي-deالْحَيَاةِhayatوَبَعْدَve sonraالْمَمَاتِ،ölüm

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine öyle bir rahmet eyle ki, onunla bizi bütün korkulardan ve afetlerden kurtarasın; onunla bütün ihtiyaçlarımızı yerine getiresin; onunla bizi bütün günahlardan temizleyesin; onunla bizi katında en yüce derecelere yükseltesin; onunla bizi hayatta ve ölümden sonra bütün hayırlarda en son gayelere ulaştırasın.

أٰم۪ينَ يَا مُج۪يبَ الدَّعَوَاتِ،
أٰم۪ينَaminيَاeyمُج۪يبَkabul edenالدَّعَوَاتِ،duaları

Amin, ey duaları kabul eden!

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
وَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

Son sünnetten sonra şu dua okunur:

سُبْحَانَ اللّٰهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظ۪يمِ
سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllahوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırوَلَاve yokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَاللّٰهُve Allahأَكْبَرُen büyüktürوَلَاve yokturحَوْلَgüçوَلَاve yokturقُوَّةَkuvvetإِلَّاancakبِاللّٰهِAllah iledirالْعَلِيِّAliyالْعَظ۪يمِAzim

Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir. Hamd Allah'adır. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak Aliy ve Azim olan Allah iledir.

Âyetü'l-Kürsî

Sonra Ayetü'l-Kürsî okunur:

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَللهُ لَۤا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۘ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۘ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُۤ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۘ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ۤ اِلَّا بِمَا شَۤاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُۧدُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ ﴿٢٥٥﴾
اَللهُ
Allah (ki)
لَۤا
yoktur
اِلٰهَ
ilah
اِلَّا
başka
هُوَۚ
O'ndan
اَلْحَيُّ
Hayy'dır
الْقَيُّومُۚ
Kayyum'dur
لَا
—
تَأْخُذُهُ
O'nu tutmaz
سِنَةٌ
ne bir uyuklama
وَلَا
ve ne de
نَوْمٌۘ
bir uyku
لَهُ
O'nundur
مَا
ne
فِي
varsa
السَّمٰوَاتِ
göklerde
وَمَا
ve ne
فِي
varsa
الْاَرْضِۘ
yerde
مَنْ
—
ذَا
kimdir
الَّذ۪ي
ki
يَشْفَعُ
şefaat edebilir
عِنْدَهُۤ
kendisinin katında
اِلَّا
dışında
بِاِذْنِه۪ۘ
O'nun izni
يَعْلَمُ
bilir
مَا
olanı
بَيْنَ
—
اَيْد۪يهِمْ
onların önünde
وَمَا
ve olanı
خَلْفَهُمْۚ
arkalarında
وَلَا
—
يُح۪يطُونَ
kavrayamazlar
بِشَيْءٍ
hiçbir şey
مِنْ
—
عِلْمِه۪ۤ
O'nun ilminden
اِلَّا
dışında
بِمَا
şeyler
شَۤاءَۚ
dilediği
وَسِعَ
kaplamıştır
كُرْسِيُّهُ
O'nun Kürsüsü
السَّمٰوَاتِ
gökleri
وَالْاَرْضَۚ
ve yeri
وَلَا
—
يَؤُۧدُهُ
O'na ağır gelmez
حِفْظُهُمَاۚ
onları koruyup gözetmek
وَهُوَ
O
الْعَلِيُّ
Aliy'dir
الْعَظ۪يمُ
Azim'dir
﴿٢٥٥﴾

255Allah o İlâhtır ki Kendisinden başka ilâh yoktur. Haydır, Kayyûm'dur, Kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür.

255Allah: yoktur O’ndan başka ilâh. Hayy (ezelî-ebedî mutlak hayat sahibi)dir, Kayyûm (varlığı hem Kendi’nden hem de kendi kendine kaim olan)dır. Ne gaflet ve uyuklama basar O’nu, ne de uyku. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Kim vardır ki O’nun huzurunda O’nun izni olmadan bir başkası için şefaatte bulunabilsin? Yarattıklarının önündekini arkasındakini, geçmişlerini geleceklerini, bildiklerini ve bilmediklerini bilir; onlar ise O’nun İlmi’nden dilediğinin ötesinde hiçbir şeyi kavrayamazlar. (Mutlak hüküm ve hâkimiyetinin tecelligâhı olan) Kürsü’sü, gökleri ve yeri tamamen kuşatmıştır; gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na asla ağır gelmez. Ve Aliyy (mutlak yüce olan)dır O ve Azîm (mutlak azamet sahibi). (Bakara, 255)

Açıklama (SY)

Hay: Her zaman var olan, diri olan, ezelî ve ebedî hayat sahibi.

Kayyûm: Kendi zâtı ile var olup, zeval bulmayan ve bütün kâinatı varlıkta tutup onları yöneten, demektir.

Bu âyete Âyetü’l-kürsî denilir. Bu âyet, Allah’ın hükümranlığının son derece açık ve özet bir anlatımını ihtiva eder. Fazilet ve sevabına dair hadisler vardır. Ezcümle: “Kur’ân’da en büyük âyet, Âyetü’l-kürsî’dir. Bunu kim okursa Allah o saat bir melek gönderir, ertesi güne kadar iyiliklerini yazar ve günahlarını siler. İçinde okunduğu evi şeytan otuz gün terk eder. O eve kırk gün sihir ve sihirbaz giremez. Ey Ali! Bunu evladına, ailene ve komşularına öğret”

Tesbihat

Daha sonra:

سُبْحَانَ اللّٰهِ ٣٣
سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllah٣٣

Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ٣٣
اَلْحَمْدُhamdلِلّٰهِAllah'adır٣٣

Hamd Allah'adır.

اَللّٰهُ أَكْبَرُ ٣٣
اَللّٰهُAllahأَكْبَرُen büyüktür٣٣

Allah en büyüktür.

denilir ve şu dua okunur:

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْي۪ي وَيُم۪يتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ وَإِلَيْهِ الْمَص۪يرُ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَحْدَهُO tektirلَاyokturشَر۪يكَortağıلَهُ،O'nunلَهُO'nundurالْمُلْكُmülkوَلَهُve O'nundurالْحَمْدُhamdيُحْي۪يdiriltirوَيُم۪يتُve öldürürوَهُوَve OحَيٌّHayy'dırلَاaslaيَمُوتُölmezبِيَدِهِO'nun elindedirالْخَيْرُhayırوَهُوَve Oعَلٰىüzerineكُلِّherشَيْءٍşeyقَد۪يرٌkadirdirوَإِلَيْهِve O'nadırالْمَص۪يرُdönüş

Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundur. Diriltir ve öldürür. O Hayy'dır, asla ölmez. Hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir. Dönüş de O'nadır.

Akabinde namaz duası yapılır. Duadan sonra bir defa

فَاعْلَمْ أَنَّهُ
فَاعْلَمْbil kiأَنَّهُşüphesiz

Bil ki şüphesiz… (Muhammed, 19)

ve 33 defa da

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tan

Allah'tan başka ilah yoktur.

denir. Otuz üçüncüsünde

مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مُحَمَّدٌMuhammedرَسُولُResulüdürاللّٰهِAllah'ınصَلَّىsalat etsinاللّٰهُAllahتَعَالٰىyüceعَلَيْهِonaوَسَلَّمَve selam etsin

Muhammed Allah'ın Resulüdür. Yüce Allah ona salat ve selam etsin.

ilave edildikten sonra aşağıdaki dualar okunur.

Salavat-ı Şerife
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmanالرَّح۪يمِRahim

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

اِنَّ اللهَ وَمَلٰۤئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّۘ يَۤا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا ﴿٥٦﴾
اِنَّ
şüphesiz
اللهَ
Allah
وَمَلٰۤئِكَتَهُ
ve melekleri
يُصَلُّونَ
salat etmektedir
عَلَى
üzerine
النَّبِيِّۘ
Peygamber
يَۤا
—
اَيُّهَا
Ey
الَّذ۪ينَ
kimseler
اٰمَنُوا
iman edenler
صَلُّوا
siz de salat edin
عَلَيْهِ
ona
وَسَلِّمُوا
ve selam edin
تَسْل۪يمًا
içtenlikle
﴿٥٦﴾

56Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber'e hep salat (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.

56Allah, (Peygamberliğin zirve temsilcisi O) Peygamber’e her zaman hususî rahmetiyle muamele eder ve onu yüceltir; melekleri ise (O’nun kendisi için takdir edilmiş bulunan Makam-ı Mahmud’a, Allah tarafından övülme makamına yükselmesi ve dininin zaferi için) ona daima dua ederler. Ey iman edenler! Siz de onu sevin, tam bir sadakat ve samimiyetle ona tâbi olun ve Allah’ın rahmet ve selâmı ona olsun diye dua edin ve tam bir teslimiyetle onun yolunu izlemeye bakın. (Ahzâb, 56)

Açıklama (SY)

Allah’ın salatı: Nebîsini rahmetine mazhar etmesi, onun şanını yüceltmesidir. Meleklerin salatı Hz. Peygamber’in şanını yüceltme, müminler için duadır. Müminlerin salatı da, duadır. Selamları ise ona güven verme, ona kendileri tarafından vâki olabilecek zarar, saygısızlık gibi olumsuz durumlardan teminat verme anlamına gelir.

Demek ki salatu selâm, Hz. Peygamber’in Allah Teâlâ tarafından getirdiği ne kadar ahkâm varsa hepsini kabul edip, devamlı sûrette ona verilen biati yenileme mânâsına gelir. Evet, her salavat bir tecdid-i biattir.

Hatıra gelen bir soru da, Hz. Peygamber’in salata, dua ve rahmete ihtiyacı olmadığı halde bunun üzerinde önemle durmanın sebebidir. Cevap olarak şöyle denilebilir: Ümmetin Hz. Resulullaha ihtiyacı fazladır. Hele bu ihtiyaç, uzun ve tehlikeli, meşakkatli âhiret hallerinde son derece fazla olacaktır. Resul-i Ekrem (a.s.m)’ın bu itibarı, tabir caiz ise Allah Teâlâ nezdindeki bu kıymeti, ne kadar artarsa, -tabir mazur görülürse- bu fon ne kadar büyürse bu imkânların kullanılması o derece fazlalaşacaktır. Her bir Müslüman'ın ondan istifadesi daha da artacaktır. Demek ki salavat, nihayetsiz ümmetin, nihayetsiz ihtiyaçları ile ilgili olduğu için, ne kadar yapılsa yeridir.

Ayrıca salavatla müminler Hz. Peygamber’e karşı görevlerini daha sık hatırlamakta, onun buyruklarıyla irtibata geçme ve ona olan sevgilerini artırma vesilesi bulmaktadırlar.

لَبَّيْكَ
لَبَّيْكَemrindeyim

Emrine amadeyim!

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokçaكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et, pek çok selam et.

صَلِّ وَسَلِّمْ يَا رَبِّ عَلٰى حَب۪يبِكَ مُحَمَّدٍ وَعَلٰى جَم۪يعِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَل۪ينَ
صَلِّrahmet etوَسَلِّمْve selam etيَاeyرَبِّRabbimعَلٰىüzerineحَب۪يبِكَHabibinمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineجَم۪يعِbütünالْأَنْبِيَاءِpeygamberlerinوَالْمُرْسَل۪ينَve resullerin

Ey Rabbim! Habibin Muhammed'e, bütün peygamberlere ve resullere rahmet ve selam eyle.

وَعَلٰى أٰلِ كُلٍّ وَصَحْبِ كُلٍّ أَجْمَع۪ينَ أٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
وَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiكُلٍّher birininوَصَحْبِve ashabıكُلٍّher birininأَجْمَع۪ينَhepsininأٰم۪ينَaminوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Her birinin ailesine ve ashabına, hepsine de (rahmet ve selam eyle). Amin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyرَسُولَResulüاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın Resulü! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا حَب۪يبَ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyحَب۪يبَHabibiاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın Habibi! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا أَم۪ينَ وَحْيِ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyأَم۪ينَeminiوَحْيِvahyininاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın vahyinin emini! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِهِ وَأَصْحَابِهِ، بِعَدَدِ أَوْرَاقِ الْأَشْجَارِ، وَأَمْوَاجِ الْبِحَارِ، وَقَطَرَاتِ الْأَمْطَارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etوَسَلِّمْve selam etوَبَارِكْve bereket verعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِهِailesiوَأَصْحَابِهِ،ve ashabıبِعَدَدِsayısıncaأَوْرَاقِyapraklarıالْأَشْجَارِ،ağaçlarınوَأَمْوَاجِve dalgalarıالْبِحَارِ،denizlerinوَقَطَرَاتِve damlalarıالْأَمْطَارِyağmurların

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e, ailesine ve ashabına ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları sayısınca rahmet, selam ve bereket ver.

وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَالْطُفْ بِنَا وَبِأُسْتَاذِنَا سَع۪يدِ النُّورْسِي رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ وَوَالِد۪ينَا وَبِطَلَبَةِ رَسَائِلِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ،
وَاغْفِرْve bağışlaلَنَاbiziوَارْحَمْنَاve bize merhamet etوَالْطُفْve lütfetبِنَاbizeوَبِأُسْتَاذِنَاve üstadımızaسَع۪يدِSaidالنُّورْسِيNursi'yeرَضِيَrazı olsunاللّٰهُAllahعَنْهُondanوَوَالِد۪ينَاve anne babamızaوَبِطَلَبَةِve talebelerineرَسَائِلِRisale-iالنُّورِNur'unالصَّادِق۪ينَ،sadık

Bizi bağışla, bize merhamet et; bize, Üstadımız Said Nursi'ye —Allah ondan razı olsun—, anne babamıza ve sadık Risale-i Nur talebelerine lütfet.

يَا إِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ
يَاeyإِلٰهَنَاİlahımızبِكُلِّher biriyleصَلَاةٍsalatınمِنْهَا،onlardanأَشْهَدُşahitlik ederimأَنْkiلَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَأَشْهَدُve şahitlik ederimأَنَّkiمُحَمَّدًاMuhammedرَسُولُResulüdürاللّٰهِAllah'ın

Ey İlahımız! O salatların her biriyle şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın Resulüdür.

صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
صَلَّىsalat etsinاللّٰهُAllahتَعَالٰىyüceعَلَيْهِonaوَسَلَّمَve selam etsin

Yüce Allah ona salat ve selam etsin.

Duâ-i İsm-i Âzamدُعَاءُ الْاِسْمِ الْاَعْظَمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

يَا جَم۪يلُ يَا اَللّٰهُ يَا قَر۪يبُ يَا اَللّٰهُ يَا مُج۪يبُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyجَم۪يلُCemilيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyقَر۪يبُKaribيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمُج۪يبُMücibيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Cemil, ey Allah! Ey Karib, ey Allah! Ey Mücib, ey Allah!

يَا حَب۪يبُ يَا اَللّٰهُ يَا رَؤُوفُ يَا اَللّٰهُ يَا عَطُوفُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyحَب۪يبُHabibيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyرَؤُوفُRaufيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyعَطُوفُAtufيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Habib, ey Allah! Ey Rauf, ey Allah! Ey Atuf, ey Allah!

يَا مَعْرُوفُ يَا اَللّٰهُ يَا لَط۪يفُ يَا اَللّٰهُ يَا عَظ۪يمُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyمَعْرُوفُMarufيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyلَط۪يفُLatifيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyعَظ۪يمُAzimيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Maruf, ey Allah! Ey Latif, ey Allah! Ey Azim, ey Allah!

يَا حَنَّانُ يَا اَللّٰهُ يَا مَنَّانُ يَا اَللّٰهُ يَا دَيَّانُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyحَنَّانُHannanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمَنَّانُMennanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyدَيَّانُDeyyanيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Hannan, ey Allah! Ey Mennan, ey Allah! Ey Deyyan, ey Allah!

يَا سُبْحَانُ يَا اَللّٰهُ يَا أَمَانُ يَا اَللّٰهُ يَا بُرْهَانُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyسُبْحَانُSübhanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyأَمَانُEmanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyبُرْهَانُBürhanيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Sübhan, ey Allah! Ey Eman, ey Allah! Ey Bürhan, ey Allah!

يَا سُلْطَانُ يَا اَللّٰهُ يَا مُسْتَعَانُ يَا اَللّٰهُ يَا مُحْسِنُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyسُلْطَانُSultanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمُسْتَعَانُMüsteanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمُحْسِنُMuhsinيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Sultan, ey Allah! Ey Müstean, ey Allah! Ey Muhsin, ey Allah!

يَا مُتَعَال۪ي يَا اَللّٰهُ يَا رَحْمٰنُ يَا اَللّٰهُ يَا رَح۪يمُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyمُتَعَال۪يMütealيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyرَحْمٰنُRahmanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyرَح۪يمُRahimيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Müteal, ey Allah! Ey Rahman, ey Allah! Ey Rahim, ey Allah!

يَا كَر۪يمُ يَا اَللّٰهُ يَا مَج۪يدُ يَا اَللّٰهُ يَا فَرْدُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyكَر۪يمُKerimيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمَج۪يدُMecidيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyفَرْدُFerdيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Kerim, ey Allah! Ey Mecid, ey Allah! Ey Ferd, ey Allah!

يَا وِتْرُ يَا اَللّٰهُ يَا أَحَدُ يَا اَللّٰهُ يَا صَمَدُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyوِتْرُVitrيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyأَحَدُEhadيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyصَمَدُSamedيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Vitr, ey Allah! Ey Ehad, ey Allah! Ey Samed, ey Allah!

يَا مَحْمُودُ يَا اَللّٰهُ يَا صَادِقَ الْوَعْدِ يَا اَللّٰهُ يَا عَلِيُّ يَا اَللّٰهُ
يَاeyمَحْمُودُMahmudيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyصَادِقَsadıkالْوَعْدِsözüneيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyعَلِيُّAliyيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Mahmud, ey Allah! Ey Sadıku'l-va'd, ey Allah! Ey Aliy, ey Allah!

يَا غَنِيُّ يَا اَللّٰهُ يَا شَاف۪ي يَا اَللّٰهُ يَا كَاف۪ي يَا اَللّٰهُ
يَاeyغَنِيُّGaniyيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyشَاف۪يŞafiيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyكَاف۪يKafiيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Ganiy, ey Allah! Ey Şafi, ey Allah! Ey Kafi, ey Allah!

يَا مُعَاف۪ي يَا اَللّٰهُ يَا بَاق۪ي يَا اَللّٰهُ يَا هَاد۪ي يَا اَللّٰهُ
يَاeyمُعَاف۪يMuafiيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyبَاق۪يBakiيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyهَاد۪يHadiيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Muafi, ey Allah! Ey Baki, ey Allah! Ey Hadi, ey Allah!

يَا قَادِرُ يَا اَللّٰهُ يَا سَاتِرُ يَا اَللّٰهُ يَا قَهَّارُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyقَادِرُKadirيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyسَاتِرُSatirيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyقَهَّارُKahharيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Kadir, ey Allah! Ey Satir, ey Allah! Ey Kahhar, ey Allah!

يَا جَبَّارُ يَا اَللّٰهُ يَا غَفَّارُ يَا اَللّٰهُ يَا فَتَّاحُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyجَبَّارُCebbarيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyغَفَّارُGaffarيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyفَتَّاحُFettahيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Cebbar, ey Allah! Ey Gaffar, ey Allah! Ey Fettah, ey Allah!

okunarak eller kaldırılır ve şöyle dua edilir:

يَا رَبَّ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
يَاeyرَبَّRabbiالسَّمٰوَاتِgöklerinوَالْأَرْضِve yerinيَاeyذَاsahibiالْجَلَالِcelalوَالْإِكْرَامِve ikram

Ey göklerin ve yerin Rabbi! Ey celal ve ikram sahibi!

أَسْأَلُكَ بِحَقِّ هٰذِهِ الْأَسْمَاءِ كُلِّهَا أَنْ تُصَلِّيَ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، وَارْحَمْ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا كَمَا صَلَّيْتَ وَسَلَّمْتَ وَبَارَكْتَ وَرَحِمْتَ وَتَرَحَّمْتَ عَلٰى سَيِّدِنَا إِبْرَاه۪يمَ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا إِبْرَاه۪يمَ فِي الْعَالَم۪ينَ
أَسْأَلُكَSenden isterimبِحَقِّhakkı içinهٰذِهِbuالْأَسْمَاءِisimlerinكُلِّهَاhepsininأَنْ-meniتُصَلِّيَrahmet etmeniعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍ،Muhammed'inوَارْحَمْve merhamet etسَيِّدَنَاefendimizمُحَمَّدًاMuhammed'eكَمَاgibiصَلَّيْتَrahmet ettiğinوَسَلَّمْتَve selam ettiğinوَبَارَكْتَve bereket verdiğinوَرَحِمْتَve merhamet ettiğinوَتَرَحَّمْتَve acıyıp esirgediğinعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizإِبْرَاه۪يمَİbrahimوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizإِبْرَاه۪يمَİbrahim'inفِي-deالْعَالَم۪ينَalemler

Bu isimlerin hepsinin hakkı için Senden isterim: Alemlerde Efendimiz İbrahim'e ve Efendimiz İbrahim'in ailesine rahmet, selam ve bereket verdiğin, merhamet edip esirgediğin gibi, Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine de rahmet et ve Efendimiz Muhammed'e merhamet eyle.

رَبَّنَا إِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ
رَبَّنَاRabbimizإِنَّكَşüphesiz Senحَم۪يدٌHamid'sinمَج۪يدٌMecid'sin

Rabbimiz! Şüphesiz Sen Hamid'sin, Mecid'sin.

بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ
بِرَحْمَتِكَrahmetinleيَاeyأَرْحَمَen merhametlisiالرَّاحِم۪ينَmerhametlilerin

Rahmetinle, ey merhametlilerin en merhametlisi!

