Sabah Namazı
Sabah namazının farzını kılıp selam verdikten sonra
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَنْتَSen | السَّلَامُSelam'sın | وَمِنْكَve Sendendir | السَّلَامُselamet | تَبَارَكْتَSen yücesin | يَاey | ذَاsahibi | الْجَلَالِcelal | وَالْإِكْرَامِve ikram |
Allah'ım! Sen Selam'sın, selamet de ancak Sendendir. Sen ne yücesin, ey celal ve ikram sahibi!
denir ve eller kaldırılıp şu salâvat-ı şerife okunur:
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | صَلِّrahmet et | عَلٰىüzerine | سَيِّدِنَاefendimiz | مُحَمَّدٍMuhammed | وَعَلٰىve üzerine | أٰلِailesi | سَيِّدِنَاefendimiz | مُحَمَّدٍ،Muhammed'in | صَلَاةًöyle bir rahmetle ki | تُنْج۪ينَاbizi kurtarasın | بِهَاonunla | مِنْ-den | جَم۪يعِbütün | الْأَهْوَالِkorkular | وَالْاٰفَاتِ،ve afetler | وَتَقْض۪يve yerine getiresin | لَنَاbizim için | بِهَاonunla | جَم۪يعَbütün | الْحَاجَاتِ،ihtiyaçları | وَتُطَهِّرُنَاve bizi temizleyesin | بِهَاonunla | مِنْ-den | جَم۪يعِbütün | السَّيِّئَاتِ،günahlar | وَتَرْفَعُنَاve bizi yükseltesin | بِهَاonunla | عِنْدَكَkatında | أَعْلَىen yüce | الدَّرَجَاتِ،derecelere | وَتُبَلِّغُنَاve bizi ulaştırasın | بِهَاonunla | أَقْصَىen son | الْغَايَاتِ،gayelere | مِنْ-den | جَم۪يعِbütün | الْخَيْرَاتِhayırlar | فِي-de | الْحَيَاةِhayat | وَبَعْدَve sonra | الْمَمَاتِ،ölüm |
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine öyle bir rahmet eyle ki, onunla bizi bütün korkulardan ve afetlerden kurtarasın; onunla bütün ihtiyaçlarımızı yerine getiresin; onunla bizi bütün günahlardan temizleyesin; onunla bizi katında en yüce derecelere yükseltesin; onunla bizi hayatta ve ölümden sonra bütün hayırlarda en son gayelere ulaştırasın.
| أٰم۪ينَamin | يَاey | مُج۪يبَkabul eden | الدَّعَوَاتِ،duaları |
Amin, ey duaları kabul eden!
| وَالْحَمْدُve hamd | لِلّٰهِAllah'adır | رَبِّRabbi | الْعَالَم۪ينَalemlerin |
Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.
Eller indirilerek bir kere:
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | إِنَّاşüphesiz biz | نُقَدِّمُsunarız | إِلَيْكَSana | بَيْنَönünde | يَدَيْhuzurunda | كُلِّher | نَفَسٍnefes | وَلَمْحَةٍve bakış | وَلَحْظَةٍve an | وَطَرْفَةٍve göz kırpma | يَطْرِفُgöz kırpar | بِهَاonunla | أَهْلُehli | السَّمٰوَاتِgöklerin | وَأَهْلُve ehli | الْأَرَض۪ينَyerlerin | شَهَادَةًbir şahitlik | أَشْهَدُşahitlik ederim | أَنْki |
Allah'ım! Göklerin ve yerlerin ehlinin göz kırptığı her nefes, her bakış, her an ve her göz kırpışın önünde Sana şu şahitliği sunarız: Şahitlik ederim ki…
dedikten sonra on kere şu tevhid cümlesi okunur:
| لَاyoktur | إِلٰهَilah | إِلَّاbaşka | اللّٰهُAllah'tan | وَحْدَهُO tektir | لَاyoktur | شَر۪يكَortağı | لَهُ،O'nun | لَهُO'nundur | الْمُلْكُmülk | وَلَهُve O'nundur | الْحَمْدُhamd | يُحْي۪يdiriltir | وَيُم۪يتُve öldürür | وَهُوَve O | حَيٌّHayy'dır | لَاasla | يَمُوتُölmez | بِيَدِهِO'nun elindedir | الْخَيْرُhayır | وَهُوَve O | عَلٰىüzerine | كُلِّher | شَيْءٍşey | قَد۪يرٌkadirdir |
Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundur. Diriltir ve öldürür. O Hayy'dır, asla ölmez. Hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.
Onuncunun arkasından
| وَإِلَيْهِve O'nadır | الْمَص۪يرُdönüş |
Dönüş de O'nadır.
denir.
Bundan sonra eller kaldırılıp avuç içleri aşağı çevrilerek şu dua 3, 5, 7 defa tekrar edilir.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş |
Allah'ım! Bizi ateşten koru.
Akabinde duaya devam edilir.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | كُلِّher | نَارٍateş |
Allah'ım! Bizi her ateşten koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | الْفِتْنَةِfitne | الدّ۪ينِيَّةِdini | وَالدُّنْيَوِيَّةِve dünyevi |
Allah'ım! Bizi dini ve dünyevi fitneden koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | فِتْنَةِfitnesi | أٰخِرِsonu | الزَّمَانِzamanın |
Allah'ım! Bizi ahir zaman fitnesinden koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | فِتْنَةِfitnesi | الْمَس۪يحِMesih | الدَّجَّالِDeccal | وَالسُّفْيَانِve Süfyan'ın |
Allah'ım! Bizi Mesih Deccal'in ve Süfyan'ın fitnesinden koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | الضَّلَالَاتِsapkınlıklar | وَالْبِدْعِيَّاتِve bidatler | وَالْبَلِيَّاتِve belalar |
Allah'ım! Bizi sapkınlıklardan, bidatlerden ve belalardan koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | شَرِّşerri | النَّفْسِnefsin | الْأَمَّارَةِemmare |
Allah'ım! Bizi nefs-i emmarenin (kötülüğü emreden nefsin) şerrinden koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | شُرُورِşerleri | النُّفُوسِnefislerin | الْأَمَّارَاتِemmare | الْفِرْعَوْنِيَّةِfiravunlaşmış |
Allah'ım! Bizi firavunlaşmış emmare nefislerin şerlerinden koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | شَرِّşerri | النِّسَاءِkadınların |
Allah'ım! Bizi kadınların şerrinden koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | بَلَاءِbelası | النِّسَاءِkadınların |
Allah'ım! Bizi kadınların belasından koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | فِتْنَةِfitnesi | النِّسَاءِkadınların |
Allah'ım! Bizi kadınların fitnesinden koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | عَذَابِazabı | الْقَبْرِkabrin |
Allah'ım! Bizi kabir azabından koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | عَذَابِazabı | يَوْمِgünü | الْقِيَامَةِkıyamet |
Allah'ım! Bizi kıyamet gününün azabından koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | عَذَابِazabı | جَهَنَّمَcehennemin |
Allah'ım! Bizi cehennem azabından koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | عَذَابِazabı | قَهْرِكَkahrının |
Allah'ım! Bizi kahrının azabından koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | نَارِateşi | قَهْرِكَkahrının |
Allah'ım! Bizi kahrının ateşinden koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | عَذَابِazabı | الْقَبْرِkabrin | وَالنّ۪يرَانِve ateşlerin |
Allah'ım! Bizi kabrin ve ateşlerin azabından koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | الرِّيَاءِriya | وَالسُّمْعَةِve duyurma | وَالْعُجْبِve kendini beğenme | وَالْفَخْرِve övünme |
Allah'ım! Bizi riyadan, duyurma merakından, kendini beğenmekten ve övünmekten koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | تَجَاوُزِsaldırısı | الْمُلْحِد۪ينَdinsizlerin |
Allah'ım! Bizi dinsizlerin saldırısından koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | شَرِّşerri | الْمُنَافِق۪ينَmünafıkların |
Allah'ım! Bizi münafıkların şerrinden koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | مِنْ-den | فِتْنَةِfitnesi | الْفَاسِق۪ينَfasıkların |
Allah'ım! Bizi fasıkların fitnesinden koru.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَجِرْنَاbizi koru | وَأَجِرْve koru | وَالِد۪ينَاanne babamızı | وَطَلَبَةَve talebelerini | رَسَائِلِRisale-i | النُّورِNur'un | الصَّادِق۪ينَsadık | فِي-de | خِدْمَةِhizmeti | الْقُرْاٰنِKur'an | وَالْإ۪يمَانِve iman | وَأَحْبَابَنَاve dostlarımızı | الْمُؤْمِن۪ينَmü'min | الْمُخْلِص۪ينَihlaslı | وَأَقْرِبَاءَنَاve akrabamızı | وَأَجْدَادَنَاve ecdadımızı | مِنَ-den | النَّارِateş |
Allah'ım! Bizi, anne babamızı, Kur'an ve iman hizmetinde sadık Risale-i Nur talebelerini, ihlaslı mü'min dostlarımızı, akrabamızı ve ecdadımızı ateşten koru.