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
وَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

sonra Fetih suresindeki şu ayetler okunur:

Fetih Sûresinin Sonuاٰخِرُ سُورَةِ الْفَتْحِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

لَقَدْ صَدَقَ اللهُ رَسُولَهُ الرُّءْيَا بِالْحَقِّۚ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ اِنْ شَۤاءَ اللهُ اٰمِن۪ينَۙ مُحَلِّق۪ينَ رُؤُۧسَكُمْ وَمُقَصِّر۪ينَۙ لَا تَخَافُونَۘ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ فَتْحًا قَر۪يبًا ﴿٢٧﴾
لَقَدْ
andolsun
صَدَقَ
tasdik etti
اللهُ
Allah
رَسُولَهُ
Resulünün
الرُّءْيَا
rüyasını
بِالْحَقِّۚ
hak ile
لَتَدْخُلُنَّ
gireceksiniz
الْمَسْجِدَ
Mescid-i
الْحَرَامَ
Haram'a
اِنْ
eğer
شَۤاءَ
dilerse
اللهُ
Allah
اٰمِن۪ينَۙ
güven içinde
مُحَلِّق۪ينَ
traş ederek
رُؤُۧسَكُمْ
başlarınızı
وَمُقَصِّر۪ينَۙ
ve(ya) kısaltarak
لَا
—
تَخَافُونَۘ
korkmadan
فَعَلِمَ
böylece bildi
مَا
şeyi
لَمْ
—
تَعْلَمُوا
sizin bilmediğiniz
فَجَعَلَ
ve kıldı
مِنْ
—
دُونِ
başka
ذٰلِكَ
bundan
فَتْحًا
bir zafer
قَر۪يبًا
yakın
﴿٢٧﴾

27Allah, Resulü'nün rüyasını elbette doğru çıkaracaktır. İnşaallah siz kiminiz başını tıraş ettirmiş, kiminiz saçlarını kısaltmış olarak, Mescid-i Haram’a korkmaksızın tam bir güvenlik içinde gireceksiniz. Ama Allah sizin bilemediğiniz şeyleri bildiğinden, ondan önce, yakın bir zafer nasib etti.

27Gerçek şu ki Allah, Rasûlü’nün gördüğünü tasdik eder ve onu mutlaka gerçekleştirecektir. İnşaallah tam bir emniyet içinde mutlaka Mescid–i Haram’a gireceksiniz; kiminiz saçlarınızı tamamen kestirecek, kiminiz ise kısaltacaksınız, bütün bunları yerine getirirken hiçbir korku da duymayacaksınız. Ama Allah sizin bilmediklerinizi bildiği içindir ki ondan önce size pek yakın bir zafer nasip buyurdu. (Fetih, 27)

Açıklama (SY)

Sefere çıkmadan önce Hz. Peygamber, rüyasında ashabı ile güven içinde umre yaparak Mekke’ye girdiklerini görmüş ve bunu anlatmıştı. Hudeybiye’den dönerken beklentilerini bulamayınca üzüldüler. Münâfıklar ise şüpheye düşüp bazı imalarda bulunup halkın manevîyatını sarsmaya başladılar. Oysa Peygamberimizin rüyasında “bu yıl” olacağına dair işaret yoktu. Allah Teâlâ bu âyetle, bu zaferin kesin olarak vuku bulacağını gaybî bir haber olarak bildirmektedir. Bu söz ertesi yıl hicri 7. yılda zilkade ayında gerçekleşmiş, “Kaza edilen Umre” (Umret’ul-kadâ) diye tarihe geçmiştir.

هُوَ الَّذ۪ۤي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ۘ وَكَفٰى بِاللهِ شَه۪يدًاۘ ﴿٢٨﴾
هُوَ
O
الَّذ۪ۤي
—
اَرْسَلَ
gönderendir
رَسُولَهُ
Resulünü
بِالْهُدٰى
hidayet ile
وَد۪ينِ
ve din ile
الْحَقِّ
hak
لِيُظْهِرَهُ
onu üstün kılmak için
عَلَى
—
الدّ۪ينِ
dinlere
كُلِّه۪ۘ
bütün
وَكَفٰى
ve yeter
بِاللهِ
Allah
شَه۪يدًاۘ
şahit olarak
﴿٢٨﴾

28Bütün dinlere üstün kılmak için Resulünü hidâyet ve hak dinle gönderen O’dur. Buna şahit olarak Allah yeter.

28O Allah ki Rasûl’ünü doğrunun ve doğruya giden yolun ta kendisiyle ve (adalet, hakkaniyet ve doğruluk üzerine oturan) Hak Din’le gönderdi ki o Hak Din’e başka her din ve sistemin üstünde bir mevki versin. (Va’dinin doğruluğuna ve Rasûl’ünün risaletinin hakkaniyetine) Şahit olarak Allah yeter. (Fetih, 28)

Açıklama (SY)

Hudeybiye seferi hakkındaki âyetlerin peşinden Hz. Muhammed (a.s.)’ın risaletini vurgulayan bu âyetin indirilmesinin bir hikmeti de şudur: Anlaşma akdi yazılırken Mekke müşriklerinin ısrarı üzerine “Allah’ın Resûlü” sıfatını Efendimiz silmişti: İşte buna ima ederek Allah Teâlâ sanki şöyle buyurmaktadır: “Onun Allah’ın Resulü olduğunda en ufak bir tereddüt yoktur. Bir kısım insanların inanmamaları bu gerçeği değiştirmez. Allah’ın ona şahitlik edip desteklemesi yeter de artar.”

مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِۘ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُۤ اَشِدَّۤاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَۤاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللهِ وَرِضْوَانًاۘ س۪يمَاهُمْ ف۪ي وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِۘ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِۚۛ وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِۗۛ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْئَهُۧ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَۘ وَعَدَ اللهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا ﴿٢٩﴾
مُحَمَّدٌ
Muhammed
رَسُولُ
Resulüdür
اللهِۘ
Allah'ın
وَالَّذ۪ينَ
ve bulunanlar
مَعَهُۤ
onun yanında
اَشِدَّۤاءُ
çetin
عَلَى
karşı
الْكُفَّارِ
kâfirlere
رُحَمَۤاءُ
merhametlidirler
بَيْنَهُمْ
birbirlerine karşı
تَرٰيهُمْ
onları görürsün
رُكَّعًا
rüku' ederek
سُجَّدًا
secde ederek
يَبْتَغُونَ
aradıklarını
فَضْلًا
bir lütuf
مِنَ
—
اللهِ
Allah'tan
وَرِضْوَانًاۘ
ve rızasını
س۪يمَاهُمْ
alametleri vardır
ف۪ي
—
وُجُوهِهِمْ
yüzlerinde
مِنْ
—
اَثَرِ
izinden
السُّجُودِۘ
secde
ذٰلِكَ
şöyledir
مَثَلُهُمْ
onların sıfatları
فِي
—
التَّوْرٰيةِۚۛ
Tevrat'taki
وَمَثَلُهُمْ
ve sıfatları
فِي
—
الْاِنْج۪يلِۗۛ
İncil'deki
كَزَرْعٍ
bir ekin gibidir
اَخْرَجَ
çıkaran
شَطْئَهُۧ
filizini
فَاٰزَرَهُ
onu kuvvetlendiren
فَاسْتَغْلَظَ
sonra kalınlaşan
فَاسْتَوٰى
derken dikilen
عَلٰى
üstüne
سُوقِه۪
gövdesinin
يُعْجِبُ
hoşuna gider
الزُّرَّاعَ
ekincilerin
لِيَغ۪يظَ
öfkelendirsin diye
بِهِمُ
onlara karşı
الْكُفَّارَۘ
kâfirleri
وَعَدَ
vadetmiştir
اللهُ
Allah
الَّذ۪ينَ
—
اٰمَنُوا
iman edenlere
وَعَمِلُوا
ve yapanlara
الصَّالِحَاتِ
salih ameller
مِنْهُمْ
onlardan
مَغْفِرَةً
mağfiret
وَاَجْرًا
ve mükafat
عَظ۪يمًا
büyük
﴿٢٩﴾

29Muhammed Allah’ın resulüdür. Onun beraberindeki müminler de kâfirlere karşı şiddetli olup kendi aralarında şefkatlidirler. Sen onları rükû ederken, secde ederken, Allah’tan lütuf ve rıza ararken görürsün. Onların alâmeti, yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıdır. Bunlar, Tevrat’taki sıfatları olup İncîl’deki meselleri ise şöyledir: Öyle bir ekin ki filizini çıkarmış, sonra da onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış da artık gövdesi üzerinde doğrulmuş. Öyle ki ekicilerin hoşuna gider, kâfirleri de öfkelendirir. İşte böylece Allah, onlar gibi iman edip yararlı işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

29Muhammed, Allah’ın Rasûlü’dür. Onun maıyyetinde bulunanlar, kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları rükûda, secdede, daima Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk ararken görürsün. Onların alâmeti, yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıdır. Bunlar, onların Tevrat’taki sıfatlarıdır. İncil’de ise şöyle anlatılırlar: Öyle bir ekin gibi ki filizini çıkarmış sonra onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış da gövdesi üzerinde yükselmiştir. Kendisini ekenleri hayrete düşürürken, kâfirleri ise öfkeden yutkundurmaktadır. Allah, o (Medine toplumu içinde) iman edip, imanları istikametinde sağlam, yerinde ve ıslaha yönelik işler yapanlara (sürprizlerle dolu) bir mağfiret ve çok büyük bir mükâfat va’detmiştir. (Fetih, 29)

Açıklama (SY)

Ashabın kâfirlere karşı sert olmaları, onların kâfirlere haşin ve kaba davranmaları mânasına gelmeyip imanlarının sağlamlığı, prensiplerinin kesinliği, dürüst ve düzenli hayatları sebebiyle kâfirlerin onları kolay kolay baş eğdirememeleri, korku vererek sindirememeleri, onları menfaat ve şehvetlerle satın alamayacakları, kolay bir lokma halinde dişleri arasında öğütemeyecekleri mânasına gelir.

Secde izi, maddî alanda görülebilen yuvarlak iz değildir. Müminin Allah’a yönelmesi neticesinde elde ettiği ruh yüceliği, güzel ahlâk, vakar ve takvâ halidir. Öyle ki onları gören insanlar bunu sezerler. Nitekim İmam Malik, Suriye’yi fetheden ashab hakkında oranın Hıristiyan halkının şöyle söylediklerini nakleder: “Bunlar, Hz. Îsâ’nın havarîleri hakkında bildiğimiz o yüce meziyetleri ve üstün değerleri taşıyan insanlar.”

İkindi Namazı

İkindi Namazı

İkindi namazının farzını kılıp selam verdikten sonra

اَللّٰهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ وَمِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَنْتَSenالسَّلَامُSelam'sınوَمِنْكَve SendendirالسَّلَامُselametتَبَارَكْتَSen yücesinيَاeyذَاsahibiالْجَلَالِcelalوَالْإِكْرَامِve ikram

Allah'ım! Sen Selam'sın, selamet de ancak Sendendir. Sen ne yücesin, ey celal ve ikram sahibi!

denir ve eller kaldırılıp şu salâvat-ı şerife okunur:

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، صَلَاةً تُنْج۪ينَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ الْأَهْوَالِ وَالْاٰفَاتِ، وَتَقْض۪ي لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الْحَاجَاتِ، وَتُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ السَّيِّئَاتِ، وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ أَعْلَى الدَّرَجَاتِ، وَتُبَلِّغُنَا بِهَا أَقْصَى الْغَايَاتِ، مِنْ جَم۪يعِ الْخَيْرَاتِ فِي الْحَيَاةِ وَبَعْدَ الْمَمَاتِ،
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍ،Muhammed'inصَلَاةًöyle bir rahmetle kiتُنْج۪ينَاbizi kurtarasınبِهَاonunlaمِنْ-denجَم۪يعِbütünالْأَهْوَالِkorkularوَالْاٰفَاتِ،ve afetlerوَتَقْض۪يve yerine getiresinلَنَاbizim içinبِهَاonunlaجَم۪يعَbütünالْحَاجَاتِ،ihtiyaçlarıوَتُطَهِّرُنَاve bizi temizleyesinبِهَاonunlaمِنْ-denجَم۪يعِbütünالسَّيِّئَاتِ،günahlarوَتَرْفَعُنَاve bizi yükseltesinبِهَاonunlaعِنْدَكَkatındaأَعْلَىen yüceالدَّرَجَاتِ،derecelereوَتُبَلِّغُنَاve bizi ulaştırasınبِهَاonunlaأَقْصَىen sonالْغَايَاتِ،gayelereمِنْ-denجَم۪يعِbütünالْخَيْرَاتِhayırlarفِي-deالْحَيَاةِhayatوَبَعْدَve sonraالْمَمَاتِ،ölüm

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine öyle bir rahmet eyle ki, onunla bizi bütün korkulardan ve afetlerden kurtarasın; onunla bütün ihtiyaçlarımızı yerine getiresin; onunla bizi bütün günahlardan temizleyesin; onunla bizi katında en yüce derecelere yükseltesin; onunla bizi hayatta ve ölümden sonra bütün hayırlarda en son gayelere ulaştırasın.

أٰم۪ينَ يَا مُج۪يبَ الدَّعَوَاتِ،
أٰم۪ينَaminيَاeyمُج۪يبَkabul edenالدَّعَوَاتِ،duaları

Amin, ey duaları kabul eden!

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
وَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

Bundan sonra şu dua okunur:

سُبْحَانَ اللّٰهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظ۪يمِ
سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllahوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırوَلَاve yokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَاللّٰهُve Allahأَكْبَرُen büyüktürوَلَاve yokturحَوْلَgüçوَلَاve yokturقُوَّةَkuvvetإِلَّاancakبِاللّٰهِAllah iledirالْعَلِيِّAliyالْعَظ۪يمِAzim

Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir. Hamd Allah'adır. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak Aliy ve Azim olan Allah iledir.

Âyetü'l-Kürsî

Bundan sonra Ayetü'l-Kürsî okunur:

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَللهُ لَۤا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۘ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۘ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُۤ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۘ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ۤ اِلَّا بِمَا شَۤاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُۧدُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ ﴿٢٥٥﴾
اَللهُ
Allah (ki)
لَۤا
yoktur
اِلٰهَ
ilah
اِلَّا
başka
هُوَۚ
O'ndan
اَلْحَيُّ
Hayy'dır
الْقَيُّومُۚ
Kayyum'dur
لَا
—
تَأْخُذُهُ
O'nu tutmaz
سِنَةٌ
ne bir uyuklama
وَلَا
ve ne de
نَوْمٌۘ
bir uyku
لَهُ
O'nundur
مَا
ne
فِي
varsa
السَّمٰوَاتِ
göklerde
وَمَا
ve ne
فِي
varsa
الْاَرْضِۘ
yerde
مَنْ
—
ذَا
kimdir
الَّذ۪ي
ki
يَشْفَعُ
şefaat edebilir
عِنْدَهُۤ
kendisinin katında
اِلَّا
dışında
بِاِذْنِه۪ۘ
O'nun izni
يَعْلَمُ
bilir
مَا
olanı
بَيْنَ
—
اَيْد۪يهِمْ
onların önünde
وَمَا
ve olanı
خَلْفَهُمْۚ
arkalarında
وَلَا
—
يُح۪يطُونَ
kavrayamazlar
بِشَيْءٍ
hiçbir şey
مِنْ
—
عِلْمِه۪ۤ
O'nun ilminden
اِلَّا
dışında
بِمَا
şeyler
شَۤاءَۚ
dilediği
وَسِعَ
kaplamıştır
كُرْسِيُّهُ
O'nun Kürsüsü
السَّمٰوَاتِ
gökleri
وَالْاَرْضَۚ
ve yeri
وَلَا
—
يَؤُۧدُهُ
O'na ağır gelmez
حِفْظُهُمَاۚ
onları koruyup gözetmek
وَهُوَ
O
الْعَلِيُّ
Aliy'dir
الْعَظ۪يمُ
Azim'dir
﴿٢٥٥﴾

255Allah o İlâhtır ki Kendisinden başka ilâh yoktur. Haydır, Kayyûm'dur, Kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür.

255Allah: yoktur O’ndan başka ilâh. Hayy (ezelî-ebedî mutlak hayat sahibi)dir, Kayyûm (varlığı hem Kendi’nden hem de kendi kendine kaim olan)dır. Ne gaflet ve uyuklama basar O’nu, ne de uyku. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Kim vardır ki O’nun huzurunda O’nun izni olmadan bir başkası için şefaatte bulunabilsin? Yarattıklarının önündekini arkasındakini, geçmişlerini geleceklerini, bildiklerini ve bilmediklerini bilir; onlar ise O’nun İlmi’nden dilediğinin ötesinde hiçbir şeyi kavrayamazlar. (Mutlak hüküm ve hâkimiyetinin tecelligâhı olan) Kürsü’sü, gökleri ve yeri tamamen kuşatmıştır; gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na asla ağır gelmez. Ve Aliyy (mutlak yüce olan)dır O ve Azîm (mutlak azamet sahibi). (Bakara, 255)

Açıklama (SY)

Hay: Her zaman var olan, diri olan, ezelî ve ebedî hayat sahibi.

Kayyûm: Kendi zâtı ile var olup, zeval bulmayan ve bütün kâinatı varlıkta tutup onları yöneten, demektir.

Bu âyete Âyetü’l-kürsî denilir. Bu âyet, Allah’ın hükümranlığının son derece açık ve özet bir anlatımını ihtiva eder. Fazilet ve sevabına dair hadisler vardır. Ezcümle: “Kur’ân’da en büyük âyet, Âyetü’l-kürsî’dir. Bunu kim okursa Allah o saat bir melek gönderir, ertesi güne kadar iyiliklerini yazar ve günahlarını siler. İçinde okunduğu evi şeytan otuz gün terk eder. O eve kırk gün sihir ve sihirbaz giremez. Ey Ali! Bunu evladına, ailene ve komşularına öğret”

Tesbihat

Daha sonra:

سُبْحَانَ اللّٰهِ ٣٣
سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllah٣٣

Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ٣٣
اَلْحَمْدُhamdلِلّٰهِAllah'adır٣٣

Hamd Allah'adır.

اَللّٰهُ أَكْبَرُ ٣٣
اَللّٰهُAllahأَكْبَرُen büyüktür٣٣

Allah en büyüktür.

denilir ve şu dua okunur:

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْي۪ي وَيُم۪يتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ وَإِلَيْهِ الْمَص۪يرُ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَحْدَهُO tektirلَاyokturشَر۪يكَortağıلَهُ،O'nunلَهُO'nundurالْمُلْكُmülkوَلَهُve O'nundurالْحَمْدُhamdيُحْي۪يdiriltirوَيُم۪يتُve öldürürوَهُوَve OحَيٌّHayy'dırلَاaslaيَمُوتُölmezبِيَدِهِO'nun elindedirالْخَيْرُhayırوَهُوَve Oعَلٰىüzerineكُلِّherشَيْءٍşeyقَد۪يرٌkadirdirوَإِلَيْهِve O'nadırالْمَص۪يرُdönüş

Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundur. Diriltir ve öldürür. O Hayy'dır, asla ölmez. Hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir. Dönüş de O'nadır.

Akabinde namaz duası yapılır. Duadan sonra bir defa

فَاعْلَمْ أَنَّهُ
فَاعْلَمْbil kiأَنَّهُşüphesiz

Bil ki şüphesiz… (Muhammed, 19)

ve 33 defa da

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tan

Allah'tan başka ilah yoktur.

denir. Otuz üçüncüsünde

مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مُحَمَّدٌMuhammedرَسُولُResulüdürاللّٰهِAllah'ınصَلَّىsalat etsinاللّٰهُAllahتَعَالٰىyüceعَلَيْهِonaوَسَلَّمَve selam etsin

Muhammed Allah'ın Resulüdür. Yüce Allah ona salat ve selam etsin.

ilave edildikten sonra aşağıdaki dualar okunur.

Salavat-ı Şerife
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmanالرَّح۪يمِRahim

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

اِنَّ اللهَ وَمَلٰۤئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّۘ يَۤا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا ﴿٥٦﴾
اِنَّ
şüphesiz
اللهَ
Allah
وَمَلٰۤئِكَتَهُ
ve melekleri
يُصَلُّونَ
salat etmektedir
عَلَى
üzerine
النَّبِيِّۘ
Peygamber
يَۤا
—
اَيُّهَا
Ey
الَّذ۪ينَ
kimseler
اٰمَنُوا
iman edenler
صَلُّوا
siz de salat edin
عَلَيْهِ
ona
وَسَلِّمُوا
ve selam edin
تَسْل۪يمًا
içtenlikle
﴿٥٦﴾

56Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber'e hep salat (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.

56Allah, (Peygamberliğin zirve temsilcisi O) Peygamber’e her zaman hususî rahmetiyle muamele eder ve onu yüceltir; melekleri ise (O’nun kendisi için takdir edilmiş bulunan Makam-ı Mahmud’a, Allah tarafından övülme makamına yükselmesi ve dininin zaferi için) ona daima dua ederler. Ey iman edenler! Siz de onu sevin, tam bir sadakat ve samimiyetle ona tâbi olun ve Allah’ın rahmet ve selâmı ona olsun diye dua edin ve tam bir teslimiyetle onun yolunu izlemeye bakın. (Ahzâb, 56)

Açıklama (SY)

Allah’ın salatı: Nebîsini rahmetine mazhar etmesi, onun şanını yüceltmesidir. Meleklerin salatı Hz. Peygamber’in şanını yüceltme, müminler için duadır. Müminlerin salatı da, duadır. Selamları ise ona güven verme, ona kendileri tarafından vâki olabilecek zarar, saygısızlık gibi olumsuz durumlardan teminat verme anlamına gelir.

Demek ki salatu selâm, Hz. Peygamber’in Allah Teâlâ tarafından getirdiği ne kadar ahkâm varsa hepsini kabul edip, devamlı sûrette ona verilen biati yenileme mânâsına gelir. Evet, her salavat bir tecdid-i biattir.

Hatıra gelen bir soru da, Hz. Peygamber’in salata, dua ve rahmete ihtiyacı olmadığı halde bunun üzerinde önemle durmanın sebebidir. Cevap olarak şöyle denilebilir: Ümmetin Hz. Resulullaha ihtiyacı fazladır. Hele bu ihtiyaç, uzun ve tehlikeli, meşakkatli âhiret hallerinde son derece fazla olacaktır. Resul-i Ekrem (a.s.m)’ın bu itibarı, tabir caiz ise Allah Teâlâ nezdindeki bu kıymeti, ne kadar artarsa, -tabir mazur görülürse- bu fon ne kadar büyürse bu imkânların kullanılması o derece fazlalaşacaktır. Her bir Müslüman'ın ondan istifadesi daha da artacaktır. Demek ki salavat, nihayetsiz ümmetin, nihayetsiz ihtiyaçları ile ilgili olduğu için, ne kadar yapılsa yeridir.

Ayrıca salavatla müminler Hz. Peygamber’e karşı görevlerini daha sık hatırlamakta, onun buyruklarıyla irtibata geçme ve ona olan sevgilerini artırma vesilesi bulmaktadırlar.

لَبَّيْكَ
لَبَّيْكَemrindeyim

Emrine amadeyim!

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokçaكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et, pek çok selam et.

صَلِّ وَسَلِّمْ يَا رَبِّ عَلٰى حَب۪يبِكَ مُحَمَّدٍ وَعَلٰى جَم۪يعِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَل۪ينَ
صَلِّrahmet etوَسَلِّمْve selam etيَاeyرَبِّRabbimعَلٰىüzerineحَب۪يبِكَHabibinمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineجَم۪يعِbütünالْأَنْبِيَاءِpeygamberlerinوَالْمُرْسَل۪ينَve resullerin

Ey Rabbim! Habibin Muhammed'e, bütün peygamberlere ve resullere rahmet ve selam eyle.

وَعَلٰى أٰلِ كُلٍّ وَصَحْبِ كُلٍّ أَجْمَع۪ينَ أٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
وَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiكُلٍّher birininوَصَحْبِve ashabıكُلٍّher birininأَجْمَع۪ينَhepsininأٰم۪ينَaminوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Her birinin ailesine ve ashabına, hepsine de (rahmet ve selam eyle). Amin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyرَسُولَResulüاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın Resulü! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا حَب۪يبَ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyحَب۪يبَHabibiاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın Habibi! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا أَم۪ينَ وَحْيِ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyأَم۪ينَeminiوَحْيِvahyininاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın vahyinin emini! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِهِ وَأَصْحَابِهِ، بِعَدَدِ أَوْرَاقِ الْأَشْجَارِ، وَأَمْوَاجِ الْبِحَارِ، وَقَطَرَاتِ الْأَمْطَارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etوَسَلِّمْve selam etوَبَارِكْve bereket verعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِهِailesiوَأَصْحَابِهِ،ve ashabıبِعَدَدِsayısıncaأَوْرَاقِyapraklarıالْأَشْجَارِ،ağaçlarınوَأَمْوَاجِve dalgalarıالْبِحَارِ،denizlerinوَقَطَرَاتِve damlalarıالْأَمْطَارِyağmurların

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e, ailesine ve ashabına ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları sayısınca rahmet, selam ve bereket ver.

وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَالْطُفْ بِنَا وَبِأُسْتَاذِنَا سَع۪يدِ النُّورْسِي رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ وَوَالِد۪ينَا وَبِطَلَبَةِ رَسَائِلِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ،
وَاغْفِرْve bağışlaلَنَاbiziوَارْحَمْنَاve bize merhamet etوَالْطُفْve lütfetبِنَاbizeوَبِأُسْتَاذِنَاve üstadımızaسَع۪يدِSaidالنُّورْسِيNursi'yeرَضِيَrazı olsunاللّٰهُAllahعَنْهُondanوَوَالِد۪ينَاve anne babamızaوَبِطَلَبَةِve talebelerineرَسَائِلِRisale-iالنُّورِNur'unالصَّادِق۪ينَ،sadık

Bizi bağışla, bize merhamet et; bize, Üstadımız Said Nursi'ye —Allah ondan razı olsun—, anne babamıza ve sadık Risale-i Nur talebelerine lütfet.

يَا إِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ
يَاeyإِلٰهَنَاİlahımızبِكُلِّher biriyleصَلَاةٍsalatınمِنْهَا،onlardanأَشْهَدُşahitlik ederimأَنْkiلَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَأَشْهَدُve şahitlik ederimأَنَّkiمُحَمَّدًاMuhammedرَسُولُResulüdürاللّٰهِAllah'ın

Ey İlahımız! O salatların her biriyle şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın Resulüdür.

صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
صَلَّىsalat etsinاللّٰهُAllahتَعَالٰىyüceعَلَيْهِonaوَسَلَّمَve selam etsin

Yüce Allah ona salat ve selam etsin.

Tercüman-ı İsm-i Âzam Duasıدُعَاءُ تَرْجُمَانِ الْاِسْمِ الْاَعْظَمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

سُبْحَانَكَ يَا اَللّٰهُ تَعَالَيْتَ يَا رَحْمٰنُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyاَللّٰهُAllahتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyرَحْمٰنُRahmanأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Allah, Sen yücesin ey Rahman! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا رَح۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا كَر۪يمُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyرَح۪يمُRahimتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyكَر۪يمُKerimأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Rahim, Sen yücesin ey Kerim! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا حَم۪يدُ تَعَالَيْتَ يَا حَك۪يمُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyحَم۪يدُHamidتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyحَك۪يمُHakimأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Hamid, Sen yücesin ey Hakim! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا مَج۪يدُ تَعَالَيْتَ يَا مَلِكُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyمَج۪يدُMecidتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمَلِكُMelikأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Mecid, Sen yücesin ey Melik! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا قُدُّوسُ تَعَالَيْتَ يَا سَلَامُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyقُدُّوسُKuddüsتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyسَلَامُSelamأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Kuddüs, Sen yücesin ey Selam! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا مُؤْمِنُ تَعَالَيْتَ يَا مُهَيْمِنُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyمُؤْمِنُMü'minتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُهَيْمِنُMüheyminأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Mü'min, Sen yücesin ey Müheymin! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا عَز۪يزُ تَعَالَيْتَ يَا جَبَّارُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyعَز۪يزُAzizتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyجَبَّارُCebbarأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Aziz, Sen yücesin ey Cebbar! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا مُتَكَبِّرُ تَعَالَيْتَ يَا خَالِقُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyمُتَكَبِّرُMütekebbirتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyخَالِقُHalıkأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Mütekebbir, Sen yücesin ey Halık! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا أَوَّلُ تَعَالَيْتَ يَا أٰخِرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyأَوَّلُEvvelتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyأٰخِرُAhirأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Evvel, Sen yücesin ey Ahir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا ظَاهِرُ تَعَالَيْتَ يَا بَاطِنُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyظَاهِرُZahirتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyبَاطِنُBatınأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Zahir, Sen yücesin ey Batın! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا بَارِئُ تَعَالَيْتَ يَا مُصَوِّرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyبَارِئُBariتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُصَوِّرُMusavvirأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Bari, Sen yücesin ey Musavvir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا تَوَّابُ تَعَالَيْتَ يَا وَهَّابُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyتَوَّابُTevvabتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyوَهَّابُVehhabأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Tevvab, Sen yücesin ey Vehhab! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا بَاعِثُ تَعَالَيْتَ يَا وَارِثُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyبَاعِثُBaisتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyوَارِثُVarisأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Bais, Sen yücesin ey Varis! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا قَد۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا مُق۪يمُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyقَد۪يمُKadimتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُق۪يمُMukimأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Kadim, Sen yücesin ey Mukim! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا فَرْدُ تَعَالَيْتَ يَا وِتْرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyفَرْدُFerdتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyوِتْرُVitrأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Ferd, Sen yücesin ey Vitr! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا نُورُ تَعَالَيْتَ يَا سَتَّارُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyنُورُNurتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyسَتَّارُSettarأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Nur, Sen yücesin ey Settar! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا جَل۪يلُ تَعَالَيْتَ يَا جَم۪يلُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyجَل۪يلُCelilتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyجَم۪يلُCemilأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Celil, Sen yücesin ey Cemil! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا قَاهِرُ تَعَالَيْتَ يَا قَادِرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyقَاهِرُKahirتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyقَادِرُKadirأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Kahir, Sen yücesin ey Kadir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا مَل۪يكُ تَعَالَيْتَ يَا مُقْتَدِرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyمَل۪يكُMelikتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُقْتَدِرُMuktedirأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Melik, Sen yücesin ey Muktedir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا عَل۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا عَلَّامُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyعَل۪يمُAlimتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyعَلَّامُAllamأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Alim, Sen yücesin ey Allam! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا عَظ۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا غَفُورُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyعَظ۪يمُAzimتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyغَفُورُGafurأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Azim, Sen yücesin ey Gafur! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا حَل۪يمُ تَعَالَيْتَ يَا وَدُودُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyحَل۪يمُHalimتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyوَدُودُVedudأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Halim, Sen yücesin ey Vedud! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا شَه۪يدُ تَعَالَيْتَ يَا شَاهِدُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyشَه۪يدُŞehidتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyشَاهِدُŞahidأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Şehid, Sen yücesin ey Şahid! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا كَب۪يرُ تَعَالَيْتَ يَا مُتَعَال۪ي أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyكَب۪يرُKebirتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُتَعَال۪يMütealأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Kebir, Sen yücesin ey Müteal! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا نُورُ تَعَالَيْتَ يَا لَط۪يفُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyنُورُNurتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyلَط۪يفُLatifأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Nur, Sen yücesin ey Latif! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا سَم۪يعُ تَعَالَيْتَ يَا كَف۪يلُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyسَم۪يعُSemi'تَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyكَف۪يلُKefilأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Semi', Sen yücesin ey Kefil! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا قَر۪يبُ تَعَالَيْتَ يَا بَص۪يرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyقَر۪يبُKaribتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyبَص۪يرُBasirأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Karib, Sen yücesin ey Basir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا حَقُّ تَعَالَيْتَ يَا مُب۪ينُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyحَقُّHakتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُب۪ينُMübinأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Hak, Sen yücesin ey Mübin! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا رَؤُوفُ تَعَالَيْتَ يَا رَح۪يمُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyرَؤُوفُRaufتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyرَح۪يمُRahimأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Rauf, Sen yücesin ey Rahim! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا طَاهِرُ تَعَالَيْتَ يَا مُطَهِّرُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyطَاهِرُTahirتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُطَهِّرُMutahhirأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Tahir, Sen yücesin ey Mutahhir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا مُجَمِّلُ تَعَالَيْتَ يَا مُفَضِّلُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyمُجَمِّلُMücemmilتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُفَضِّلُMufaddılأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Mücemmil, Sen yücesin ey Mufaddıl! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا مُظْهِرُ تَعَالَيْتَ يَا مُنْعِمُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyمُظْهِرُMuzhirتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمُنْعِمُMün'imأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Muzhir, Sen yücesin ey Mün'im! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا دَيَّانُ تَعَالَيْتَ يَا سُلْطَانُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyدَيَّانُDeyyanتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyسُلْطَانُSultanأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Deyyan, Sen yücesin ey Sultan! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا حَنَّانُ تَعَالَيْتَ يَا مَنَّانُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyحَنَّانُHannanتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyمَنَّانُMennanأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Hannan, Sen yücesin ey Mennan! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا أَحَدُ تَعَالَيْتَ يَا صَمَدُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyأَحَدُEhadتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyصَمَدُSamedأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Ehad, Sen yücesin ey Samed! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا حَيُّ تَعَالَيْتَ يَا قَيُّومُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyحَيُّHayyتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyقَيُّومُKayyumأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Hayy, Sen yücesin ey Kayyum! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا عَدْلُ تَعَالَيْتَ يَا حَكَمُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyعَدْلُAdlتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyحَكَمُHakemأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Adl, Sen yücesin ey Hakem! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

سُبْحَانَكَ يَا فَرْدُ تَعَالَيْتَ يَا قُدُّوسُ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ بِعَفْوِكَ يَا رَحْمٰنُ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimيَاeyفَرْدُFerdتَعَالَيْتَSen yücesinيَاeyقُدُّوسُKuddüsأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateşبِعَفْوِكَaffınlaيَاeyرَحْمٰنُRahman

Seni tesbih ederim ey Ferd, Sen yücesin ey Kuddüs! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!

Sonra eller yukarı kaldırılıp şöyle denilir:

سُبْحَانَكَ أٰهِيًّا شَرَاهِيًّا تَعَالَيْتَ لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ
سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimأٰهِيًّاEhiyyenشَرَاهِيًّاŞerahiyyenتَعَالَيْتَSen yücesinلَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaأَنْتَSenden

Seni tesbih ederim ey Ehiyyen Şerahiyyen (ezeli ve ebedi olan)! Sen yücesin, Senden başka ilah yoktur.

أَجِرْنَا وَأَجِرْ أُسْتَاذَنَا سَع۪يدَ النُّورْسِي رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ وَوَالِد۪ينَا وَإِخْوَانَنَا وَأَخَوَاتِنَا وَطَلَبَةَ رَسَائِلِ النُّورِ وَرُفَقَاءَنَا وَأَقْرِبَاءَنَا وَأَحْبَابَنَا الْمُخْلِص۪ينَ مِنَ النَّارِ
أَجِرْنَاbizi koruوَأَجِرْve koruأُسْتَاذَنَاüstadımızıسَع۪يدَSaidالنُّورْسِيNursi'yiرَضِيَrazı olsunاللّٰهُAllahعَنْهُondanوَوَالِد۪ينَاve anne babamızıوَإِخْوَانَنَاve erkek kardeşlerimiziوَأَخَوَاتِنَاve kız kardeşlerimiziوَطَلَبَةَve talebeleriniرَسَائِلِRisale-iالنُّورِNur'unوَرُفَقَاءَنَاve arkadaşlarımızıوَأَقْرِبَاءَنَاve akrabamızıوَأَحْبَابَنَاve dostlarımızıالْمُخْلِص۪ينَihlaslıمِنَ-denالنَّارِateş

Bizi, Üstadımız Said Nursi'yi —Allah ondan razı olsun—, anne babamızı, erkek ve kız kardeşlerimizi, Risale-i Nur talebelerini, arkadaşlarımızı, akrabamızı ve ihlaslı dostlarımızı ateşten koru.

sonra avuç içleri aşağıya çevrilerek:

وَمِنْ كُلِّ نَارٍ، وَاحْفَظْنَا مِنْ شَرِّ النَّفْسِ وَالشَّيْطَانِ وَمِنْ شَرِّ الْجِنِّ وَالْإِنْسَانِ وَمِنْ شَرِّ الْبِدْعَةِ وَالضَّلَالَاتِ وَالْإِلْحَادِ وَالطُّغْيَانِ
وَمِنْve -denكُلِّherنَارٍ،ateşوَاحْفَظْنَاve bizi muhafaza etمِنْ-denشَرِّşerriالنَّفْسِnefsinوَالشَّيْطَانِve şeytanınوَمِنْve -denشَرِّşerriالْجِنِّcinlerinوَالْإِنْسَانِve insanlarınوَمِنْve -denشَرِّşerriالْبِدْعَةِbidatinوَالضَّلَالَاتِve sapkınlıklarınوَالْإِلْحَادِve dinsizliğinوَالطُّغْيَانِve azgınlığın

Ve her ateşten (koru); bizi nefsin ve şeytanın şerrinden, cinlerin ve insanların şerrinden, bidatin, sapkınlıkların, dinsizliğin ve azgınlığın şerrinden muhafaza et.

denilir. Daha sonra avuç içleri yukarı çevrilip şöyle devam edilir:

بِعَفْوِكَ يَا مُج۪يرُ بِفَضْلِكَ يَا غَفَّارُ، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ
بِعَفْوِكَaffınlaيَاeyمُج۪يرُMücirبِفَضْلِكَlütfunlaيَاeyغَفَّارُ،Gaffarبِرَحْمَتِكَrahmetinleيَاeyأَرْحَمَen merhametlisiالرَّاحِم۪ينَmerhametlilerin

Affınla, ey Mücir! Lütfunla, ey Gaffar! Rahmetinle, ey merhametlilerin en merhametlisi!

اَللّٰهُمَّ أَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ، بِشَفَاعَةِ نَبِيِّكَ الْمُخْتَارِ، أٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَدْخِلْنَاbizi koyالْجَنَّةَcenneteمَعَile birlikteالْأَبْرَارِ،iyilerبِشَفَاعَةِşefaatiyleنَبِيِّكَPeygamberininالْمُخْتَارِ،seçkinأٰم۪ينَaminوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Allah'ım! Seçkin Peygamberinin şefaatiyle bizi iyilerle birlikte cennete koy. Amin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

sonra Nebe' suresi okunur:

Nebe' Sûresiسُورَةُ النَّبَاِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

عَمَّ يَتَسَۤاءَلُونَۚ ﴿١﴾
عَمَّ
hangi şeyden?
يَتَسَۤاءَلُونَۚ
birbirlerine soruyorlar
﴿١﴾

1Onlar birbirine neyi sorup duruyorlar?

1Aralarında neden sorup duruyor, neyi konuşuyorlar öyle? (Nebe', 1)

عَنِ النَّبَاِ الْعَظ۪يمِۙ ﴿٢﴾
عَنِ
—
النَّبَاِ
haberden (mi?)
الْعَظ۪يمِۙ
büyük
﴿٢﴾

2O mühim haberi mi?

2Belli ki o çok büyük haberi, (Nebe', 2)

اَلَّذ۪ي هُمْ ف۪يهِ مُخْتَلِفُونَۘ ﴿٣﴾
اَلَّذ۪ي
ki
هُمْ
onlar
ف۪يهِ
onda
مُخْتَلِفُونَۘ
ihtilaf etmektedirler
﴿٣﴾

3Hakkında ihtilafa düştükleri.

3Ki (onu nasıl inkâr edecekleri, inkârlarını nasıl izah edecekleri, hem inkârlarının mahiyeti konusunda) ihtilâf içindedirler. (Nebe', 3)

كَلَّا سَيَعْلَمُونَۙ ﴿٤﴾
كَلَّا
hayır
سَيَعْلَمُونَۙ
yakında bilecekler
﴿٤﴾

4Hayır! (İhtilafa ne hacet,) yakında anlayacaklar!

4Hayır, (ihtilâfa düşüp, konu hakkında sormalarına hiç gerek yok.) Nasıl olsa yakında bilecekler. (Nebe', 4)

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ﴿٥﴾
ثُمَّ
sonra
كَلَّا
hayır
سَيَعْلَمُونَ
yakında bilecekler
﴿٥﴾

5Elbette ve elbette yakında gerçeği öğrenecekler!

5Hayır hayır, (sormalarına hiç gerek yok), yakında elbette bilecekler. (Nebe', 5)

اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهَادًاۙ ﴿٦﴾
اَلَمْ
—
نَجْعَلِ
kılmadık mı?
الْاَرْضَ
yeryüzünü
مِهَادًاۙ
bir beşik
﴿٦﴾

6Biz yeri bir döşek yapmadık mı?

6Biz, yeryüzünü bir beşik kılmadık mı? (Nebe', 6)

وَالْجِبَالَ اَوْتَادًا۞‏ ﴿٧﴾
وَالْجِبَالَ
ve dağları
اَوْتَادًا۞‏
birer kazık
﴿٧﴾

7Dağları da arzı tutan birer destek yapmadık mı?

7Dağları da kazıklar? (Nebe', 7)

وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجًاۙ ﴿٨﴾
وَخَلَقْنَاكُمْ
ve sizi yarattık
اَزْوَاجًاۙ
çift çift
﴿٨﴾

8Hem, sizi çift yarattık.

8Ve sizi çiftler halinde yarattık. (Nebe', 8)

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًاۙ ﴿٩﴾
وَجَعَلْنَا
ve yaptık
نَوْمَكُمْ
uykunuzu
سُبَاتًاۙ
dinlenme
﴿٩﴾

9Uykunuzu dinlenme yaptık.

9Bir dinlenme sebebi yaptık uykunuzu. (Nebe', 9)

وَجَعَلْنَا الَّيْلَ لِبَاسًاۙ ﴿١٠﴾
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
الَّيْلَ
geceyi
لِبَاسًاۙ
bir örtü
﴿١٠﴾

10Geceyi bir örtü,

10Ve bir örtü kıldık geceyi. (Nebe', 10)

وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًا۞‏ ﴿١١﴾
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
النَّهَارَ
gündüzü
مَعَاشًا۞‏
geçim zamanı
﴿١١﴾

11Gündüzü geçiminiz için çalışma zamanı kıldık.

11Gündüzü ise çalışma vakti tayin ettik geçiminiz için. (Nebe', 11)

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًاۙ ﴿١٢﴾
وَبَنَيْنَا
ve bina ettik
فَوْقَكُمْ
üstünüzde
سَبْعًا
yedi (gök)
شِدَادًاۙ
sağlam
﴿١٢﴾

12Üstünüzde yedi sağlam gök bina ettik.