Burada avuç içleri yukarı çevrilerek duaya devam edilir:
| بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | مُج۪يرُMücir | بِفَضْلِكَlütfunla | يَاey | غَفَّارُGaffar |
Affınla, ey Mücir (koruyan)! Lütfunla, ey Gaffar!
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَدْخِلْنَاbizi koy | الْجَنَّةَcennete | مَعَile birlikte | الْأَبْرَارِiyiler |
Allah'ım! Bizi iyilerle birlikte cennete koy.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَدْخِلْنَاbizi koy | الْجَنَّةَcennete | مَعَile birlikte | الْأَبْرَارِiyiler |
Allah'ım! Bizi iyilerle birlikte cennete koy.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَدْخِلْنَاbizi koy | وَأَدْخِلْve koy | أُسْتَاذَنَاüstadımızı | سَع۪يدَSaid | النُّورْسِيNursi'yi | رَضِيَrazı olsun | اللّٰهُAllah | عَنْهُondan | وَوَالِد۪ينَاve anne babamızı | وَطَلَبَةَve talebelerini | رَسَائِلِRisale-i | النُّورِNur'un | الصَّادِق۪ينَsadık | وَإِخْوَانَنَاve erkek kardeşlerimizi | وَأَخَوَاتِنَاve kız kardeşlerimizi | وَأَقْرِبَاءَنَاve akrabamızı | وَأَجْدَادَنَاve ecdadımızı | وَأَحْبَابَنَاve dostlarımızı | الْمُؤْمِن۪ينَmü'min | الْمُخْلِص۪ينَihlaslı | فِي-de | خِدْمَةِhizmeti | الْإ۪يمَانِiman | وَالْقُرْاٰنِve Kur'an | اَلْجَنَّةَcennete | مَعَile birlikte | الْأَبْرَارِiyiler |
Allah'ım! Bizi, Üstadımız Said Nursi'yi —Allah ondan razı olsun—, anne babamızı, sadık Risale-i Nur talebelerini, erkek ve kız kardeşlerimizi, akrabamızı, ecdadımızı ve iman ve Kur'an hizmetindeki ihlaslı mü'min dostlarımızı iyilerle birlikte cennete koy.
| بِشَفَاعَةِşefaatiyle | نَبِيِّكَPeygamberinin | الْمُخْتَارِseçkin | وَأٰلِهِve ailesinin | الْأَطْهَارِtertemiz | وَأَصْحَابِهِve ashabının | الْأَخْيَارِhayırlı |
Seçkin Peygamberinin, tertemiz ailesinin ve hayırlı ashabının şefaatiyle (bizi cennete koy).
| وَسَلِّمْve selam et | مَاsürece | دَامَsürdüğü | اللَّيْلُgece | وَالنَّهَارُve gündüz |
Gece ve gündüz sürdükçe (ona) selam eyle.
| أٰم۪ينَamin | وَالْحَمْدُve hamd | لِلّٰهِAllah'adır | رَبِّRabbi | الْعَالَم۪ينَalemlerin |
Amin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.
Bundan sonra şu dua okunur:
| سُبْحَانَmünezzehtir | اللّٰهِAllah | وَالْحَمْدُve hamd | لِلّٰهِAllah'adır | وَلَاve yoktur | إِلٰهَilah | إِلَّاbaşka | اللّٰهُAllah'tan | وَاللّٰهُve Allah | أَكْبَرُen büyüktür | وَلَاve yoktur | حَوْلَgüç | وَلَاve yoktur | قُوَّةَkuvvet | إِلَّاancak | بِاللّٰهِAllah iledir | الْعَلِيِّAliy | الْعَظ۪يمِAzim |
Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir. Hamd Allah'adır. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak Aliy ve Azim olan Allah iledir.