12Üstünüzde yedi sağlam gök bina ettik. (Nebe', 12)

Açıklama (SY)

Göğün nizamı pek sağlamdır. Gökyüzünde kütleleri, hızları, yörüngeleri farklı milyonlarca yıldız dolaştığı halde çarpışma ve düzensizlik ortaya çıkmıyor.

وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا۞‏ ﴿١٣﴾
وَجَعَلْنَا
ve yerleştirdik
سِرَاجًا
bir lamba
وَهَّاجًا۞‏
parıl parıl parlayan
﴿١٣﴾

13Orada pırıl pırıl yanan bir lamba koyduk.

13Ve bir lamba yerleştirdik (oraya) parıl parıl yanan. (Nebe', 13)

Açıklama (SY)

Güneşin yarıçapı 696.000 km. dir. Güneş, akkor halindeki bir gaz küresidir. Merkezindeki sıcaklık 15 milyon K. kadardır. Dünyadan 150 milyon km. uzakta olduğu halde çıplak gözle ona bakmanın ne derecede zor olduğunu biliriz. Dünyaya olan mesafesi dünyadaki hayata tam hizmet edecek tarzda ayarlanmıştır.

Milyonlarca yıldan beri ışık, ısı ve her türlü enerji veren bu gök cisminin bir günlük enerjisini temin için dünyamızdaki bütün petrol ve kömürleri tüketmek gerekirdi. Oysa Allah, onu basit, mütevazi, emre âmade bir memur olarak çalıştırmaktadır.

وَاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَۤاءً ثَجَّاجًاۙ ﴿١٤﴾
وَاَنْزَلْنَا
ve indirdik
مِنَ
—
الْمُعْصِرَاتِ
yoğunlaşmış yağmur bulutlarından
مَۤاءً
su
ثَجَّاجًاۙ
fışkırarak
﴿١٤﴾

14Sıkışıp yoğunlaşmış bulutlardan bol bol yağmur indirdik,

14Yoğunlaşmış yağmur bulutlarından fışkırarak yağan su indirdik bir de, (Nebe', 14)

لِنُخْرِجَ بِه۪ حَبًّا وَنَبَاتًاۙ ﴿١٥﴾
لِنُخْرِجَ
çıkaralım diye
بِه۪
onunla
حَبًّا
hububat
وَنَبَاتًاۙ
ve bitki(ler)
﴿١٥﴾

15Size hububat, tohumlar, bitkiler çıkaralım diye,

15Onunla bitirelim diye hububat ve bitkiler, (Nebe', 15)

وَجَنَّاتٍ اَلْفَافًاۘ ﴿١٦﴾
وَجَنَّاتٍ
ve bahçeler
اَلْفَافًاۘ
birbirine sarmaş dolaş
﴿١٦﴾

16Ve ağaçları birbirine sarmaş dolaş bahçeler.

16Ve sarmaş dolaş bitkileri ve ağaçlarıyla bahçeler. (Nebe', 16)

اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ م۪يقَاتًاۙ ﴿١٧﴾
اِنَّ
muhakkak ki
يَوْمَ
günü
الْفَصْلِ
hüküm
كَانَ
—
م۪يقَاتًاۙ
belirlenmiş bir vakittir
﴿١٧﴾

17(İmdi bunları anladıysanız, hakkında ihtilaf ettiğiniz o mahşer dirilişini de anlarsınız. İşte bunları kim yapmışsa, ölüleri de O diriltecektir.) Evet, o “karar günü”, vakti kesin olarak belirlenmiş bir gündür.

17Evet, işte o Hüküm ve Ayrışma Günü, (dünya tarlasının mahsûlünü almak üzere) tayin edilmiş bir gündür. (Nebe', 17)

Açıklama (SY)

(İmdi bunları anladıysanız, hakkında ihtilaf ettiğiniz o mahşer dirilişini de anlarsınız. İşte bunları kim yapmışsa, ölüleri de O diriltecektir.)

يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ اَفْوَاجًاۙ ﴿١٨﴾
يَوْمَ
o gün
يُنْفَخُ
üfürülür
فِي
—
الصُّورِ
Sur'a
فَتَأْتُونَ
gelirsiniz
اَفْوَاجًاۙ
bölük bölük
﴿١٨﴾

18O gün sûra üfürülür, siz de bölük bölük gelirsiniz.

18O gün Sûr’a üfürülür de bölük bölük gelirsiniz. (Nebe', 18)

وَفُتِحَتِ السَّمَۤاءُ فَكَانَتْ اَبْوَابًاۙ ﴿١٩﴾
وَفُتِحَتِ
ve açılmıştır
السَّمَۤاءُ
gök
فَكَانَتْ
ve olmuştur
اَبْوَابًاۙ
kapı kapı
﴿١٩﴾

19Gökler kapı kapı açılır (her tarafı kapı haline gelen gökten melâike orduları birden indirme yapar).

19(Meleklerin inmesi için) Gök açılır da (melekler âlemiyle insanlık âlemi birleşsin diye) kapı kapı olur. (Nebe', 19)

وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًاۘ ﴿٢٠﴾
وَسُيِّرَتِ
ve yürütülmüştür
الْجِبَالُ
dağlar
فَكَانَتْ
olmuştur
سَرَابًاۘ
bir serap
﴿٢٠﴾

20Dağlar yürütülür, serab olur gider, her taraf dümdüz olur.

20Dağlar yürütülür ve sanki hiç var olmamışa döner. (Nebe', 20)

اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًاۙ ﴿٢١﴾
اِنَّ
şüphesiz
جَهَنَّمَ
cehennem
كَانَتْ
olmuştur
مِرْصَادًاۙ
pusu yeri
﴿٢١﴾

21Cehennem pusuda... her an eline düşecek avlarını gözlemektedir.

21Cehennem de pusuda, kendisine düşecekleri beklemektedir, (Nebe', 21)

لِلطَّاغ۪ينَ مَاٰبًاۙ ﴿٢٢﴾
لِلطَّاغ۪ينَ
tuğyankarların
مَاٰبًاۙ
varacağı yerdir
﴿٢٢﴾

22Azgınların dönüp dolaşıp varacakları yuvalarıdır.

22Dönüp dolaşıp varacakları bir yuva olarak tuğyankârlar için, (Nebe', 22)

لَابِث۪ينَ ف۪يهَۤا اَحْقَابًاۚ ﴿٢٣﴾
لَابِث۪ينَ
kalacaklardır
ف۪يهَۤا
orada
اَحْقَابًاۚ
çağlar boyu
﴿٢٣﴾

23Devirler boyunca orada kalacaklardır.

23İçinde çağlar ve çağlar boyu kalmak üzere. (Nebe', 23)

لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًاۙ ﴿٢٤﴾
لَا
—
يَذُوقُونَ
tatmazlar
ف۪يهَا
orada
بَرْدًا
bir serinlik
وَلَا
ve ne de
شَرَابًاۙ
bir içecek
﴿٢٤﴾

24Orada ne bir serinlik, ne bir içecek tadarlar.

24Orada ne bir serinlik tadarlar ne de bir içecek, (Nebe', 24)

اِلَّا حَم۪يمًا وَغَسَّاقًاۙ ﴿٢٥﴾
اِلَّا
yalnız (içerler)
حَم۪يمًا
kaynar su
وَغَسَّاقًاۙ
ve irin
﴿٢٥﴾

25İçecek olarak sadece kaynar su ile irin bulurlar.

25(Tadacakları) Sadece kaynar su ve irindir, (Nebe', 25)

جَزَۤاءً وِفَاقًا ﴿٢٦﴾
جَزَۤاءً
bir karşılık olarak
وِفَاقًا
tam
﴿٢٦﴾

26Bu, yaptıklarının tam karşılığıdır.

26Yaptıklarına tam karşılık olarak. (Nebe', 26)

اِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَابًاۙ ﴿٢٧﴾
اِنَّهُمْ
çünkü onlar
كَانُوا
idiler
لَا
—
يَرْجُونَ
beklemiyor(lar)
حِسَابًاۙ
bir hesap
﴿٢٧﴾

27Çünkü onlar bu hesap gününe inanmıyor (onu hesaba almıyorlardı).

27Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini beklemiyor, ona inanmıyorlardı. (Nebe', 27)

وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كِذَّابًاۘ ﴿٢٨﴾
وَكَذَّبُوا
ve yalanlamışlardı
بِاٰيَاتِنَا
ayetlerimizi
كِذَّابًاۘ
inatla
﴿٢٨﴾

28İşleri güçleri âyetlerimizi yalan saymaktı.

28(Kendilerine okunan) Âyetlerimizi ve kâinattaki delillerimizi inatla yalanlıyorlardı. (Nebe', 28)

وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا ﴿٢٩﴾
وَكُلَّ
ve her
شَيْءٍ
şeyi
اَحْصَيْنَاهُ
kaydettik
كِتَابًا
yazmıştık
﴿٢٩﴾

29Biz de (her şeyi kaydettiğimiz gibi), onların yaptıklarını da tek tek tesbit ettik!

29Ama Biz, (onların yaptığı) her şeyi bir bir kaydettik. (Nebe', 29)

فَذُوقُوا فَلَنْ نَز۪يدَكُمْ اِلَّا عَذَابًا۟ ﴿٣٠﴾
فَذُوقُوا
şimdi tadın
فَلَنْ
artık asla
نَز۪يدَكُمْ
size artırmayacağız
اِلَّا
başka bir şey
عَذَابًا۟
azaptan
﴿٣٠﴾

30Onun için onlara şöyle diyeceğiz: Yaptığınız kötülüklerin meyvelerini tadın! Artık Biz’den sizin azabınızı artırmaktan başka bir şey beklemeyin!

30“O bakımdan, tadın şimdi o yaptıklarınızın karşılığını; artık sizin için azabınızı arttırmaktan başka bir şey yapmayacağız.” (Nebe', 30)

اِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ مَفَازًاۙ ﴿٣١﴾
اِنَّ
şüphesiz
لِلْمُتَّق۪ينَ
muttakiler için vardır
مَفَازًاۙ
başarı ve mutluluk
﴿٣١﴾

31Ama Allah’ı sayıp günahlardan sakınanlar, başarı ve mutluluğa ererler.

31Ama, Allah’a gönülden saygı besleyen ve O’na karşı gelmekten, dolayısıyla O’nun azabından sakınanları (müttakîler) bekleyen ise çok büyük bir başarı ve mutluluktur: (Nebe', 31)

حَدَۤائِقَ وَاَعْنَابًاۙ ﴿٣٢﴾
حَدَۤائِقَ
bahçeler
وَاَعْنَابًاۙ
ve bağlar
﴿٣٢﴾

32Onlara bahçeler, üzüm bağları,

32Bahçeler ve üzüm bağları, (Nebe', 32)

وَكَوَاعِبَ اَتْرَابًاۙ ﴿٣٣﴾
وَكَوَاعِبَ
ve göğüsleri tomurcuklanmış
اَتْرَابًاۙ
yaşıt kızlar
﴿٣٣﴾

33Turunç göğüslü genç yaşıt dilberler,

33Turunç göğüslü, genç yaşıt dilberler, (Nebe', 33)

وَكَأْسًا دِهَاقًاۘ ﴿٣٤﴾
وَكَأْسًا
ve kadeh(ler)
دِهَاقًاۘ
dolu
﴿٣٤﴾

34Dolu dolu kadehler var.

34Dolu dolu kadehler. (Nebe', 34)

لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًاۚ ﴿٣٥﴾
لَا
—
يَسْمَعُونَ
işitmezler
ف۪يهَا
orada
لَغْوًا
boş söz
وَلَا
ve ne de
كِذَّابًاۚ
yalan
﴿٣٥﴾

35Orada boş sözler, yalanlar işitmezler.

35Orada boş lâkırdı, yalan söz de işitmezler. (Nebe', 35)

جَزَۤاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَۤاءً حِسَابًاۙ ﴿٣٦﴾
جَزَۤاءً
bir mükafat
مِنْ
—
رَبِّكَ
Rabbinden
عَطَۤاءً
bir ihsan olarak
حِسَابًاۙ
yeterli
﴿٣٦﴾

36İşte bu da Rabbinden mükâfat, yeter mi yeter!

36Bütün bunlar bir mükâfattır Rabb’inden, (müttakîleri) tam tatmin için bir ihsandır keremi hesabınca O’nun, (Nebe', 36)

Açıklama (SY)

Boş söz: İftira, yalan, sövgü, hakaret vb. demektir.

رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۙ الرَّحْمٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًاۙ ﴿٣٧﴾
رَبِّ
Rabbi
السَّمٰوَاتِ
göklerin
وَالْاَرْضِ
ve yerin
وَمَا
ve bulunanların
بَيْنَهُمَاۙ
ikisi arasında
الرَّحْمٰنِ
Rahman'ın
لَا
—
يَمْلِكُونَ
güçleri yetmez
مِنْهُ
O'nun huzurunda
خِطَابًاۙ
konuşmaya
﴿٣٧﴾

37Göklerin, yerin ve bunların arasındaki varlıkların Rabbinden, O Rahman’dan bir mükâfattır. O’nun huzurunda ağzını açacak, söz söyleyecek hiç kimse yoktur.

37Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabb’inin, Rahmân’ın. Kimse, O’nunla konuşabilme yetkisine sahip değildir. (Nebe', 37)

يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰۤئِكَةُ صَفًّاۘ لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا ﴿٣٨﴾
يَوْمَ
o gün
يَقُومُ
dizilir
الرُّوحُ
Ruh
وَالْمَلٰۤئِكَةُ
ve melekler
صَفًّاۘ
saf saf
لَا
—
يَتَكَلَّمُونَ
konuşamaz
اِلَّا
dışındakiler
مَنْ
kimseler
اَذِنَ
izin verdiği
لَهُ
kendisine
الرَّحْمٰنُ
Rahman'ın
وَقَالَ
ve o da söyler
صَوَابًا
yerli yerinde
﴿٣٨﴾

38O gün Rûh ve melekler saf saf sıralanır. Rahman’ın izin verdiklerinin dışında, asla konuşmazlar. Konuşan da yerli yerinde söz söyler.

38O gün Ruh ve melekler saf–saf dizilir. Kendisine Rahmân’ın izin verdiği dışında kimse konuşamaz ve konuşacak olan da ancak yerli yerinde söz söyler. (Nebe', 38)

ذٰلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّۚ فَمَنْ شَۤاءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّه۪ مَاٰبًا ﴿٣٩﴾
ذٰلِكَ
işte bu
الْيَوْمُ
günüdür
الْحَقُّۚ
hak
فَمَنْ
artık kimse
شَۤاءَ
dileyen
اتَّخَذَ
tutar
اِلٰى
varan
رَبِّه۪
Rabbine
مَاٰبًا
bir yol
﴿٣٩﴾

39İşte bu, gerçekliği kesin olan gündür. Artık dileyen, Rabbine varan yolu tutar, O’na sığınır.

39Gerçekleşmesi kesin ve mutlak hakkın hâkim olacağı gündür o gün. Artık dileyen, Rabb’isine güvenli bir dönüş için yol tutar. (Nebe', 39)

اِنَّۤا اَنْذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَر۪يبًاۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ تُرَابًا ﴿٤٠﴾
اِنَّۤا
elbette Biz
اَنْذَرْنَاكُمْ
sizi uyardık
عَذَابًا
bir azap ile
قَر۪يبًاۚ
yakın
يَوْمَ
o gün
يَنْظُرُ
bakar
الْمَرْءُ
kişi
مَا
işlere
قَدَّمَتْ
gönderdiği
يَدَاهُ
ellerinin
وَيَقُولُ
ve der
الْكَافِرُ
kâfir
يَا
—
لَيْتَن۪ي
keşke
كُنْتُ
ben olsaydım
تُرَابًا
toprak
﴿٤٠﴾

40Biz, gelmesi yaklaşmış bir azabı bildirerek sizi uyarıyoruz. O gün gelecek, ve her şahıs önünde, yalnız yapıp ettiklerini bulup bakacak ve kâfir: “Ah ne olurdu, keşke toprak olaydım!” diyecek.

40Gerçek şu ki sizi gelmesi yakın bir azapla uyarmış bulunuyoruz. O gün kişi, (bu yeni hayatı için dünyadan) bizzat kendi elleriyle ne hazırlayıp gönderdiğine bakar ve kâfir, “Ah ne olurdu, (şuurlu, sorumlu bir varlık olacağıma) keşke toprak olaydım!” der. (Nebe', 40)

Akşam Namazı

Akşam Namazı

Akşam namazının farzını kılıp selam verdikten sonra

اَللّٰهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ وَمِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَنْتَSenالسَّلَامُSelam'sınوَمِنْكَve SendendirالسَّلَامُselametتَبَارَكْتَSen yücesinيَاeyذَاsahibiالْجَلَالِcelalوَالْإِكْرَامِve ikram

Allah'ım! Sen Selam'sın, selamet de ancak Sendendir. Sen ne yücesin, ey celal ve ikram sahibi!

denir ve eller kaldırılıp şu salâvat-ı şerife okunur:

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، صَلَاةً تُنْج۪ينَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ الْأَهْوَالِ وَالْاٰفَاتِ، وَتَقْض۪ي لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الْحَاجَاتِ، وَتُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ السَّيِّئَاتِ، وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ أَعْلَى الدَّرَجَاتِ، وَتُبَلِّغُنَا بِهَا أَقْصَى الْغَايَاتِ، مِنْ جَم۪يعِ الْخَيْرَاتِ فِي الْحَيَاةِ وَبَعْدَ الْمَمَاتِ،
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍ،Muhammed'inصَلَاةًöyle bir rahmetle kiتُنْج۪ينَاbizi kurtarasınبِهَاonunlaمِنْ-denجَم۪يعِbütünالْأَهْوَالِkorkularوَالْاٰفَاتِ،ve afetlerوَتَقْض۪يve yerine getiresinلَنَاbizim içinبِهَاonunlaجَم۪يعَbütünالْحَاجَاتِ،ihtiyaçlarıوَتُطَهِّرُنَاve bizi temizleyesinبِهَاonunlaمِنْ-denجَم۪يعِbütünالسَّيِّئَاتِ،günahlarوَتَرْفَعُنَاve bizi yükseltesinبِهَاonunlaعِنْدَكَkatındaأَعْلَىen yüceالدَّرَجَاتِ،derecelereوَتُبَلِّغُنَاve bizi ulaştırasınبِهَاonunlaأَقْصَىen sonالْغَايَاتِ،gayelereمِنْ-denجَم۪يعِbütünالْخَيْرَاتِhayırlarفِي-deالْحَيَاةِhayatوَبَعْدَve sonraالْمَمَاتِ،ölüm

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine öyle bir rahmet eyle ki, onunla bizi bütün korkulardan ve afetlerden kurtarasın; onunla bütün ihtiyaçlarımızı yerine getiresin; onunla bizi bütün günahlardan temizleyesin; onunla bizi katında en yüce derecelere yükseltesin; onunla bizi hayatta ve ölümden sonra bütün hayırlarda en son gayelere ulaştırasın.

أٰم۪ينَ يَا مُج۪يبَ الدَّعَوَاتِ،
أٰم۪ينَaminيَاeyمُج۪يبَkabul edenالدَّعَوَاتِ،duaları

Amin, ey duaları kabul eden!

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
وَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

sünnetten sonra bir defa

أٰمَنَّا بِأَنَّهُ
أٰمَنَّاiman ettikبِأَنَّهُşuna ki

İman ettik ki:

denilip dokuz defa:

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْي۪ي وَيُم۪يتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَحْدَهُO tektirلَاyokturشَر۪يكَortağıلَهُ،O'nunلَهُO'nundurالْمُلْكُmülkوَلَهُve O'nundurالْحَمْدُhamdيُحْي۪يdiriltirوَيُم۪يتُve öldürürبِيَدِهِO'nun elindedirالْخَيْرُhayırوَهُوَve Oعَلٰىüzerineكُلِّherشَيْءٍşeyقَد۪يرٌkadirdir

Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundur. Diriltir ve öldürür. Hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.

ve onuncusunda:

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْي۪ي وَيُم۪يتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ وَإِلَيْهِ الْمَص۪يرُ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَحْدَهُO tektirلَاyokturشَر۪يكَortağıلَهُ،O'nunلَهُO'nundurالْمُلْكُmülkوَلَهُve O'nundurالْحَمْدُhamdيُحْي۪يdiriltirوَيُم۪يتُve öldürürوَهُوَve OحَيٌّHayy'dırلَاaslaيَمُوتُölmezبِيَدِهِO'nun elindedirالْخَيْرُhayırوَهُوَve Oعَلٰىüzerineكُلِّherشَيْءٍşeyقَد۪يرٌkadirdirوَإِلَيْهِve O'nadırالْمَص۪يرُdönüş

Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundur. Diriltir ve öldürür. O Hayy'dır, asla ölmez. Hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir. Dönüş de O'nadır.

denilir.

Bundan sonra eller kaldırılıp avuç içleri aşağı çevrilerek şu dua 3, 5, 7 defa tekrar edilir.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالنَّارِateş

Allah'ım! Bizi ateşten koru.