Bu duadan sonra Âyetü'l-Kürsî okunur:
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
| اَللهُ Allah (ki) | لَۤا yoktur | اِلٰهَ ilah | اِلَّا başka | هُوَۚ O'ndan | اَلْحَيُّ Hayy'dır | الْقَيُّومُۚ Kayyum'dur | لَا — | تَأْخُذُهُ O'nu tutmaz | سِنَةٌ ne bir uyuklama | وَلَا ve ne de | نَوْمٌۘ bir uyku | لَهُ O'nundur | مَا ne | فِي varsa | السَّمٰوَاتِ göklerde | وَمَا ve ne | فِي varsa | الْاَرْضِۘ yerde | مَنْ — | ذَا kimdir | الَّذ۪ي ki | يَشْفَعُ şefaat edebilir | عِنْدَهُۤ kendisinin katında | اِلَّا dışında | بِاِذْنِه۪ۘ O'nun izni | يَعْلَمُ bilir | مَا olanı | بَيْنَ — | اَيْد۪يهِمْ onların önünde | وَمَا ve olanı | خَلْفَهُمْۚ arkalarında | وَلَا — | يُح۪يطُونَ kavrayamazlar | بِشَيْءٍ hiçbir şey | مِنْ — | عِلْمِه۪ۤ O'nun ilminden | اِلَّا dışında | بِمَا şeyler | شَۤاءَۚ dilediği | وَسِعَ kaplamıştır | كُرْسِيُّهُ O'nun Kürsüsü | السَّمٰوَاتِ gökleri | وَالْاَرْضَۚ ve yeri | وَلَا — | يَؤُۧدُهُ O'na ağır gelmez | حِفْظُهُمَاۚ onları koruyup gözetmek | وَهُوَ O | الْعَلِيُّ Aliy'dir | الْعَظ۪يمُ Azim'dir | ﴿٢٥٥﴾ |
255Allah o İlâhtır ki Kendisinden başka ilâh yoktur. Haydır, Kayyûm'dur, Kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür.
255Allah: yoktur O’ndan başka ilâh. Hayy (ezelî-ebedî mutlak hayat sahibi)dir, Kayyûm (varlığı hem Kendi’nden hem de kendi kendine kaim olan)dır. Ne gaflet ve uyuklama basar O’nu, ne de uyku. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Kim vardır ki O’nun huzurunda O’nun izni olmadan bir başkası için şefaatte bulunabilsin? Yarattıklarının önündekini arkasındakini, geçmişlerini geleceklerini, bildiklerini ve bilmediklerini bilir; onlar ise O’nun İlmi’nden dilediğinin ötesinde hiçbir şeyi kavrayamazlar. (Mutlak hüküm ve hâkimiyetinin tecelligâhı olan) Kürsü’sü, gökleri ve yeri tamamen kuşatmıştır; gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na asla ağır gelmez. Ve Aliyy (mutlak yüce olan)dır O ve Azîm (mutlak azamet sahibi). (Bakara, 255)
Hay: Her zaman var olan, diri olan, ezelî ve ebedî hayat sahibi.
Kayyûm: Kendi zâtı ile var olup, zeval bulmayan ve bütün kâinatı varlıkta tutup onları yöneten, demektir.
Bu âyete Âyetü’l-kürsî denilir. Bu âyet, Allah’ın hükümranlığının son derece açık ve özet bir anlatımını ihtiva eder. Fazilet ve sevabına dair hadisler vardır. Ezcümle: “Kur’ân’da en büyük âyet, Âyetü’l-kürsî’dir. Bunu kim okursa Allah o saat bir melek gönderir, ertesi güne kadar iyiliklerini yazar ve günahlarını siler. İçinde okunduğu evi şeytan otuz gün terk eder. O eve kırk gün sihir ve sihirbaz giremez. Ey Ali! Bunu evladına, ailene ve komşularına öğret”
Daha sonra:
| سُبْحَانَmünezzehtir | اللّٰهِAllah | ٣٣ |
Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir.
| اَلْحَمْدُhamd | لِلّٰهِAllah'adır | ٣٣ |
Hamd Allah'adır.
| اَللّٰهُAllah | أَكْبَرُen büyüktür | ٣٣ |
Allah en büyüktür.
denilir ve şu dua okunur:
| لَاyoktur | إِلٰهَilah | إِلَّاbaşka | اللّٰهُAllah'tan | وَحْدَهُO tektir | لَاyoktur | شَر۪يكَortağı | لَهُ،O'nun | لَهُO'nundur | الْمُلْكُmülk | وَلَهُve O'nundur | الْحَمْدُhamd | يُحْي۪يdiriltir | وَيُم۪يتُve öldürür | وَهُوَve O | حَيٌّHayy'dır | لَاasla | يَمُوتُölmez | بِيَدِهِO'nun elindedir | الْخَيْرُhayır | وَهُوَve O | عَلٰىüzerine | كُلِّher | شَيْءٍşey | قَد۪يرٌkadirdir | وَإِلَيْهِve O'nadır | الْمَص۪يرُdönüş |
Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundur. Diriltir ve öldürür. O Hayy'dır, asla ölmez. Hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir. Dönüş de O'nadır.
Akabinde namaz duası yapılır. Duadan sonra bir defa
| فَاعْلَمْbil ki | أَنَّهُşüphesiz |
Bil ki şüphesiz… (Muhammed, 19)
ve 33 defa da
| لَاyoktur | إِلٰهَilah | إِلَّاbaşka | اللّٰهُAllah'tan |
Allah'tan başka ilah yoktur.
[Hâşiye] denir. Otuz üçüncüsünde
Hâşiye: Sabah ve Yatsı namazlarından sonra isteyen 100 defa okuyabilir.
| مُحَمَّدٌMuhammed | رَسُولُResulüdür | اللّٰهِAllah'ın | صَلَّىsalat etsin | اللّٰهُAllah | تَعَالٰىyüce | عَلَيْهِona | وَسَلَّمَve selam etsin |
Muhammed Allah'ın Resulüdür. Yüce Allah ona salat ve selam etsin.
ilave edildikten sonra yalnız sabah namazına mahsus olarak on defa:
| لَاyoktur | إِلٰهَilah | إِلَّاbaşka | اللّٰهُAllah'tan | الْمَلِكُMelik | الْحَقُّHak | الْمُب۪ينُMübin | مُحَمَّدٌMuhammed | رَسُولُResulüdür | اللّٰهِAllah'ın | صَادِقُsadık | الْوَعْدِsözüne | الْأَم۪ينُemin |
Melik, Hak ve Mübin olan Allah'tan başka ilah yoktur. Sözüne sadık, emin Muhammed Allah'ın Resulüdür.
denilir ve aşağıdaki dualar okunur.
| بِسْمِadıyla | اللّٰهِAllah'ın | الرَّحْمٰنِRahman | الرَّح۪يمِRahim |
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
| اِنَّ şüphesiz | اللهَ Allah | وَمَلٰۤئِكَتَهُ ve melekleri | يُصَلُّونَ salat etmektedir | عَلَى üzerine | النَّبِيِّۘ Peygamber | يَۤا — | اَيُّهَا Ey | الَّذ۪ينَ kimseler | اٰمَنُوا iman edenler | صَلُّوا siz de salat edin | عَلَيْهِ ona | وَسَلِّمُوا ve selam edin | تَسْل۪يمًا içtenlikle | ﴿٥٦﴾ |
56Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber'e hep salat (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.
56Allah, (Peygamberliğin zirve temsilcisi O) Peygamber’e her zaman hususî rahmetiyle muamele eder ve onu yüceltir; melekleri ise (O’nun kendisi için takdir edilmiş bulunan Makam-ı Mahmud’a, Allah tarafından övülme makamına yükselmesi ve dininin zaferi için) ona daima dua ederler. Ey iman edenler! Siz de onu sevin, tam bir sadakat ve samimiyetle ona tâbi olun ve Allah’ın rahmet ve selâmı ona olsun diye dua edin ve tam bir teslimiyetle onun yolunu izlemeye bakın. (Ahzâb, 56)
Allah’ın salatı: Nebîsini rahmetine mazhar etmesi, onun şanını yüceltmesidir. Meleklerin salatı Hz. Peygamber’in şanını yüceltme, müminler için duadır. Müminlerin salatı da, duadır. Selamları ise ona güven verme, ona kendileri tarafından vâki olabilecek zarar, saygısızlık gibi olumsuz durumlardan teminat verme anlamına gelir.