Akabinde duaya devam edilir.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ كُلِّ نَارٍ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denكُلِّherنَارٍateş

Allah'ım! Bizi her ateşten koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنَ الْفِتْنَةِ الدّ۪ينِيَّةِ وَالدُّنْيَوِيَّةِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالْفِتْنَةِfitneالدّ۪ينِيَّةِdiniوَالدُّنْيَوِيَّةِve dünyevi

Allah'ım! Bizi dini ve dünyevi fitneden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ أٰخِرِ الزَّمَانِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denفِتْنَةِfitnesiأٰخِرِsonuالزَّمَانِzamanın

Allah'ım! Bizi ahir zaman fitnesinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ الْمَس۪يحِ الدَّجَّالِ وَالسُّفْيَانِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denفِتْنَةِfitnesiالْمَس۪يحِMesihالدَّجَّالِDeccalوَالسُّفْيَانِve Süfyan'ın

Allah'ım! Bizi Mesih Deccal'in ve Süfyan'ın fitnesinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنَ الضَّلَالَاتِ وَالْبِدْعِيَّاتِ وَالْبَلِيَّاتِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالضَّلَالَاتِsapkınlıklarوَالْبِدْعِيَّاتِve bidatlerوَالْبَلِيَّاتِve belalar

Allah'ım! Bizi sapkınlıklardan, bidatlerden ve belalardan koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ شَرِّ النَّفْسِ الْأَمَّارَةِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denشَرِّşerriالنَّفْسِnefsinالْأَمَّارَةِemmare

Allah'ım! Bizi nefs-i emmarenin (kötülüğü emreden nefsin) şerrinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ شُرُورِ النُّفُوسِ الْأَمَّارَاتِ الْفِرْعَوْنِيَّةِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denشُرُورِşerleriالنُّفُوسِnefislerinالْأَمَّارَاتِemmareالْفِرْعَوْنِيَّةِfiravunlaşmış

Allah'ım! Bizi firavunlaşmış emmare nefislerin şerlerinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ شَرِّ النِّسَاءِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denشَرِّşerriالنِّسَاءِkadınların

Allah'ım! Bizi kadınların şerrinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ بَلَاءِ النِّسَاءِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denبَلَاءِbelasıالنِّسَاءِkadınların

Allah'ım! Bizi kadınların belasından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ النِّسَاءِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denفِتْنَةِfitnesiالنِّسَاءِkadınların

Allah'ım! Bizi kadınların fitnesinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denعَذَابِazabıالْقَبْرِkabrin

Allah'ım! Bizi kabir azabından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denعَذَابِazabıيَوْمِgünüالْقِيَامَةِkıyamet

Allah'ım! Bizi kıyamet gününün azabından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denعَذَابِazabıجَهَنَّمَcehennemin

Allah'ım! Bizi cehennem azabından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ قَهْرِكَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denعَذَابِazabıقَهْرِكَkahrının

Allah'ım! Bizi kahrının azabından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ نَارِ قَهْرِكَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denنَارِateşiقَهْرِكَkahrının

Allah'ım! Bizi kahrının ateşinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَالنّ۪يرَانِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denعَذَابِazabıالْقَبْرِkabrinوَالنّ۪يرَانِve ateşlerin

Allah'ım! Bizi kabrin ve ateşlerin azabından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنَ الرِّيَاءِ وَالسُّمْعَةِ وَالْعُجْبِ وَالْفَخْرِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنَ-denالرِّيَاءِriyaوَالسُّمْعَةِve duyurmaوَالْعُجْبِve kendini beğenmeوَالْفَخْرِve övünme

Allah'ım! Bizi riyadan, duyurma merakından, kendini beğenmekten ve övünmekten koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ تَجَاوُزِ الْمُلْحِد۪ينَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denتَجَاوُزِsaldırısıالْمُلْحِد۪ينَdinsizlerin

Allah'ım! Bizi dinsizlerin saldırısından koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ شَرِّ الْمُنَافِق۪ينَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denشَرِّşerriالْمُنَافِق۪ينَmünafıkların

Allah'ım! Bizi münafıkların şerrinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ الْفَاسِق۪ينَ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruمِنْ-denفِتْنَةِfitnesiالْفَاسِق۪ينَfasıkların

Allah'ım! Bizi fasıkların fitnesinden koru.

اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا وَأَجِرْ وَالِد۪ينَا وَطَلَبَةَ رَسَائِلِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ فِي خِدْمَةِ الْقُرْاٰنِ وَالْإ۪يمَانِ وَأَحْبَابَنَا الْمُؤْمِن۪ينَ الْمُخْلِص۪ينَ وَأَقْرِبَاءَنَا وَأَجْدَادَنَا مِنَ النَّارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَجِرْنَاbizi koruوَأَجِرْve koruوَالِد۪ينَاanne babamızıوَطَلَبَةَve talebeleriniرَسَائِلِRisale-iالنُّورِNur'unالصَّادِق۪ينَsadıkفِي-deخِدْمَةِhizmetiالْقُرْاٰنِKur'anوَالْإ۪يمَانِve imanوَأَحْبَابَنَاve dostlarımızıالْمُؤْمِن۪ينَmü'minالْمُخْلِص۪ينَihlaslıوَأَقْرِبَاءَنَاve akrabamızıوَأَجْدَادَنَاve ecdadımızıمِنَ-denالنَّارِateş

Allah'ım! Bizi, anne babamızı, Kur'an ve iman hizmetinde sadık Risale-i Nur talebelerini, ihlaslı mü'min dostlarımızı, akrabamızı ve ecdadımızı ateşten koru.

Burada avuç içleri yukarı çevrilerek duaya devam edilir:

بِعَفْوِكَ يَا مُج۪يرُ بِفَضْلِكَ يَا غَفَّارُ
بِعَفْوِكَaffınlaيَاeyمُج۪يرُMücirبِفَضْلِكَlütfunlaيَاeyغَفَّارُGaffar

Affınla, ey Mücir (koruyan)! Lütfunla, ey Gaffar!

اَللّٰهُمَّ أَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَدْخِلْنَاbizi koyالْجَنَّةَcenneteمَعَile birlikteالْأَبْرَارِiyiler

Allah'ım! Bizi iyilerle birlikte cennete koy.

اَللّٰهُمَّ أَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَدْخِلْنَاbizi koyالْجَنَّةَcenneteمَعَile birlikteالْأَبْرَارِiyiler

Allah'ım! Bizi iyilerle birlikte cennete koy.

اَللّٰهُمَّ أَدْخِلْنَا وَأَدْخِلْ أُسْتَاذَنَا سَع۪يدَ النُّورْسِي رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ وَوَالِد۪ينَا وَطَلَبَةَ رَسَائِلِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ وَإِخْوَانَنَا وَأَخَوَاتِنَا وَأَقْرِبَاءَنَا وَأَجْدَادَنَا وَأَحْبَابَنَا الْمُؤْمِن۪ينَ الْمُخْلِص۪ينَ فِي خِدْمَةِ الْإ۪يمَانِ وَالْقُرْاٰنِ اَلْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَدْخِلْنَاbizi koyوَأَدْخِلْve koyأُسْتَاذَنَاüstadımızıسَع۪يدَSaidالنُّورْسِيNursi'yiرَضِيَrazı olsunاللّٰهُAllahعَنْهُondanوَوَالِد۪ينَاve anne babamızıوَطَلَبَةَve talebeleriniرَسَائِلِRisale-iالنُّورِNur'unالصَّادِق۪ينَsadıkوَإِخْوَانَنَاve erkek kardeşlerimiziوَأَخَوَاتِنَاve kız kardeşlerimiziوَأَقْرِبَاءَنَاve akrabamızıوَأَجْدَادَنَاve ecdadımızıوَأَحْبَابَنَاve dostlarımızıالْمُؤْمِن۪ينَmü'minالْمُخْلِص۪ينَihlaslıفِي-deخِدْمَةِhizmetiالْإ۪يمَانِimanوَالْقُرْاٰنِve Kur'anاَلْجَنَّةَcenneteمَعَile birlikteالْأَبْرَارِiyiler

Allah'ım! Bizi, Üstadımız Said Nursi'yi —Allah ondan razı olsun—, anne babamızı, sadık Risale-i Nur talebelerini, erkek ve kız kardeşlerimizi, akrabamızı, ecdadımızı ve iman ve Kur'an hizmetindeki ihlaslı mü'min dostlarımızı iyilerle birlikte cennete koy.

بِشَفَاعَةِ نَبِيِّكَ الْمُخْتَارِ وَأٰلِهِ الْأَطْهَارِ وَأَصْحَابِهِ الْأَخْيَارِ
بِشَفَاعَةِşefaatiyleنَبِيِّكَPeygamberininالْمُخْتَارِseçkinوَأٰلِهِve ailesininالْأَطْهَارِtertemizوَأَصْحَابِهِve ashabınınالْأَخْيَارِhayırlı

Seçkin Peygamberinin, tertemiz ailesinin ve hayırlı ashabının şefaatiyle (bizi cennete koy).

وَسَلِّمْ مَا دَامَ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ
وَسَلِّمْve selam etمَاsüreceدَامَsürdüğüاللَّيْلُgeceوَالنَّهَارُve gündüz

Gece ve gündüz sürdükçe (ona) selam eyle.

أٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
أٰم۪ينَaminوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Amin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

Sonra şu dua okunur:

سُبْحَانَ اللّٰهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظ۪يمِ
سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllahوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırوَلَاve yokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَاللّٰهُve Allahأَكْبَرُen büyüktürوَلَاve yokturحَوْلَgüçوَلَاve yokturقُوَّةَkuvvetإِلَّاancakبِاللّٰهِAllah iledirالْعَلِيِّAliyالْعَظ۪يمِAzim

Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir. Hamd Allah'adır. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak Aliy ve Azim olan Allah iledir.

Âyetü'l-Kürsî

Duadan sonra Âyetü'l-Kürsî okunur:

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَللهُ لَۤا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۘ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۘ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُۤ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۘ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ۤ اِلَّا بِمَا شَۤاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُۧدُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ ﴿٢٥٥﴾
اَللهُ
Allah (ki)
لَۤا
yoktur
اِلٰهَ
ilah
اِلَّا
başka
هُوَۚ
O'ndan
اَلْحَيُّ
Hayy'dır
الْقَيُّومُۚ
Kayyum'dur
لَا
—
تَأْخُذُهُ
O'nu tutmaz
سِنَةٌ
ne bir uyuklama
وَلَا
ve ne de
نَوْمٌۘ
bir uyku
لَهُ
O'nundur
مَا
ne
فِي
varsa
السَّمٰوَاتِ
göklerde
وَمَا
ve ne
فِي
varsa
الْاَرْضِۘ
yerde
مَنْ
—
ذَا
kimdir
الَّذ۪ي
ki
يَشْفَعُ
şefaat edebilir
عِنْدَهُۤ
kendisinin katında
اِلَّا
dışında
بِاِذْنِه۪ۘ
O'nun izni
يَعْلَمُ
bilir
مَا
olanı
بَيْنَ
—
اَيْد۪يهِمْ
onların önünde
وَمَا
ve olanı
خَلْفَهُمْۚ
arkalarında
وَلَا
—
يُح۪يطُونَ
kavrayamazlar
بِشَيْءٍ
hiçbir şey
مِنْ
—
عِلْمِه۪ۤ
O'nun ilminden
اِلَّا
dışında
بِمَا
şeyler
شَۤاءَۚ
dilediği
وَسِعَ
kaplamıştır
كُرْسِيُّهُ
O'nun Kürsüsü
السَّمٰوَاتِ
gökleri
وَالْاَرْضَۚ
ve yeri
وَلَا
—
يَؤُۧدُهُ
O'na ağır gelmez
حِفْظُهُمَاۚ
onları koruyup gözetmek
وَهُوَ
O
الْعَلِيُّ
Aliy'dir
الْعَظ۪يمُ
Azim'dir
﴿٢٥٥﴾

255Allah o İlâhtır ki Kendisinden başka ilâh yoktur. Haydır, Kayyûm'dur, Kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür.

255Allah: yoktur O’ndan başka ilâh. Hayy (ezelî-ebedî mutlak hayat sahibi)dir, Kayyûm (varlığı hem Kendi’nden hem de kendi kendine kaim olan)dır. Ne gaflet ve uyuklama basar O’nu, ne de uyku. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Kim vardır ki O’nun huzurunda O’nun izni olmadan bir başkası için şefaatte bulunabilsin? Yarattıklarının önündekini arkasındakini, geçmişlerini geleceklerini, bildiklerini ve bilmediklerini bilir; onlar ise O’nun İlmi’nden dilediğinin ötesinde hiçbir şeyi kavrayamazlar. (Mutlak hüküm ve hâkimiyetinin tecelligâhı olan) Kürsü’sü, gökleri ve yeri tamamen kuşatmıştır; gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na asla ağır gelmez. Ve Aliyy (mutlak yüce olan)dır O ve Azîm (mutlak azamet sahibi). (Bakara, 255)

Açıklama (SY)

Hay: Her zaman var olan, diri olan, ezelî ve ebedî hayat sahibi.

Kayyûm: Kendi zâtı ile var olup, zeval bulmayan ve bütün kâinatı varlıkta tutup onları yöneten, demektir.

Bu âyete Âyetü’l-kürsî denilir. Bu âyet, Allah’ın hükümranlığının son derece açık ve özet bir anlatımını ihtiva eder. Fazilet ve sevabına dair hadisler vardır. Ezcümle: “Kur’ân’da en büyük âyet, Âyetü’l-kürsî’dir. Bunu kim okursa Allah o saat bir melek gönderir, ertesi güne kadar iyiliklerini yazar ve günahlarını siler. İçinde okunduğu evi şeytan otuz gün terk eder. O eve kırk gün sihir ve sihirbaz giremez. Ey Ali! Bunu evladına, ailene ve komşularına öğret”

Tesbihat

Daha sonra:

سُبْحَانَ اللّٰهِ ٣٣
سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllah٣٣

Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ٣٣
اَلْحَمْدُhamdلِلّٰهِAllah'adır٣٣

Hamd Allah'adır.

اَللّٰهُ أَكْبَرُ ٣٣
اَللّٰهُAllahأَكْبَرُen büyüktür٣٣

Allah en büyüktür.

denilir ve şu dua okunur:

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْي۪ي وَيُم۪يتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ وَإِلَيْهِ الْمَص۪يرُ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَحْدَهُO tektirلَاyokturشَر۪يكَortağıلَهُ،O'nunلَهُO'nundurالْمُلْكُmülkوَلَهُve O'nundurالْحَمْدُhamdيُحْي۪يdiriltirوَيُم۪يتُve öldürürوَهُوَve OحَيٌّHayy'dırلَاaslaيَمُوتُölmezبِيَدِهِO'nun elindedirالْخَيْرُhayırوَهُوَve Oعَلٰىüzerineكُلِّherشَيْءٍşeyقَد۪يرٌkadirdirوَإِلَيْهِve O'nadırالْمَص۪يرُdönüş

Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundur. Diriltir ve öldürür. O Hayy'dır, asla ölmez. Hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir. Dönüş de O'nadır.

Akabinde namaz duası yapılır. Duadan sonra bir defa

فَاعْلَمْ أَنَّهُ
فَاعْلَمْbil kiأَنَّهُşüphesiz

Bil ki şüphesiz… (Muhammed, 19)

ve 33 defa da

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tan

Allah'tan başka ilah yoktur.

denir. Otuz üçüncüsünde

مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مُحَمَّدٌMuhammedرَسُولُResulüdürاللّٰهِAllah'ınصَلَّىsalat etsinاللّٰهُAllahتَعَالٰىyüceعَلَيْهِonaوَسَلَّمَve selam etsin

Muhammed Allah'ın Resulüdür. Yüce Allah ona salat ve selam etsin.

denilir ve aşağıdaki dualar okunur.

Salavat-ı Şerife
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmanالرَّح۪يمِRahim

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

اِنَّ اللهَ وَمَلٰۤئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّۘ يَۤا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا ﴿٥٦﴾
اِنَّ
şüphesiz
اللهَ
Allah
وَمَلٰۤئِكَتَهُ
ve melekleri
يُصَلُّونَ
salat etmektedir
عَلَى
üzerine
النَّبِيِّۘ
Peygamber
يَۤا
—
اَيُّهَا
Ey
الَّذ۪ينَ
kimseler
اٰمَنُوا
iman edenler
صَلُّوا
siz de salat edin
عَلَيْهِ
ona
وَسَلِّمُوا
ve selam edin
تَسْل۪يمًا
içtenlikle
﴿٥٦﴾

56Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber'e hep salat (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.

56Allah, (Peygamberliğin zirve temsilcisi O) Peygamber’e her zaman hususî rahmetiyle muamele eder ve onu yüceltir; melekleri ise (O’nun kendisi için takdir edilmiş bulunan Makam-ı Mahmud’a, Allah tarafından övülme makamına yükselmesi ve dininin zaferi için) ona daima dua ederler. Ey iman edenler! Siz de onu sevin, tam bir sadakat ve samimiyetle ona tâbi olun ve Allah’ın rahmet ve selâmı ona olsun diye dua edin ve tam bir teslimiyetle onun yolunu izlemeye bakın. (Ahzâb, 56)

Açıklama (SY)

Allah’ın salatı: Nebîsini rahmetine mazhar etmesi, onun şanını yüceltmesidir. Meleklerin salatı Hz. Peygamber’in şanını yüceltme, müminler için duadır. Müminlerin salatı da, duadır. Selamları ise ona güven verme, ona kendileri tarafından vâki olabilecek zarar, saygısızlık gibi olumsuz durumlardan teminat verme anlamına gelir.

Demek ki salatu selâm, Hz. Peygamber’in Allah Teâlâ tarafından getirdiği ne kadar ahkâm varsa hepsini kabul edip, devamlı sûrette ona verilen biati yenileme mânâsına gelir. Evet, her salavat bir tecdid-i biattir.

Hatıra gelen bir soru da, Hz. Peygamber’in salata, dua ve rahmete ihtiyacı olmadığı halde bunun üzerinde önemle durmanın sebebidir. Cevap olarak şöyle denilebilir: Ümmetin Hz. Resulullaha ihtiyacı fazladır. Hele bu ihtiyaç, uzun ve tehlikeli, meşakkatli âhiret hallerinde son derece fazla olacaktır. Resul-i Ekrem (a.s.m)’ın bu itibarı, tabir caiz ise Allah Teâlâ nezdindeki bu kıymeti, ne kadar artarsa, -tabir mazur görülürse- bu fon ne kadar büyürse bu imkânların kullanılması o derece fazlalaşacaktır. Her bir Müslüman'ın ondan istifadesi daha da artacaktır. Demek ki salavat, nihayetsiz ümmetin, nihayetsiz ihtiyaçları ile ilgili olduğu için, ne kadar yapılsa yeridir.

Ayrıca salavatla müminler Hz. Peygamber’e karşı görevlerini daha sık hatırlamakta, onun buyruklarıyla irtibata geçme ve ona olan sevgilerini artırma vesilesi bulmaktadırlar.

لَبَّيْكَ
لَبَّيْكَemrindeyim

Emrine amadeyim!

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokçaكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et, pek çok selam et.

صَلِّ وَسَلِّمْ يَا رَبِّ عَلٰى حَب۪يبِكَ مُحَمَّدٍ وَعَلٰى جَم۪يعِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَل۪ينَ
صَلِّrahmet etوَسَلِّمْve selam etيَاeyرَبِّRabbimعَلٰىüzerineحَب۪يبِكَHabibinمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineجَم۪يعِbütünالْأَنْبِيَاءِpeygamberlerinوَالْمُرْسَل۪ينَve resullerin

Ey Rabbim! Habibin Muhammed'e, bütün peygamberlere ve resullere rahmet ve selam eyle.

وَعَلٰى أٰلِ كُلٍّ وَصَحْبِ كُلٍّ أَجْمَع۪ينَ أٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
وَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiكُلٍّher birininوَصَحْبِve ashabıكُلٍّher birininأَجْمَع۪ينَhepsininأٰم۪ينَaminوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Her birinin ailesine ve ashabına, hepsine de (rahmet ve selam eyle). Amin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyرَسُولَResulüاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın Resulü! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا حَب۪يبَ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyحَب۪يبَHabibiاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın Habibi! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا أَم۪ينَ وَحْيِ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyأَم۪ينَeminiوَحْيِvahyininاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın vahyinin emini! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِهِ وَأَصْحَابِهِ، بِعَدَدِ أَوْرَاقِ الْأَشْجَارِ، وَأَمْوَاجِ الْبِحَارِ، وَقَطَرَاتِ الْأَمْطَارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etوَسَلِّمْve selam etوَبَارِكْve bereket verعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِهِailesiوَأَصْحَابِهِ،ve ashabıبِعَدَدِsayısıncaأَوْرَاقِyapraklarıالْأَشْجَارِ،ağaçlarınوَأَمْوَاجِve dalgalarıالْبِحَارِ،denizlerinوَقَطَرَاتِve damlalarıالْأَمْطَارِyağmurların

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e, ailesine ve ashabına ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları sayısınca rahmet, selam ve bereket ver.

وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَالْطُفْ بِنَا وَبِأُسْتَاذِنَا سَع۪يدِ النُّورْسِي رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ وَوَالِد۪ينَا وَبِطَلَبَةِ رَسَائِلِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ،
وَاغْفِرْve bağışlaلَنَاbiziوَارْحَمْنَاve bize merhamet etوَالْطُفْve lütfetبِنَاbizeوَبِأُسْتَاذِنَاve üstadımızaسَع۪يدِSaidالنُّورْسِيNursi'yeرَضِيَrazı olsunاللّٰهُAllahعَنْهُondanوَوَالِد۪ينَاve anne babamızaوَبِطَلَبَةِve talebelerineرَسَائِلِRisale-iالنُّورِNur'unالصَّادِق۪ينَ،sadık

Bizi bağışla, bize merhamet et; bize, Üstadımız Said Nursi'ye —Allah ondan razı olsun—, anne babamıza ve sadık Risale-i Nur talebelerine lütfet.

يَا إِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ
يَاeyإِلٰهَنَاİlahımızبِكُلِّher biriyleصَلَاةٍsalatınمِنْهَا،onlardanأَشْهَدُşahitlik ederimأَنْkiلَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَأَشْهَدُve şahitlik ederimأَنَّkiمُحَمَّدًاMuhammedرَسُولُResulüdürاللّٰهِAllah'ın

Ey İlahımız! O salatların her biriyle şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın Resulüdür.

صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
صَلَّىsalat etsinاللّٰهُAllahتَعَالٰىyüceعَلَيْهِonaوَسَلَّمَve selam etsin

Yüce Allah ona salat ve selam etsin.

Duâ-i İsm-i Âzamدُعَاءُ الْاِسْمِ الْاَعْظَمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

يَا جَم۪يلُ يَا اَللّٰهُ يَا قَر۪يبُ يَا اَللّٰهُ يَا مُج۪يبُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyجَم۪يلُCemilيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyقَر۪يبُKaribيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمُج۪يبُMücibيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Cemil, ey Allah! Ey Karib, ey Allah! Ey Mücib, ey Allah!

يَا حَب۪يبُ يَا اَللّٰهُ يَا رَؤُوفُ يَا اَللّٰهُ يَا عَطُوفُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyحَب۪يبُHabibيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyرَؤُوفُRaufيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyعَطُوفُAtufيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Habib, ey Allah! Ey Rauf, ey Allah! Ey Atuf, ey Allah!

يَا مَعْرُوفُ يَا اَللّٰهُ يَا لَط۪يفُ يَا اَللّٰهُ يَا عَظ۪يمُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyمَعْرُوفُMarufيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyلَط۪يفُLatifيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyعَظ۪يمُAzimيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Maruf, ey Allah! Ey Latif, ey Allah! Ey Azim, ey Allah!

يَا حَنَّانُ يَا اَللّٰهُ يَا مَنَّانُ يَا اَللّٰهُ يَا دَيَّانُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyحَنَّانُHannanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمَنَّانُMennanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyدَيَّانُDeyyanيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Hannan, ey Allah! Ey Mennan, ey Allah! Ey Deyyan, ey Allah!

يَا سُبْحَانُ يَا اَللّٰهُ يَا أَمَانُ يَا اَللّٰهُ يَا بُرْهَانُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyسُبْحَانُSübhanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyأَمَانُEmanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyبُرْهَانُBürhanيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Sübhan, ey Allah! Ey Eman, ey Allah! Ey Bürhan, ey Allah!

يَا سُلْطَانُ يَا اَللّٰهُ يَا مُسْتَعَانُ يَا اَللّٰهُ يَا مُحْسِنُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyسُلْطَانُSultanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمُسْتَعَانُMüsteanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمُحْسِنُMuhsinيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Sultan, ey Allah! Ey Müstean, ey Allah! Ey Muhsin, ey Allah!

يَا مُتَعَال۪ي يَا اَللّٰهُ يَا رَحْمٰنُ يَا اَللّٰهُ يَا رَح۪يمُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyمُتَعَال۪يMütealيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyرَحْمٰنُRahmanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyرَح۪يمُRahimيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Müteal, ey Allah! Ey Rahman, ey Allah! Ey Rahim, ey Allah!

يَا كَر۪يمُ يَا اَللّٰهُ يَا مَج۪يدُ يَا اَللّٰهُ يَا فَرْدُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyكَر۪يمُKerimيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمَج۪يدُMecidيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyفَرْدُFerdيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Kerim, ey Allah! Ey Mecid, ey Allah! Ey Ferd, ey Allah!

يَا وِتْرُ يَا اَللّٰهُ يَا أَحَدُ يَا اَللّٰهُ يَا صَمَدُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyوِتْرُVitrيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyأَحَدُEhadيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyصَمَدُSamedيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Vitr, ey Allah! Ey Ehad, ey Allah! Ey Samed, ey Allah!

يَا مَحْمُودُ يَا اَللّٰهُ يَا صَادِقَ الْوَعْدِ يَا اَللّٰهُ يَا عَلِيُّ يَا اَللّٰهُ
يَاeyمَحْمُودُMahmudيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyصَادِقَsadıkالْوَعْدِsözüneيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyعَلِيُّAliyيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Mahmud, ey Allah! Ey Sadıku'l-va'd, ey Allah! Ey Aliy, ey Allah!

يَا غَنِيُّ يَا اَللّٰهُ يَا شَاف۪ي يَا اَللّٰهُ يَا كَاف۪ي يَا اَللّٰهُ
يَاeyغَنِيُّGaniyيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyشَاف۪يŞafiيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyكَاف۪يKafiيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Ganiy, ey Allah! Ey Şafi, ey Allah! Ey Kafi, ey Allah!

يَا مُعَاف۪ي يَا اَللّٰهُ يَا بَاق۪ي يَا اَللّٰهُ يَا هَاد۪ي يَا اَللّٰهُ
يَاeyمُعَاف۪يMuafiيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyبَاق۪يBakiيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyهَاد۪يHadiيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Muafi, ey Allah! Ey Baki, ey Allah! Ey Hadi, ey Allah!

يَا قَادِرُ يَا اَللّٰهُ يَا سَاتِرُ يَا اَللّٰهُ يَا قَهَّارُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyقَادِرُKadirيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyسَاتِرُSatirيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyقَهَّارُKahharيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Kadir, ey Allah! Ey Satir, ey Allah! Ey Kahhar, ey Allah!

يَا جَبَّارُ يَا اَللّٰهُ يَا غَفَّارُ يَا اَللّٰهُ يَا فَتَّاحُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyجَبَّارُCebbarيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyغَفَّارُGaffarيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyفَتَّاحُFettahيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Cebbar, ey Allah! Ey Gaffar, ey Allah! Ey Fettah, ey Allah!

okunarak eller kaldırılır ve şöyle dua edilir:

يَا رَبَّ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
يَاeyرَبَّRabbiالسَّمٰوَاتِgöklerinوَالْأَرْضِve yerinيَاeyذَاsahibiالْجَلَالِcelalوَالْإِكْرَامِve ikram

Ey göklerin ve yerin Rabbi! Ey celal ve ikram sahibi!

أَسْأَلُكَ بِحَقِّ هٰذِهِ الْأَسْمَاءِ كُلِّهَا أَنْ تُصَلِّيَ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، وَارْحَمْ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا كَمَا صَلَّيْتَ وَسَلَّمْتَ وَبَارَكْتَ وَرَحِمْتَ وَتَرَحَّمْتَ عَلٰى سَيِّدِنَا إِبْرَاه۪يمَ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا إِبْرَاه۪يمَ فِي الْعَالَم۪ينَ
أَسْأَلُكَSenden isterimبِحَقِّhakkı içinهٰذِهِbuالْأَسْمَاءِisimlerinكُلِّهَاhepsininأَنْ-meniتُصَلِّيَrahmet etmeniعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍ،Muhammed'inوَارْحَمْve merhamet etسَيِّدَنَاefendimizمُحَمَّدًاMuhammed'eكَمَاgibiصَلَّيْتَrahmet ettiğinوَسَلَّمْتَve selam ettiğinوَبَارَكْتَve bereket verdiğinوَرَحِمْتَve merhamet ettiğinوَتَرَحَّمْتَve acıyıp esirgediğinعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizإِبْرَاه۪يمَİbrahimوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizإِبْرَاه۪يمَİbrahim'inفِي-deالْعَالَم۪ينَalemler

Bu isimlerin hepsinin hakkı için Senden isterim: Alemlerde Efendimiz İbrahim'e ve Efendimiz İbrahim'in ailesine rahmet, selam ve bereket verdiğin, merhamet edip esirgediğin gibi, Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine de rahmet et ve Efendimiz Muhammed'e merhamet eyle.

رَبَّنَا إِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ
رَبَّنَاRabbimizإِنَّكَşüphesiz Senحَم۪يدٌHamid'sinمَج۪يدٌMecid'sin

Rabbimiz! Şüphesiz Sen Hamid'sin, Mecid'sin.

بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ
بِرَحْمَتِكَrahmetinleيَاeyأَرْحَمَen merhametlisiالرَّاحِم۪ينَmerhametlilerin

Rahmetinle, ey merhametlilerin en merhametlisi!

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
وَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

sonra Haşr suresindeki şu ayetler okunur:

Haşr Sûresinin Sonuاٰخِرُ سُورَةِ الْحَشْرِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

لَا يَسْتَو۪ۤي اَصْحَابُ النَّارِ وَاَصْحَابُ الْجَنَّةِۘ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَۤائِزُونَ ﴿٢٠﴾
لَا
değildir
يَسْتَو۪ۤي
eşit
اَصْحَابُ
halkı
النَّارِ
ateş
وَاَصْحَابُ
ve halkı
الْجَنَّةِۘ
cennet
اَصْحَابُ
halkı
الْجَنَّةِ
cennet
هُمُ
onlar
الْفَۤائِزُونَ
kazananlardır
﴿٢٠﴾

20Cehennemliklerle cennetlikler elbette bir olmaz. Felah ve başarıya erenler, cennetliklerdir.

20Ateş’in ehli ile Cennet ehli elbette bir olmaz. Cennet ehli, işte onlardır gerçekten murada eren ve kazananlar. (Haşr, 20)

لَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ لَرَاَيْتَهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللهِۘ وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ ﴿٢١﴾
لَوْ
şayet
اَنْزَلْنَا
Biz indirseydik
هٰذَا
bu
الْقُرْاٰنَ
Kur'an'ı
عَلٰى
—
جَبَلٍ
bir dağa
لَرَاَيْتَهُ
onu görürdün
خَاشِعًا
baş eğmiş
مُتَصَدِّعًا
parçalanmış
مِنْ
—
خَشْيَةِ
tazimden
اللهِۘ
Allah'ın
وَتِلْكَ
ve bu
الْاَمْثَالُ
misalleri
نَضْرِبُهَا
anlatıyoruz
لِلنَّاسِ
insanlara
لَعَلَّهُمْ
umulur ki
يَتَفَكَّرُونَ
düşünürler
﴿٢١﴾

21Eğer Biz bu Kur’ân’ı bir dağın tepesine indirseydik onun, Allah’a tazimi sebebiyle başını eğip parçalandığını görürdün. İşte bunlar birtakım misallerdir ki düşünüp istifade etmeleri için, Biz onları insanlara anlatıyoruz.

21Bu Kur’ân, (öylesine haşmetli, değerli, kıymetli, öylesine önemli mesajlarla yüklü ve öyle bir ma’rifet hazinesidir ki) eğer onu bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, (onca cesametine rağmen) o dağın, Allah’a olan derin saygı ve taziminden dolayı başını eğip parça parça olduğunu görürdün. İnsanlar için böyle temsillerde bulunuyoruz ki sistemlice düşünüp gerekli dersi alsınlar. (Haşr, 21)

هُوَ اللهُ الَّذ۪ي لَۤا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۚ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّح۪يمُ ﴿٢٢﴾
هُوَ
O
اللهُ
Allah'tır
الَّذ۪ي
ki
لَۤا
yoktur
اِلٰهَ
ilah
اِلَّا
başka
هُوَۚ
O'ndan
عَالِمُ
bilir
الْغَيْبِ
görülmeyeni
وَالشَّهَادَةِۚ
ve görüleni
هُوَ
O
الرَّحْمٰنُ
Rahman'dır
الرَّح۪يمُ
Rahim'dir
﴿٢٢﴾

22Allah’tır gerçek İlah! O’ndan başka yoktur ilah. Görünmeyen ve görünen her şeyi bilir. O rahmandır, rahîmdir.

22Allah O’dur ki O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Gaybı da şehadeti de (duyu ötesini de duyuların algı sahasına giren her şeyi de) bilir. O, Rahmân (rahmetiyle her varlığı kuşatan)dır; Rahîm (ayrıca hususî rahmeti de pek bol olan)dır. (Haşr, 22)

هُوَ اللهُ الَّذ۪ي لَۤا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَز۪يزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُۘ سُبْحَانَ اللهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿٢٣﴾
هُوَ
O
اللهُ
Allah'tır
الَّذ۪ي
ki
لَۤا
yoktur
اِلٰهَ
ilah
اِلَّا
başka
هُوَۚ
O'ndan
اَلْمَلِكُ
Melik'tir
الْقُدُّوسُ
Kuddüs'tür
السَّلَامُ
Selam'dır
الْمُؤْمِنُ
Mü'min'dir
الْمُهَيْمِنُ
Müheymin'dir
الْعَز۪يزُ
Aziz'dir
الْجَبَّارُ
Cebbar'dır
الْمُتَكَبِّرُۘ
Mütekebbir'dir
سُبْحَانَ
münezzehtir
اللهِ
Allah
عَمَّا
—
يُشْرِكُونَ
ortak koşmalarından
﴿٢٣﴾

23Allah’tır gerçek İlah! O’ndan başka yoktur ilah! O Melik’tir, Kuddûs’tür, Selâm’dır, Mü’min’dir, Müheymin’dir, Aziz’dir, Cebbar’dır, Mütekebbir’dir. Allah, müşriklerin iddialarından münezzeh ve yücedir.

23Allah O’dur ki O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Melik (varlık üzerinde mutlak hâkim)dir; Kuddûs (Kendisi her türlü eksik ve lekeden uzak olduğu gibi kâinatı da daima tertemiz tutan)dır; Selâm (kurtuluş ve esenliğin mutlak kaynağı)dır; Mü’min (şüpheleri giderip imanı bahşeden ve tam emniyet veren)dir; Müheymin (bütün varlık üzerinde gözetleyici, koruyucu)dur; Azîz (mutlak izzet ve ululuk sahibi, her işte mutlak üstün ve galip)tir; Cebbâr (varlığı hükmü altında tutan, haksızlığı giderip hakkı sahibine veren)dir; Mütekebbir (mutlak büyüklüğe ve büyüklüğünü ilan etmeye tek hak sahibi)dir. Allah, kulların Kendisi’ne koştuğu şirkten mutlak manada münezzehtir. (Haşr, 23)

Açıklama (SY)

O Melik’tir: kâinatın gerçek hükümdarıdır.

Kuddûs’tur: bütün eksiklerden uzak ve yücedir.

Selâm’dır: Kusurlardan salim olup yaratıklarına esenlik verendir.

Mü’min’dir: Güvenlik verendir.

Muheymin’dir: Her şeyin üzerinde gözetip kollayandır.

Aziz’dir: Üstün kudret sahibi, mutlak galiptir.

Cebbar’dır: Yaratıklarının hallerini ve işlerini düzelten ve iradesi ile onları istediği şekilde yönetendir.

Mütekebbir’dir: Büyükler büyüğüdür.

هُوَ اللهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَۤاءُ الْحُسْنٰىۘ يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ﴿٢٤﴾
هُوَ
O
اللهُ
Allah
الْخَالِقُ
Halik'tir
الْبَارِئُ
Bari'dir
الْمُصَوِّرُ
Musavvir'dir
لَهُ
O'nundur
الْاَسْمَۤاءُ
isimler
الْحُسْنٰىۘ
en güzel
يُسَبِّحُ
tesbih ederler
لَهُ
O'nu
مَا
bulunanlar
فِي
—
السَّمٰوَاتِ
göklerde
وَالْاَرْضِۚ
ve yerde
وَهُوَ
ve O
الْعَز۪يزُ
Aziz'dir
الْحَك۪يمُ
Hakim'dir
﴿٢٤﴾

24Allah o gerçek İlahtır ki Halık’tır, Bârî’dir, Musavvir’dir. Hasılı, en güzel isimler ve vasıflar O’nundur. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O’nu tesbih ve tenzih eder. O, azizdir, hakimdir.

24Allah O’dur ki Hâlık (yegâne Yaratıcı)dır; Bârî (pak, ortaklar edinmekten mutlak manada uzak Yaratıcı)dır; Musavvir (her varlığa ona en uygun şekli veren)dir. O’nundur En Güzel İsimler. Göklerde ve yerde ne varsa O’nu tesbih (O’nun her türlü noksandan ve ortakları bulunmaktan mutlak manada uzak olduğunu ikrar ve ilan) eder. Ve O, Azîz (mutlak izzet ve ululuk sahibi, her işte mutlak üstün ve galip)tir; Hakîm (her hüküm ve icraatında pek çok hikmet bulunan)dır. (Haşr, 24)

Açıklama (SY)

Bâri’dir: Yaratıklarını düzgün ve âhenkli kılandır.

Musavvir’dir: Bütün mahlûklarına özel sûretlerini verendir.

“Her kim sabahleyin üç kere Euzu billahi’s-semîi’l-alîmi mine’ş-şeytani’r-racîm dedikten sonra Haşr sûresinin sonundan üç ayeti okursa, Allah Teâlâ onun emrine yetmiş bin melek verir. Onlar akşama kadar o kimse için dua ederler. “Eğer o gün ölürse şehid olarak vefat etmiş olur. Onları akşamleyin okuyan da aynı durumda sevap alır” (Hadis-i Şerif, Tirmizi).

Yatsı Namazı

Yatsı Namazı

Yatsı namazının farzını kılıp selam verdikten sonra

اَللّٰهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ وَمِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımأَنْتَSenالسَّلَامُSelam'sınوَمِنْكَve SendendirالسَّلَامُselametتَبَارَكْتَSen yücesinيَاeyذَاsahibiالْجَلَالِcelalوَالْإِكْرَامِve ikram

Allah'ım! Sen Selam'sın, selamet de ancak Sendendir. Sen ne yücesin, ey celal ve ikram sahibi!

denir ve eller kaldırılıp şu salâvat-ı şerife okunur:

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، صَلَاةً تُنْج۪ينَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ الْأَهْوَالِ وَالْاٰفَاتِ، وَتَقْض۪ي لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الْحَاجَاتِ، وَتُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ السَّيِّئَاتِ، وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ أَعْلَى الدَّرَجَاتِ، وَتُبَلِّغُنَا بِهَا أَقْصَى الْغَايَاتِ، مِنْ جَم۪يعِ الْخَيْرَاتِ فِي الْحَيَاةِ وَبَعْدَ الْمَمَاتِ،
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍ،Muhammed'inصَلَاةًöyle bir rahmetle kiتُنْج۪ينَاbizi kurtarasınبِهَاonunlaمِنْ-denجَم۪يعِbütünالْأَهْوَالِkorkularوَالْاٰفَاتِ،ve afetlerوَتَقْض۪يve yerine getiresinلَنَاbizim içinبِهَاonunlaجَم۪يعَbütünالْحَاجَاتِ،ihtiyaçlarıوَتُطَهِّرُنَاve bizi temizleyesinبِهَاonunlaمِنْ-denجَم۪يعِbütünالسَّيِّئَاتِ،günahlarوَتَرْفَعُنَاve bizi yükseltesinبِهَاonunlaعِنْدَكَkatındaأَعْلَىen yüceالدَّرَجَاتِ،derecelereوَتُبَلِّغُنَاve bizi ulaştırasınبِهَاonunlaأَقْصَىen sonالْغَايَاتِ،gayelereمِنْ-denجَم۪يعِbütünالْخَيْرَاتِhayırlarفِي-deالْحَيَاةِhayatوَبَعْدَve sonraالْمَمَاتِ،ölüm

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine öyle bir rahmet eyle ki, onunla bizi bütün korkulardan ve afetlerden kurtarasın; onunla bütün ihtiyaçlarımızı yerine getiresin; onunla bizi bütün günahlardan temizleyesin; onunla bizi katında en yüce derecelere yükseltesin; onunla bizi hayatta ve ölümden sonra bütün hayırlarda en son gayelere ulaştırasın.

أٰم۪ينَ يَا مُج۪يبَ الدَّعَوَاتِ،
أٰم۪ينَaminيَاeyمُج۪يبَkabul edenالدَّعَوَاتِ،duaları

Amin, ey duaları kabul eden!

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
وَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

Son sünnet ve vitirden sonra şu dua okunur:

سُبْحَانَ اللّٰهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظ۪يمِ
سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllahوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırوَلَاve yokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَاللّٰهُve Allahأَكْبَرُen büyüktürوَلَاve yokturحَوْلَgüçوَلَاve yokturقُوَّةَkuvvetإِلَّاancakبِاللّٰهِAllah iledirالْعَلِيِّAliyالْعَظ۪يمِAzim

Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir. Hamd Allah'adır. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak Aliy ve Azim olan Allah iledir.

Âyetü'l-Kürsî

Bundan sonra Âyetü'l-Kürsî okunur:

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَللهُ لَۤا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۘ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۘ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُۤ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۘ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ۤ اِلَّا بِمَا شَۤاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُۧدُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ ﴿٢٥٥﴾
اَللهُ
Allah (ki)
لَۤا
yoktur
اِلٰهَ
ilah
اِلَّا
başka
هُوَۚ
O'ndan
اَلْحَيُّ
Hayy'dır
الْقَيُّومُۚ
Kayyum'dur
لَا
—
تَأْخُذُهُ
O'nu tutmaz
سِنَةٌ
ne bir uyuklama
وَلَا
ve ne de
نَوْمٌۘ
bir uyku
لَهُ
O'nundur
مَا
ne
فِي
varsa
السَّمٰوَاتِ
göklerde
وَمَا
ve ne
فِي
varsa
الْاَرْضِۘ
yerde
مَنْ
—
ذَا
kimdir
الَّذ۪ي
ki
يَشْفَعُ
şefaat edebilir
عِنْدَهُۤ
kendisinin katında
اِلَّا
dışında
بِاِذْنِه۪ۘ
O'nun izni
يَعْلَمُ
bilir
مَا
olanı
بَيْنَ
—
اَيْد۪يهِمْ
onların önünde
وَمَا
ve olanı
خَلْفَهُمْۚ
arkalarında
وَلَا
—
يُح۪يطُونَ
kavrayamazlar
بِشَيْءٍ
hiçbir şey
مِنْ
—
عِلْمِه۪ۤ
O'nun ilminden
اِلَّا
dışında
بِمَا
şeyler
شَۤاءَۚ
dilediği
وَسِعَ
kaplamıştır
كُرْسِيُّهُ
O'nun Kürsüsü
السَّمٰوَاتِ
gökleri
وَالْاَرْضَۚ
ve yeri
وَلَا
—
يَؤُۧدُهُ
O'na ağır gelmez
حِفْظُهُمَاۚ
onları koruyup gözetmek
وَهُوَ
O
الْعَلِيُّ
Aliy'dir
الْعَظ۪يمُ
Azim'dir
﴿٢٥٥﴾

255Allah o İlâhtır ki Kendisinden başka ilâh yoktur. Haydır, Kayyûm'dur, Kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür.