Demek ki salatu selâm, Hz. Peygamber’in Allah Teâlâ tarafından getirdiği ne kadar ahkâm varsa hepsini kabul edip, devamlı sûrette ona verilen biati yenileme mânâsına gelir. Evet, her salavat bir tecdid-i biattir.
Hatıra gelen bir soru da, Hz. Peygamber’in salata, dua ve rahmete ihtiyacı olmadığı halde bunun üzerinde önemle durmanın sebebidir. Cevap olarak şöyle denilebilir: Ümmetin Hz. Resulullaha ihtiyacı fazladır. Hele bu ihtiyaç, uzun ve tehlikeli, meşakkatli âhiret hallerinde son derece fazla olacaktır. Resul-i Ekrem (a.s.m)’ın bu itibarı, tabir caiz ise Allah Teâlâ nezdindeki bu kıymeti, ne kadar artarsa, -tabir mazur görülürse- bu fon ne kadar büyürse bu imkânların kullanılması o derece fazlalaşacaktır. Her bir Müslüman'ın ondan istifadesi daha da artacaktır. Demek ki salavat, nihayetsiz ümmetin, nihayetsiz ihtiyaçları ile ilgili olduğu için, ne kadar yapılsa yeridir.
Ayrıca salavatla müminler Hz. Peygamber’e karşı görevlerini daha sık hatırlamakta, onun buyruklarıyla irtibata geçme ve ona olan sevgilerini artırma vesilesi bulmaktadırlar.
| لَبَّيْكَemrindeyim |
Emrine amadeyim!
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | صَلِّrahmet et | عَلٰىüzerine | سَيِّدِنَاefendimiz | مُحَمَّدٍMuhammed | وَعَلٰىve üzerine | أٰلِailesi | سَيِّدِنَاefendimiz | مُحَمَّدٍMuhammed'in | بِعَدَدِsayısınca | كُلِّher | دَاءٍdert | وَدَوَاءٍve deva | وَبَارِكْve bereket ver | وَسَلِّمْve selam et | عَلَيْهِona | وَعَلَيْهِمْve onlara | كَث۪يرًاçokça |
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | صَلِّrahmet et | عَلٰىüzerine | سَيِّدِنَاefendimiz | مُحَمَّدٍMuhammed | وَعَلٰىve üzerine | أٰلِailesi | سَيِّدِنَاefendimiz | مُحَمَّدٍMuhammed'in | بِعَدَدِsayısınca | كُلِّher | دَاءٍdert | وَدَوَاءٍve deva | وَبَارِكْve bereket ver | وَسَلِّمْve selam et | عَلَيْهِona | وَعَلَيْهِمْve onlara | كَث۪يرًاçokça |
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | صَلِّrahmet et | عَلٰىüzerine | سَيِّدِنَاefendimiz | مُحَمَّدٍMuhammed | وَعَلٰىve üzerine | أٰلِailesi | سَيِّدِنَاefendimiz | مُحَمَّدٍMuhammed'in | بِعَدَدِsayısınca | كُلِّher | دَاءٍdert | وَدَوَاءٍve deva | وَبَارِكْve bereket ver | وَسَلِّمْve selam et | عَلَيْهِona | وَعَلَيْهِمْve onlara | كَث۪يرًاçokça | كَث۪يرًاçokça |
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in ailesine her dert ve deva sayısınca rahmet eyle; ona ve onlara bereket ver ve çokça selam et, pek çok selam et.
| صَلِّrahmet et | وَسَلِّمْve selam et | يَاey | رَبِّRabbim | عَلٰىüzerine | حَب۪يبِكَHabibin | مُحَمَّدٍMuhammed | وَعَلٰىve üzerine | جَم۪يعِbütün | الْأَنْبِيَاءِpeygamberlerin | وَالْمُرْسَل۪ينَve resullerin |
Ey Rabbim! Habibin Muhammed'e, bütün peygamberlere ve resullere rahmet ve selam eyle.