255Allah: yoktur O’ndan başka ilâh. Hayy (ezelî-ebedî mutlak hayat sahibi)dir, Kayyûm (varlığı hem Kendi’nden hem de kendi kendine kaim olan)dır. Ne gaflet ve uyuklama basar O’nu, ne de uyku. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Kim vardır ki O’nun huzurunda O’nun izni olmadan bir başkası için şefaatte bulunabilsin? Yarattıklarının önündekini arkasındakini, geçmişlerini geleceklerini, bildiklerini ve bilmediklerini bilir; onlar ise O’nun İlmi’nden dilediğinin ötesinde hiçbir şeyi kavrayamazlar. (Mutlak hüküm ve hâkimiyetinin tecelligâhı olan) Kürsü’sü, gökleri ve yeri tamamen kuşatmıştır; gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na asla ağır gelmez. Ve Aliyy (mutlak yüce olan)dır O ve Azîm (mutlak azamet sahibi). (Bakara, 255)

Açıklama (SY)

Hay: Her zaman var olan, diri olan, ezelî ve ebedî hayat sahibi.

Kayyûm: Kendi zâtı ile var olup, zeval bulmayan ve bütün kâinatı varlıkta tutup onları yöneten, demektir.

Bu âyete Âyetü’l-kürsî denilir. Bu âyet, Allah’ın hükümranlığının son derece açık ve özet bir anlatımını ihtiva eder. Fazilet ve sevabına dair hadisler vardır. Ezcümle: “Kur’ân’da en büyük âyet, Âyetü’l-kürsî’dir. Bunu kim okursa Allah o saat bir melek gönderir, ertesi güne kadar iyiliklerini yazar ve günahlarını siler. İçinde okunduğu evi şeytan otuz gün terk eder. O eve kırk gün sihir ve sihirbaz giremez. Ey Ali! Bunu evladına, ailene ve komşularına öğret”

Tesbihat

Daha sonra:

سُبْحَانَ اللّٰهِ ٣٣
سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllah٣٣

Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ٣٣
اَلْحَمْدُhamdلِلّٰهِAllah'adır٣٣

Hamd Allah'adır.

اَللّٰهُ أَكْبَرُ ٣٣
اَللّٰهُAllahأَكْبَرُen büyüktür٣٣

Allah en büyüktür.

denilir ve şu dua okunur:

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْي۪ي وَيُم۪يتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ وَإِلَيْهِ الْمَص۪يرُ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَحْدَهُO tektirلَاyokturشَر۪يكَortağıلَهُ،O'nunلَهُO'nundurالْمُلْكُmülkوَلَهُve O'nundurالْحَمْدُhamdيُحْي۪يdiriltirوَيُم۪يتُve öldürürوَهُوَve OحَيٌّHayy'dırلَاaslaيَمُوتُölmezبِيَدِهِO'nun elindedirالْخَيْرُhayırوَهُوَve Oعَلٰىüzerineكُلِّherشَيْءٍşeyقَد۪يرٌkadirdirوَإِلَيْهِve O'nadırالْمَص۪يرُdönüş

Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundur. Diriltir ve öldürür. O Hayy'dır, asla ölmez. Hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir. Dönüş de O'nadır.

Akabinde namaz duası yapılır. Duadan sonra bir defa

فَاعْلَمْ أَنَّهُ
فَاعْلَمْbil kiأَنَّهُşüphesiz

Bil ki şüphesiz… (Muhammed, 19)

ve 33 defa da

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ
لَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tan

Allah'tan başka ilah yoktur.

[Hâşiye] denir. Otuz üçüncüsünde

Hâşiye: Sabah ve Yatsı namazlarından sonra isteyen 100 defa okuyabilir.

مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مُحَمَّدٌMuhammedرَسُولُResulüdürاللّٰهِAllah'ınصَلَّىsalat etsinاللّٰهُAllahتَعَالٰىyüceعَلَيْهِonaوَسَلَّمَve selam etsin

Muhammed Allah'ın Resulüdür. Yüce Allah ona salat ve selam etsin.

ilave edildikten sonra aşağıdaki dualar okunur.

Salavat-ı Şerife
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmanالرَّح۪يمِRahim

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

اِنَّ اللهَ وَمَلٰۤئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّۘ يَۤا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْل۪يمًا ﴿٥٦﴾
اِنَّ
şüphesiz
اللهَ
Allah
وَمَلٰۤئِكَتَهُ
ve melekleri
يُصَلُّونَ
salat etmektedir
عَلَى
üzerine
النَّبِيِّۘ
Peygamber
يَۤا
—
اَيُّهَا
Ey
الَّذ۪ينَ
kimseler
اٰمَنُوا
iman edenler
صَلُّوا
siz de salat edin
عَلَيْهِ
ona
وَسَلِّمُوا
ve selam edin
تَسْل۪يمًا
içtenlikle
﴿٥٦﴾

56Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber'e hep salat (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.

56Allah, (Peygamberliğin zirve temsilcisi O) Peygamber’e her zaman hususî rahmetiyle muamele eder ve onu yüceltir; melekleri ise (O’nun kendisi için takdir edilmiş bulunan Makam-ı Mahmud’a, Allah tarafından övülme makamına yükselmesi ve dininin zaferi için) ona daima dua ederler. Ey iman edenler! Siz de onu sevin, tam bir sadakat ve samimiyetle ona tâbi olun ve Allah’ın rahmet ve selâmı ona olsun diye dua edin ve tam bir teslimiyetle onun yolunu izlemeye bakın. (Ahzâb, 56)

Açıklama (SY)

Allah’ın salatı: Nebîsini rahmetine mazhar etmesi, onun şanını yüceltmesidir. Meleklerin salatı Hz. Peygamber’in şanını yüceltme, müminler için duadır. Müminlerin salatı da, duadır. Selamları ise ona güven verme, ona kendileri tarafından vâki olabilecek zarar, saygısızlık gibi olumsuz durumlardan teminat verme anlamına gelir.

Demek ki salatu selâm, Hz. Peygamber’in Allah Teâlâ tarafından getirdiği ne kadar ahkâm varsa hepsini kabul edip, devamlı sûrette ona verilen biati yenileme mânâsına gelir. Evet, her salavat bir tecdid-i biattir.

Hatıra gelen bir soru da, Hz. Peygamber’in salata, dua ve rahmete ihtiyacı olmadığı halde bunun üzerinde önemle durmanın sebebidir. Cevap olarak şöyle denilebilir: Ümmetin Hz. Resulullaha ihtiyacı fazladır. Hele bu ihtiyaç, uzun ve tehlikeli, meşakkatli âhiret hallerinde son derece fazla olacaktır. Resul-i Ekrem (a.s.m)’ın bu itibarı, tabir caiz ise Allah Teâlâ nezdindeki bu kıymeti, ne kadar artarsa, -tabir mazur görülürse- bu fon ne kadar büyürse bu imkânların kullanılması o derece fazlalaşacaktır. Her bir Müslüman'ın ondan istifadesi daha da artacaktır. Demek ki salavat, nihayetsiz ümmetin, nihayetsiz ihtiyaçları ile ilgili olduğu için, ne kadar yapılsa yeridir.

Ayrıca salavatla müminler Hz. Peygamber’e karşı görevlerini daha sık hatırlamakta, onun buyruklarıyla irtibata geçme ve ona olan sevgilerini artırma vesilesi bulmaktadırlar.

لَبَّيْكَ
لَبَّيْكَemrindeyim

Emrine amadeyim!

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَاءٍ وَدَوَاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا كَث۪يرًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inبِعَدَدِsayısıncaكُلِّherدَاءٍdertوَدَوَاءٍve devaوَبَارِكْve bereket verوَسَلِّمْve selam etعَلَيْهِonaوَعَلَيْهِمْve onlaraكَث۪يرًاçokçaكَث۪يرًاçokça

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et, pek çok selam et.

صَلِّ وَسَلِّمْ يَا رَبِّ عَلٰى حَب۪يبِكَ مُحَمَّدٍ وَعَلٰى جَم۪يعِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَل۪ينَ
صَلِّrahmet etوَسَلِّمْve selam etيَاeyرَبِّRabbimعَلٰىüzerineحَب۪يبِكَHabibinمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineجَم۪يعِbütünالْأَنْبِيَاءِpeygamberlerinوَالْمُرْسَل۪ينَve resullerin

Ey Rabbim! Habibin Muhammed'e, bütün peygamberlere ve resullere rahmet ve selam eyle.

وَعَلٰى أٰلِ كُلٍّ وَصَحْبِ كُلٍّ أَجْمَع۪ينَ أٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
وَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiكُلٍّher birininوَصَحْبِve ashabıكُلٍّher birininأَجْمَع۪ينَhepsininأٰم۪ينَaminوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Her birinin ailesine ve ashabına, hepsine de (rahmet ve selam eyle). Amin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyرَسُولَResulüاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın Resulü! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا حَب۪يبَ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyحَب۪يبَHabibiاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın Habibi! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا أَم۪ينَ وَحْيِ اللّٰهِ
أَلْفُbinأَلْفِkere binصَلَاةٍsalatوَأَلْفُve binأَلْفِkere binسَلَامٍselamعَلَيْكَsana olsunيَاeyأَم۪ينَeminiوَحْيِvahyininاللّٰهِAllah'ın

Ey Allah'ın vahyinin emini! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِهِ وَأَصْحَابِهِ، بِعَدَدِ أَوْرَاقِ الْأَشْجَارِ، وَأَمْوَاجِ الْبِحَارِ، وَقَطَرَاتِ الْأَمْطَارِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etوَسَلِّمْve selam etوَبَارِكْve bereket verعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِهِailesiوَأَصْحَابِهِ،ve ashabıبِعَدَدِsayısıncaأَوْرَاقِyapraklarıالْأَشْجَارِ،ağaçlarınوَأَمْوَاجِve dalgalarıالْبِحَارِ،denizlerinوَقَطَرَاتِve damlalarıالْأَمْطَارِyağmurların

Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e, ailesine ve ashabına ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları sayısınca rahmet, selam ve bereket ver.

وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَالْطُفْ بِنَا وَبِأُسْتَاذِنَا سَع۪يدِ النُّورْسِي رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ وَوَالِد۪ينَا وَبِطَلَبَةِ رَسَائِلِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ،
وَاغْفِرْve bağışlaلَنَاbiziوَارْحَمْنَاve bize merhamet etوَالْطُفْve lütfetبِنَاbizeوَبِأُسْتَاذِنَاve üstadımızaسَع۪يدِSaidالنُّورْسِيNursi'yeرَضِيَrazı olsunاللّٰهُAllahعَنْهُondanوَوَالِد۪ينَاve anne babamızaوَبِطَلَبَةِve talebelerineرَسَائِلِRisale-iالنُّورِNur'unالصَّادِق۪ينَ،sadık

Bizi bağışla, bize merhamet et; bize, Üstadımız Said Nursi'ye —Allah ondan razı olsun—, anne babamıza ve sadık Risale-i Nur talebelerine lütfet.

يَا إِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ
يَاeyإِلٰهَنَاİlahımızبِكُلِّher biriyleصَلَاةٍsalatınمِنْهَا،onlardanأَشْهَدُşahitlik ederimأَنْkiلَاyokturإِلٰهَilahإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَأَشْهَدُve şahitlik ederimأَنَّkiمُحَمَّدًاMuhammedرَسُولُResulüdürاللّٰهِAllah'ın

Ey İlahımız! O salatların her biriyle şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın Resulüdür.

صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
صَلَّىsalat etsinاللّٰهُAllahتَعَالٰىyüceعَلَيْهِonaوَسَلَّمَve selam etsin

Yüce Allah ona salat ve selam etsin.

Duâ-i İsm-i Âzamدُعَاءُ الْاِسْمِ الْاَعْظَمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

يَا جَم۪يلُ يَا اَللّٰهُ يَا قَر۪يبُ يَا اَللّٰهُ يَا مُج۪يبُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyجَم۪يلُCemilيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyقَر۪يبُKaribيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمُج۪يبُMücibيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Cemil, ey Allah! Ey Karib, ey Allah! Ey Mücib, ey Allah!

يَا حَب۪يبُ يَا اَللّٰهُ يَا رَؤُوفُ يَا اَللّٰهُ يَا عَطُوفُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyحَب۪يبُHabibيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyرَؤُوفُRaufيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyعَطُوفُAtufيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Habib, ey Allah! Ey Rauf, ey Allah! Ey Atuf, ey Allah!

يَا مَعْرُوفُ يَا اَللّٰهُ يَا لَط۪يفُ يَا اَللّٰهُ يَا عَظ۪يمُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyمَعْرُوفُMarufيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyلَط۪يفُLatifيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyعَظ۪يمُAzimيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Maruf, ey Allah! Ey Latif, ey Allah! Ey Azim, ey Allah!

يَا حَنَّانُ يَا اَللّٰهُ يَا مَنَّانُ يَا اَللّٰهُ يَا دَيَّانُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyحَنَّانُHannanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمَنَّانُMennanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyدَيَّانُDeyyanيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Hannan, ey Allah! Ey Mennan, ey Allah! Ey Deyyan, ey Allah!

يَا سُبْحَانُ يَا اَللّٰهُ يَا أَمَانُ يَا اَللّٰهُ يَا بُرْهَانُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyسُبْحَانُSübhanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyأَمَانُEmanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyبُرْهَانُBürhanيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Sübhan, ey Allah! Ey Eman, ey Allah! Ey Bürhan, ey Allah!

يَا سُلْطَانُ يَا اَللّٰهُ يَا مُسْتَعَانُ يَا اَللّٰهُ يَا مُحْسِنُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyسُلْطَانُSultanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمُسْتَعَانُMüsteanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمُحْسِنُMuhsinيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Sultan, ey Allah! Ey Müstean, ey Allah! Ey Muhsin, ey Allah!

يَا مُتَعَال۪ي يَا اَللّٰهُ يَا رَحْمٰنُ يَا اَللّٰهُ يَا رَح۪يمُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyمُتَعَال۪يMütealيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyرَحْمٰنُRahmanيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyرَح۪يمُRahimيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Müteal, ey Allah! Ey Rahman, ey Allah! Ey Rahim, ey Allah!

يَا كَر۪يمُ يَا اَللّٰهُ يَا مَج۪يدُ يَا اَللّٰهُ يَا فَرْدُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyكَر۪يمُKerimيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyمَج۪يدُMecidيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyفَرْدُFerdيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Kerim, ey Allah! Ey Mecid, ey Allah! Ey Ferd, ey Allah!

يَا وِتْرُ يَا اَللّٰهُ يَا أَحَدُ يَا اَللّٰهُ يَا صَمَدُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyوِتْرُVitrيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyأَحَدُEhadيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyصَمَدُSamedيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Vitr, ey Allah! Ey Ehad, ey Allah! Ey Samed, ey Allah!

يَا مَحْمُودُ يَا اَللّٰهُ يَا صَادِقَ الْوَعْدِ يَا اَللّٰهُ يَا عَلِيُّ يَا اَللّٰهُ
يَاeyمَحْمُودُMahmudيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyصَادِقَsadıkالْوَعْدِsözüneيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyعَلِيُّAliyيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Mahmud, ey Allah! Ey Sadıku'l-va'd, ey Allah! Ey Aliy, ey Allah!

يَا غَنِيُّ يَا اَللّٰهُ يَا شَاف۪ي يَا اَللّٰهُ يَا كَاف۪ي يَا اَللّٰهُ
يَاeyغَنِيُّGaniyيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyشَاف۪يŞafiيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyكَاف۪يKafiيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Ganiy, ey Allah! Ey Şafi, ey Allah! Ey Kafi, ey Allah!

يَا مُعَاف۪ي يَا اَللّٰهُ يَا بَاق۪ي يَا اَللّٰهُ يَا هَاد۪ي يَا اَللّٰهُ
يَاeyمُعَاف۪يMuafiيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyبَاق۪يBakiيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyهَاد۪يHadiيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Muafi, ey Allah! Ey Baki, ey Allah! Ey Hadi, ey Allah!

يَا قَادِرُ يَا اَللّٰهُ يَا سَاتِرُ يَا اَللّٰهُ يَا قَهَّارُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyقَادِرُKadirيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyسَاتِرُSatirيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyقَهَّارُKahharيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Kadir, ey Allah! Ey Satir, ey Allah! Ey Kahhar, ey Allah!

يَا جَبَّارُ يَا اَللّٰهُ يَا غَفَّارُ يَا اَللّٰهُ يَا فَتَّاحُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyجَبَّارُCebbarيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyغَفَّارُGaffarيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyفَتَّاحُFettahيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Cebbar, ey Allah! Ey Gaffar, ey Allah! Ey Fettah, ey Allah!

okunarak eller kaldırılır ve şöyle dua edilir:

يَا رَبَّ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
يَاeyرَبَّRabbiالسَّمٰوَاتِgöklerinوَالْأَرْضِve yerinيَاeyذَاsahibiالْجَلَالِcelalوَالْإِكْرَامِve ikram

Ey göklerin ve yerin Rabbi! Ey celal ve ikram sahibi!

أَسْأَلُكَ بِحَقِّ هٰذِهِ الْأَسْمَاءِ كُلِّهَا أَنْ تُصَلِّيَ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، وَارْحَمْ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا كَمَا صَلَّيْتَ وَسَلَّمْتَ وَبَارَكْتَ وَرَحِمْتَ وَتَرَحَّمْتَ عَلٰى سَيِّدِنَا إِبْرَاه۪يمَ وَعَلٰى أٰلِ سَيِّدِنَا إِبْرَاه۪يمَ فِي الْعَالَم۪ينَ
أَسْأَلُكَSenden isterimبِحَقِّhakkı içinهٰذِهِbuالْأَسْمَاءِisimlerinكُلِّهَاhepsininأَنْ-meniتُصَلِّيَrahmet etmeniعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍ،Muhammed'inوَارْحَمْve merhamet etسَيِّدَنَاefendimizمُحَمَّدًاMuhammed'eكَمَاgibiصَلَّيْتَrahmet ettiğinوَسَلَّمْتَve selam ettiğinوَبَارَكْتَve bereket verdiğinوَرَحِمْتَve merhamet ettiğinوَتَرَحَّمْتَve acıyıp esirgediğinعَلٰىüzerineسَيِّدِنَاefendimizإِبْرَاه۪يمَİbrahimوَعَلٰىve üzerineأٰلِailesiسَيِّدِنَاefendimizإِبْرَاه۪يمَİbrahim'inفِي-deالْعَالَم۪ينَalemler

Bu isimlerin hepsinin hakkı için Senden isterim: Alemlerde Efendimiz İbrahim'e ve Efendimiz İbrahim'in ailesine rahmet, selam ve bereket verdiğin, merhamet edip esirgediğin gibi, Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine de rahmet et ve Efendimiz Muhammed'e merhamet eyle.

رَبَّنَا إِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ
رَبَّنَاRabbimizإِنَّكَşüphesiz Senحَم۪يدٌHamid'sinمَج۪يدٌMecid'sin

Rabbimiz! Şüphesiz Sen Hamid'sin, Mecid'sin.

بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ
بِرَحْمَتِكَrahmetinleيَاeyأَرْحَمَen merhametlisiالرَّاحِم۪ينَmerhametlilerin

Rahmetinle, ey merhametlilerin en merhametlisi!

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
وَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

sonra Bakara suresindeki şu ayetler okunur:

Bakara Sûresinin Sonuاٰخِرُ سُورَةِ الْبَقَرَةِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَۤا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَۘ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللهِ وَمَلٰۤئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ۘ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه۪ۗ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ ﴿٢٨٥﴾
اٰمَنَ
inandı
الرَّسُولُ
Resul
بِمَۤا
şeye
اُنْزِلَ
indirilen
اِلَيْهِ
kendisine
مِنْ
—
رَبِّه۪
Rabbinden
وَالْمُؤْمِنُونَۘ
ve mü'minler (de)
كُلٌّ
hepsi
اٰمَنَ
inandı
بِاللهِ
Allah'a
وَمَلٰۤئِكَتِه۪
ve meleklerine
وَكُتُبِه۪
ve Kitaplarına
وَرُسُلِه۪ۘ
ve resullerine
لَا
—
نُفَرِّقُ
ayırdetmeyiz (dediler)
بَيْنَ
arasını
اَحَدٍ
hiçbirini
مِنْ
—
رُسُلِه۪ۗ
O'nun resullerinden
وَقَالُوا
ve dediler ki
سَمِعْنَا
İşittik
وَاَطَعْنَا
ve itaat ettik
غُفْرَانَكَ
bağışlamanı dileriz
رَبَّنَا
Rabbimiz
وَاِلَيْكَ
Sanadır
الْمَص۪يرُ
dönüş(ümüz)
﴿٢٨٥﴾

285Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, müminler de! Onlardan her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. “O’nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz” dediler ve eklediler: “İşittik ve itaat ettik ya Rabbenâ, affını dileriz, dönüşümüz Sanadır.”