| وَعَلٰىve üzerine | أٰلِailesi | كُلٍّher birinin | وَصَحْبِve ashabı | كُلٍّher birinin | أَجْمَع۪ينَhepsinin | أٰم۪ينَamin | وَالْحَمْدُve hamd | لِلّٰهِAllah'adır | رَبِّRabbi | الْعَالَم۪ينَalemlerin |
Her birinin ailesine ve ashabına, hepsine de (rahmet ve selam eyle). Amin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.
| أَلْفُbin | أَلْفِkere bin | صَلَاةٍsalat | وَأَلْفُve bin | أَلْفِkere bin | سَلَامٍselam | عَلَيْكَsana olsun | يَاey | رَسُولَResulü | اللّٰهِAllah'ın |
Ey Allah'ın Resulü! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.
| أَلْفُbin | أَلْفِkere bin | صَلَاةٍsalat | وَأَلْفُve bin | أَلْفِkere bin | سَلَامٍselam | عَلَيْكَsana olsun | يَاey | حَب۪يبَHabibi | اللّٰهِAllah'ın |
Ey Allah'ın Habibi! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.
| أَلْفُbin | أَلْفِkere bin | صَلَاةٍsalat | وَأَلْفُve bin | أَلْفِkere bin | سَلَامٍselam | عَلَيْكَsana olsun | يَاey | أَم۪ينَemini | وَحْيِvahyinin | اللّٰهِAllah'ın |
Ey Allah'ın vahyinin emini! Sana bin kere bin salat ve bin kere bin selam olsun.
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | صَلِّrahmet et | وَسَلِّمْve selam et | وَبَارِكْve bereket ver | عَلٰىüzerine | سَيِّدِنَاefendimiz | مُحَمَّدٍMuhammed | وَعَلٰىve üzerine | أٰلِهِailesi | وَأَصْحَابِهِ،ve ashabı | بِعَدَدِsayısınca | أَوْرَاقِyaprakları | الْأَشْجَارِ،ağaçların | وَأَمْوَاجِve dalgaları | الْبِحَارِ،denizlerin | وَقَطَرَاتِve damlaları | الْأَمْطَارِyağmurların |
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e, ailesine ve ashabına ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları sayısınca rahmet, selam ve bereket ver.
| وَاغْفِرْve bağışla | لَنَاbizi | وَارْحَمْنَاve bize merhamet et | وَالْطُفْve lütfet | بِنَاbize | وَبِأُسْتَاذِنَاve üstadımıza | سَع۪يدِSaid | النُّورْسِيNursi'ye | رَضِيَrazı olsun | اللّٰهُAllah | عَنْهُondan | وَوَالِد۪ينَاve anne babamıza | وَبِطَلَبَةِve talebelerine | رَسَائِلِRisale-i | النُّورِNur'un | الصَّادِق۪ينَ،sadık |
Bizi bağışla, bize merhamet et; bize, Üstadımız Said Nursi'ye —Allah ondan razı olsun—, anne babamıza ve sadık Risale-i Nur talebelerine lütfet.
| يَاey | إِلٰهَنَاİlahımız | بِكُلِّher biriyle | صَلَاةٍsalatın | مِنْهَا،onlardan | أَشْهَدُşahitlik ederim | أَنْki | لَاyoktur | إِلٰهَilah | إِلَّاbaşka | اللّٰهُAllah'tan | وَأَشْهَدُve şahitlik ederim | أَنَّki | مُحَمَّدًاMuhammed | رَسُولُResulüdür | اللّٰهِAllah'ın |
Ey İlahımız! O salatların her biriyle şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve şahitlik ederim ki Muhammed Allah'ın Resulüdür.