285(Risalet misyonunun zirvesi) O Rasûl, (vahiy yoluyla Kur’ân ve Sünnet olarak) kendisine Rabb’inden her ne indirildiyse ona iman etti; (beraberindeki) mü’minler de (iman ettiler). Her biri, Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve rasûllerine iman etti de “(İnanma hususunda) O’nun rasûllerinden hiçbirini diğerlerinden ayırmayız” dediler ve şöyle seslendirdiler (imanlarını): “(Rabb’imize iman davetini) İşittik ve (bu davete uyarak, Musa’nın kavmi gibi ‘isyan ettik’ demeyip) itaat ettik; ey Rabb’imiz, (yine de hata ve günahlarımızdan dolayı) o çok bol olan bağışlamanı dileriz, ancak Sana’dır nihaî varış.” (Bakara, 285)

لَا يُكَلِّفُ اللهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَاۘ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۘ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَۤا اِنْ نَس۪ينَۤا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَۤا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه۪ۚ وَاعْفُ عَنَّاۗ وَاغْفِرْ لَنَاۗ وَارْحَمْنَاۗ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ ﴿٢٨٦﴾
لَا
—
يُكَلِّفُ
teklif etmez
اللهُ
Allah
نَفْسًا
kimseye
اِلَّا
başkasını
وُسْعَهَاۘ
gücünün yettiğinden
لَهَا
(herkesin) kendine
مَا
şey
كَسَبَتْ
kazandığı
وَعَلَيْهَا
ve aleyhinedir
مَا
şey (kötülük)
اكْتَسَبَتْۘ
işlediği
رَبَّنَا
Rabbimiz
لَا
—
تُؤَاخِذْنَۤا
bizi sorumlu tutma
اِنْ
eğer
نَس۪ينَۤا
unutursak
اَوْ
ya da
اَخْطَأْنَاۚ
yanlış yaptıysak
رَبَّنَا
Rabbimiz
وَلَا
—
تَحْمِلْ
yük yükleme
عَلَيْنَۤا
bize
اِصْرًا
ağır
كَمَا
gibi
حَمَلْتَهُ
yüklediğin
عَلَى
üzerine
الَّذ۪ينَ
—
مِنْ
—
قَبْلِنَاۚ
bizden öncekilerin
رَبَّنَا
Rabbimiz
وَلَا
—
تُحَمِّلْنَا
bize yükleme
مَا
şeyleri
لَا
—
طَاقَةَ
takat getiremeyeceğimiz
لَنَا
bizim
بِه۪ۚ
ona
وَاعْفُ
ve affet
عَنَّاۗ
bizi
وَاغْفِرْ
bağışla
لَنَاۗ
bizi
وَارْحَمْنَاۗ
bize merhamet et
اَنْتَ
Sen
مَوْلٰينَا
mevlamızsın
فَانْصُرْنَا
bize yardım eyle
عَلَى
karşı
الْقَوْمِ
toplumuna
الْكَافِر۪ينَ
kâfirler
﴿٢٨٦﴾

286Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbenâ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma! Ya Rabbenâ! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ya Rabbenâ! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma! Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize!

286(Onların bu dualarına karşılık Allah şöyle buyurdu: “Ey mü’minler! Allah’ın, içinizde kurduğunuz niyet ve planlardan dolayı bile sizi sorguya çekeceğinden çok endişe duyuyorsanız, şunu da bilin ki:) Allah, kimseye kapasitesinin üstünde bir sorumluluk yüklemez; herkesin kazandığı (hayır) kendi lehine, işlediği (fenalık da) aleyhinedir. (Siz şöyle dua edin:) ‘Rabb’imiz, (Sana itaat etmeye çalışırken) eğer unuttuk veya kastımız olmadan bir yanlış yaptıysak, bundan dolayı bizi sorguya çekme! Rabb’imiz, bizden önceki ümmetlere (zamanın, şartların ve mizaçlarının gerektirdiği terbiyeleri icabı) yüklediğin gibi bize öyle ağır yükler yükleme! Rabb’imiz, takat getiremeyeceğimiz hükümlerle bizi yükümlü tutma! Ve günahlarımızdan geçiver; bizi bağışla ve bize acı, rahmetinle muamele buyur! Sen, bizim efendimiz, yardımcımız, koruyucumuzsun; şu kâfirler güruhuna karşı ne olur, bize yardım et ve zafer ver!’” (Bakara, 286)

Açıklama (SY)

Bu iki âyet, bu uzun sûrenin hatimesidir. Dinin bütün esaslarına temas edildikten sonra sıra mühür basmaya gelmiştir. Sûrenin mukaddimesinde, bu kitaba iman edip emirlerini tutacak olanların hidâyet ve felâh bulacakları bildirilmişti. İşte hatimesi de ona iman eden cemaatin oluştuğunu ve Rab’lerinin onlara karşı muamelesini bildirmektedir.

Hz. Peygamber (a.s.m), bu hatimenin faziletine dikkat çeken hadisler buyurmuştur:

1. “Her kim geceleyin Bakara sûresinden bu iki âyeti okursa ona yeter.”

2.Allah Teâlâ Bakara sûresini iki âyetle sona erdirdi ki, bunları bana, Arş’ın altındaki bir hazineden verdi. Bunları öğreniniz; kadınlarınıza ve çocuklarınıza belletiniz, öğretiniz. Çünkü bunlar hem salattır (namazdır), hem duadır, hem Kur’ân’dır.”

3.Hz. Ömer ile Hz. Ali (r.a) demişlerdir ki: “Aklı başında hiçbir adam görmezdim ki, Bakara sûresinin sonundaki bu âyetleri okumadan uyusun.

Belli Vakitlerde Okunan Dualar

Belli Vakitlerde Okunması Tavsiye Edilen Dualar

Sabah namazının sünneti ile farzı arasında

Sabah namazının sünneti ile farzı arasında okunacak dua:

يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا بَد۪يعَ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
يَاeyحَيُّHayyيَاeyقَيُّومُKayyumيَاeyبَد۪يعَBedi'iالسَّمٰوَاتِgöklerinوَالْأَرْضِve yerinيَاeyذَاsahibiالْجَلَالِcelalوَالْإِكْرَامِve ikram

Ey Hayy, ey Kayyum, ey göklerin ve yerin Bedi'i (eşsiz yaratıcısı), ey celal ve ikram sahibi!

اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تُحْيِيَ قَلْبِي بِنُورِ مَعْرِفَتِكَ أَبَدًا
اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden isterimأَنْ-meniتُحْيِيَdiriltmeniقَلْبِيkalbimiبِنُورِnuruylaمَعْرِفَتِكَmarifetininأَبَدًاebediyen

Allah'ım! Kalbimi marifetinin nuruyla ebediyen diriltmeni Senden isterim.

يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ
يَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyاَللّٰهُAllahيَاeyاَللّٰهُAllah

Ey Allah, ey Allah, ey Allah!

يَا رَحْمٰنُ يَا رَح۪يمُ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
يَاeyرَحْمٰنُRahmanيَاeyرَح۪يمُRahimبِرَحْمَتِكَrahmetinleيَاeyأَرْحَمَen merhametlisiالرَّاحِم۪ينَmerhametlilerinوَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırرَبِّRabbiالْعَالَم۪ينَalemlerin

Ey Rahman, ey Rahim! Rahmetinle, ey merhametlilerin en merhametlisi! Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.

Namazdan sonraki duada

Namazdan sonra yapılan duada okunur:

اَللّٰهُمَّ لَا تُخْرِجْنَا مِنَ الدُّنْيَا إِلَّا مَعَ الشَّهَادَةِ وَالْإ۪يمَانِ
اَللّٰهُمَّAllah'ımلَاsakınتُخْرِجْنَاbizi çıkarmaمِنَ-denالدُّنْيَاdünyaإِلَّاancakمَعَileالشَّهَادَةِşehadetوَالْإ۪يمَانِve iman

Allah'ım! Bizi dünyadan ancak şehadet ve imanla çıkar.

Akşam ile yatsı arasında

Bundan sonra isteyen akşam ve yatsı namazları arasında aşağıdaki duaları okuyabilir:

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmanالرَّح۪يمِRahim

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

وَذَا النُّونِ اِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادٰى فِي الظُّلُمَاتِ اَنْ ١ لَۤا اِلٰهَ اِلَّۤا اَنْتَ سُبْحَانَكَ۠ اِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَۚ ﴿٨٧﴾ ٣٣
وَذَا
ve Zü'n-
النُّونِ
Nûn'u
اِذْ
zira
ذَهَبَ
gitmişti
مُغَاضِبًا
kızarak
فَظَنَّ
sanmıştı
اَنْ
diye
لَنْ
asla
نَقْدِرَ
sıkıştırmayacağız
عَلَيْهِ
kendisine
فَنَادٰى
nihayet yakardı
فِي
içinde
الظُّلُمَاتِ
karanlıklar
اَنْ
diye
١لَۤا
yoktur
اِلٰهَ
ilah
اِلَّۤا
başka
اَنْتَ
Sen'den
سُبْحَانَكَ۠
Sen münezzehsin
اِنّ۪ي
muhakkak ben
كُنْتُ
oldum
مِنَ
—
الظَّالِم۪ينَۚ
zalimlerden
﴿٨٧﴾٣٣

87Zünnûn’u da an. Hani o halkına kızmış, onlardan ayrılmış, Bizim kendisini sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde şöyle yakarmıştı: “Ya Rabbî! Sen’sin İlah, Senden başka yoktur ilah! Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin, Yücesin! Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!”

87Önderler içinde Zünnûn’u da an. O, (inkârda direten ve uyarılardan hiç etkilenmeyen halkına) kızarak onları terk etmişti. Bizim hiçbir zaman kendisini sıkıştırmayacağımıza, (nereye gitse rızkını vereceğimize) inanıyordu. Ne var ki (bir balığın karnına düştü ve orada, balığın karnının, gecenin ve denizin, bir de bulunduğu halin) karanlıkları içinde, “Sen’den başka ilâh yoktur. Sen, her türlü kusurdan, eksiklikten, eşi-ortağı bulunmaktan mutlak münezzehsin. Ben, gerçekten kendine yazık edenlerden oldum!” diye yakardı. (Enbiyâ, 87)

Açıklama (SY)

“Balığın yoldaşı” mânasına gelen Zünnûn, Yunus (a.s.) olarak tefsir edilir.

Allah Teâlâ, inkârlarında ısrar eden bu halka, elçisi Yunus (a.s.) vasıtasıyla helâk edici azap vaad etti. Bununla beraber, onların bu azapla imha edilmemeleri ihtimali de vardı. Dolayısıyla Yunus (a.s.) için, evla yani en iyi tutum, halkını dine dâvete devam etmesi idi (Razî). Azap gelmek üzere olduğundan o, ayrılıp gemiye bindi. Daha matlub olan tutumu terk ettiğini görerek çok üzüldü. Daha sonra Allah onu kurtarıp sahile çıkardığında, ahaliden iman edenler olduğunu görünce bu içtihadında isabet etmediğini anlamıştı. Bu kıssada esas hedef, tövbenin af sebebi olduğunu bildirmektir. Vallahu a’lem.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmanالرَّح۪يمِRahim

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

وَاَيُّوبَ اِذْ نَادٰى رَبَّهُۤ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَۚ ﴿٨٣﴾ ١
وَاَيُّوبَ
ve Eyyub'u da
اِذْ
hani
نَادٰى
dua etmişti
رَبَّهُۤ
Rabbine
اَنّ۪ي
gerçekten diye
مَسَّنِيَ
bana dokundu
الضُّرُّ
bu dert
وَاَنْتَ
ve Sen
اَرْحَمُ
en merhametlisisin
الرَّاحِم۪ينَۚ
merhametlilerin
﴿٨٣﴾١

83Eyyûb’u da an! Hani o: “Ya Rabbî, bu dert bana iyice dokundu. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın” diye niyaz etmiş,

83Bu arada, önderler içinde Eyyûb’u da an: Hani o, “Rabb’im, bu dert bana iyice dokundu (ve Sana gerektiği gibi ibadet edemez hale geldim). Sen, Merhametlilerin En Merhametlisisin!” diye yalvarmıştı. (Enbiyâ, 83)

رَبّ۪ي إِنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَ ٣٣
رَبّ۪يRabbimإِنّ۪يşüphesiz benمَسَّنِيَbana dokunduالضُّرُّsıkıntıوَأَنْتَve Senأَرْحَمُen merhametlisisinالرَّاحِم۪ينَmerhametlilerin٣٣

Rabbim! Şüphesiz bana sıkıntı dokundu; Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmanالرَّح۪يمِRahim

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ ١ حَسْبِيَ اللهُۘ لَۤا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۘ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ ﴿١٢٩﴾ ٣٣
فَاِنْ
eğer
تَوَلَّوْا
yüz çevirirlerse
فَقُلْ
de ki
١حَسْبِيَ
bana yeter
اللهُۘ
Allah
لَۤا
yoktur
اِلٰهَ
ilah
اِلَّا
başka
هُوَۘ
O'ndan
عَلَيْهِ
O'na
تَوَكَّلْتُ
dayandım
وَهُوَ
ve O
رَبُّ
Rabbidir
الْعَرْشِ
Arş'ın
الْعَظ۪يمِ
büyük
﴿١٢٩﴾٣٣

129Buna rağmen aldırmaz, yüz çevirirlerse, ey Resulüm de ki: “Allah bana yeter. O’ndan başka tanrı yoktur. Ben yalnız O’na dayanırım. Çünkü O, büyük Arş’ın, muazzam hükümranlığın sahibidir.”

129(Ey Rasûl’üm! Sen böyle onların üzerine titrerken) onlar hâlâ senden ve yolundan yüz çevirecek olurlarsa de ki: “Bana (yardımcı ve destekçi olarak) Allah kâfidir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben O’na dayandım, O’na güvendim ve O, (bütün kâinatın, bütün varlıkların idare merkezi olan) Büyük Arş’ın Rabbi, (bütün kâinatın mutlak Sultanı, bütün varlıkların yegâne sığınağı, besleyip yaşatanı, koruyup gözetenidir).” (Tevbe, 129)

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmanالرَّح۪يمِRahim

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

اَلَّذ۪ينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ اِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ ا۪يمَانًا۠ وَقَالُوا ١ حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ ﴿١٧٣﴾ ٣٣
اَلَّذ۪ينَ
onlar ki
قَالَ
deyince
لَهُمُ
kendilerine
النَّاسُ
halk
اِنَّ
elbette
النَّاسَ
(Düşman) insanlar
قَدْ
muhakkak
جَمَعُوا
(ordu) toplamışlar
لَكُمْ
size karşı
فَاخْشَوْهُمْ
onlardan korkun
فَزَادَهُمْ
(bu söz) onların artırdı
ا۪يمَانًا۠
imanını
وَقَالُوا
ve dediler ki
١حَسْبُنَا
bize yeter
اللهُ
Allah
وَنِعْمَ
ve ne güzel
الْوَك۪يلُ
Vekil'dir
﴿١٧٣﴾٣٣

173Onlar öyle kimselerdir ki halk kendilerine: “Düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu hazırladılar, aman onlardan kendinizi koruyun!” dediklerinde, bu tehdit onların imanlarını artırır ve “Hasbunallah ve ni’me’l-vekil”, “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!” derler.

173O kimseler ki bir kısım halk kendilerine, “Düşmanlarınız olan insanlar üzerinize gelmek için toplanıp bir ordu kurdular; onlardan korkun ve geri durun!” dediklerinde, bu ancak onların imanını arttırdı da “Allah bize yeter; O ne güzel vekildir!” mukabelesinde bulundular. (Âl-i İmrân, 173)

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmanالرَّح۪يمِRahim

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

فَانْقَلَبُوا بِنِعْمَةٍ مِنَ اللهِ وَفَضْلٍ لَمْ يَمْسَسْهُمْ سُۤوءٌۙ وَاتَّبَعُوا رِضْوَانَ اللهِۘ وَاللهُ ذُو فَضْلٍ عَظ۪يمٍ ﴿١٧٤﴾ ١
فَانْقَلَبُوا
geri döndüler
بِنِعْمَةٍ
bir nimetle
مِنَ
—
اللهِ
Allah'tan
وَفَضْلٍ
ve lütufla
لَمْ
—
يَمْسَسْهُمْ
kendilerine dokunmadı
سُۤوءٌۙ
hiçbir kötülük
وَاتَّبَعُوا
ve tâbi oldular
رِضْوَانَ
rızasına
اللهِۘ
Allah'ın
وَاللهُ
Allah
ذُو
sahibidir
فَضْلٍ
lütuf
عَظ۪يمٍ
büyük
﴿١٧٤﴾١

174Sonra da kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah’tan bir âfiyet, selâmet ve lütuf ile geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah çok büyük lütuf ve inâyet sahibidir.

174Sonra da kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah’tan (önemli sonuçlara açık) bir nimet ve fazladan lütuflarla döndüler; Allah’ın rızası istikametinde hareket etti onlar. Allah, çok büyük fazl sahibidir (karşılıksız lütf u ihsanda bulunmada pek cömerttir). (Âl-i İmrân, 174)

لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظ۪يمِ ٣٣
لَاyokturحَوْلَgüçوَلَاve yokturقُوَّةَkuvvetإِلَّاancakبِاللّٰهِAllah iledirالْعَلِيِّAliyالْعَظ۪يمِAzim٣٣

Güç ve kuvvet ancak Aliy ve Azim olan Allah iledir.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmanالرَّح۪يمِRahim

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

كُلُّ نَفْسٍ ذَۤائِقَةُ الْمَوْتِۘ وَاِنَّمَا تُوَفَّوْنَ اُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۘ فَمَنْ زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَاُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَۘ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَۤا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ ﴿١٨٥﴾
كُلُّ
her
نَفْسٍ
can
ذَۤائِقَةُ
tadacaktır
الْمَوْتِۘ
ölümü
وَاِنَّمَا
şüphesiz
تُوَفَّوْنَ
size tastamam ödenecektir
اُجُورَكُمْ
karşılığınız
يَوْمَ
günü
الْقِيٰمَةِۘ
kıyamet
فَمَنْ
kim ki hemen
زُحْزِحَ
uzaklaştırılır
عَنِ
—
النَّارِ
ateşin elinden
وَاُدْخِلَ
ve konursa
الْجَنَّةَ
cennete
فَقَدْ
işte o
فَازَۘ
kurtuluşa ermiştir
وَمَا
ve değildir
الْحَيٰوةُ
hayatı
الدُّنْيَۤا
dünya
اِلَّا
başka bir şey
مَتَاعُ
zevkten
الْغُرُورِ
aldatıcı
﴿١٨٥﴾

185Her canlı ölümü tadacaktır. Siz ey insanlar, çalışmalarınızın ücretini ancak kıyamet günü tam bir şekilde alacaksınız. O vakit, kim ateşten uzaklaştırılıp cennete yerleştirilirse, işte o muradına ermiştir. Yoksa bu dünya hayatı, aldatıcı ve geçici bir zevkten başka bir şey değildir.

185(Kimse yaptıklarıyla hayatta devamlı kalacak değildir. Çünkü) her nefis, ölümü tatmaya mahkûmdur (ve dolayısıyla bir gün) onu mutlaka tadacaktır. O bakımdan (ey insanlar, dünyada ne yapmışsanız), karşılığı Kıyamet Günü size mutlaka tastamam ödenecektir. Artık kim Ateş’ten uzaklaştırılıp Cennet’e konursa, hiç şüphesiz o, kazanmış ve muradına ermiştir. (Bilin ki) dünya hayatı, insanı aldatan bir geçimlikten başka bir şey değildir. (Âl-i İmrân, 185)

كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُۘ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿٨٨﴾
كُلُّ
her
شَيْءٍ
şey
هَالِكٌ
helak olacaktır
اِلَّا
başka
وَجْهَهُۘ
O'nun yüzünden (zatından)
لَهُ
O'nundur
الْحُكْمُ
hüküm
وَاِلَيْهِ
ve O'na
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz
﴿٨٨﴾

88O’nun vechi (zatı) hariç, her şey yok olacaktır. Hüküm O’nundur ve hepiniz O’nun huzuruna götürüleceksiniz.

88O’nun Vechi (Zâtı ve rızası) dışında her şey yok olup gitmeye mahkûmdur. Hüküm O’nundur ve sonunda O’nun huzuruna çıkarılacaksınız. (Kasas, 88, son kısmı)

كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍۚ ﴿٢٦﴾
كُلُّ
her şey
مَنْ
—
عَلَيْهَا
üzerinde bulunan
فَانٍۚ
fanidir
﴿٢٦﴾

26Yerin üstünde olan herkes fanidir.

26Yerin üzerinde bulunan her şey fânidir; (Rahmân, 26)

وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِۚ ﴿٢٧﴾ ١
وَيَبْقٰى
baki kalacaktır
وَجْهُ
yüzü
رَبِّكَ
Rabbinin
ذُو
sahibi
الْجَلَالِ
celal
وَالْاِكْرَامِۚ
ve kerem
﴿٢٧﴾١

27Ancak senin azamet ve kerem sahibi Rabbinin Zat’ı baki kalır.

27Ancak senin celâl (haşmet, azamet) ve kerem sahibi Rabbi’nin Yüzü hiç yok olmadan devam eder gider. (Rahmân, 27)

يَا بَاق۪ي اَنْتَ الْبَاق۪ي يَا بَاق۪ي اَنْتَ الْبَاق۪ي ٣٣
يَاeyبَاق۪يBakiاَنْتَSensinالْبَاق۪يBaki olanيَاeyبَاق۪يBakiاَنْتَSensinالْبَاق۪يBaki olan٣٣

Ey Baki! Baki olan Sensin. Ey Baki! Baki olan Sensin.

Otuzüçüncüden sonra:

اَنْتَ الْكَاف۪ي اَنْتَ الْوَاف۪ي اَنْتَ الشَّاف۪ي اَنْتَ الْمُعَاف۪ي هُوَ اللّٰهُ
اَنْتَSenالْكَاف۪يKafi'sinاَنْتَSenالْوَاف۪يVafi'sinاَنْتَSenالشَّاف۪يŞafi'sinاَنْتَSenالْمُعَاف۪يMuafi'sinهُوَOاللّٰهُAllah'tır

Sen Kafi'sin (kafi gelensin), Sen Vafi'sin (sözünü yerine getirensin), Sen Şafi'sin (şifa verensin), Sen Muafi'sin (afiyet verensin); O Allah'tır.

Vakitler

Kapat