| صَلَّىsalat etsin | اللّٰهُAllah | تَعَالٰىyüce | عَلَيْهِona | وَسَلَّمَve selam etsin |
Yüce Allah ona salat ve selam etsin.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | اَللّٰهُAllah | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | رَحْمٰنُRahman | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Allah, Sen yücesin ey Rahman! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | رَح۪يمُRahim | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | كَر۪يمُKerim | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Rahim, Sen yücesin ey Kerim! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | حَم۪يدُHamid | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | حَك۪يمُHakim | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Hamid, Sen yücesin ey Hakim! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | مَج۪يدُMecid | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | مَلِكُMelik | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Mecid, Sen yücesin ey Melik! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | قُدُّوسُKuddüs | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | سَلَامُSelam | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Kuddüs, Sen yücesin ey Selam! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | مُؤْمِنُMü'min | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | مُهَيْمِنُMüheymin | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Mü'min, Sen yücesin ey Müheymin! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | عَز۪يزُAziz | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | جَبَّارُCebbar | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Aziz, Sen yücesin ey Cebbar! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | مُتَكَبِّرُMütekebbir | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | خَالِقُHalık | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Mütekebbir, Sen yücesin ey Halık! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | أَوَّلُEvvel | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | أٰخِرُAhir | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Evvel, Sen yücesin ey Ahir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | ظَاهِرُZahir | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | بَاطِنُBatın | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Zahir, Sen yücesin ey Batın! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | بَارِئُBari | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | مُصَوِّرُMusavvir | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Bari, Sen yücesin ey Musavvir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | تَوَّابُTevvab | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | وَهَّابُVehhab | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Tevvab, Sen yücesin ey Vehhab! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | بَاعِثُBais | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | وَارِثُVaris | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Bais, Sen yücesin ey Varis! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | قَد۪يمُKadim | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | مُق۪يمُMukim | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Kadim, Sen yücesin ey Mukim! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | فَرْدُFerd | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | وِتْرُVitr | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Ferd, Sen yücesin ey Vitr! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | نُورُNur | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | سَتَّارُSettar | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Nur, Sen yücesin ey Settar! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | جَل۪يلُCelil | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | جَم۪يلُCemil | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Celil, Sen yücesin ey Cemil! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | قَاهِرُKahir | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | قَادِرُKadir | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Kahir, Sen yücesin ey Kadir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | مَل۪يكُMelik | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | مُقْتَدِرُMuktedir | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Melik, Sen yücesin ey Muktedir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | عَل۪يمُAlim | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | عَلَّامُAllam | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Alim, Sen yücesin ey Allam! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | عَظ۪يمُAzim | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | غَفُورُGafur | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Azim, Sen yücesin ey Gafur! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | حَل۪يمُHalim | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | وَدُودُVedud | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Halim, Sen yücesin ey Vedud! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | شَه۪يدُŞehid | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | شَاهِدُŞahid | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Şehid, Sen yücesin ey Şahid! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | كَب۪يرُKebir | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | مُتَعَال۪يMüteal | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Kebir, Sen yücesin ey Müteal! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | نُورُNur | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | لَط۪يفُLatif | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Nur, Sen yücesin ey Latif! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | سَم۪يعُSemi' | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | كَف۪يلُKefil | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Semi', Sen yücesin ey Kefil! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | قَر۪يبُKarib | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | بَص۪يرُBasir | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Karib, Sen yücesin ey Basir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | حَقُّHak | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | مُب۪ينُMübin | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Hak, Sen yücesin ey Mübin! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | رَؤُوفُRauf | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | رَح۪يمُRahim | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Rauf, Sen yücesin ey Rahim! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | طَاهِرُTahir | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | مُطَهِّرُMutahhir | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Tahir, Sen yücesin ey Mutahhir! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | مُجَمِّلُMücemmil | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | مُفَضِّلُMufaddıl | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Mücemmil, Sen yücesin ey Mufaddıl! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | مُظْهِرُMuzhir | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | مُنْعِمُMün'im | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Muzhir, Sen yücesin ey Mün'im! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | دَيَّانُDeyyan | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | سُلْطَانُSultan | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Deyyan, Sen yücesin ey Sultan! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | حَنَّانُHannan | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | مَنَّانُMennan | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Hannan, Sen yücesin ey Mennan! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | أَحَدُEhad | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | صَمَدُSamed | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Ehad, Sen yücesin ey Samed! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | حَيُّHayy | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | قَيُّومُKayyum | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Hayy, Sen yücesin ey Kayyum! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | عَدْلُAdl | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | حَكَمُHakem | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Adl, Sen yücesin ey Hakem! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | يَاey | فَرْدُFerd | تَعَالَيْتَSen yücesin | يَاey | قُدُّوسُKuddüs | أَجِرْنَاbizi koru | مِنَ-den | النَّارِateş | بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | رَحْمٰنُRahman |
Seni tesbih ederim ey Ferd, Sen yücesin ey Kuddüs! Affınla bizi ateşten koru, ey Rahman!
Sonra eller yukarı kaldırılıp şöyle denilir:
| سُبْحَانَكَSeni tesbih ederim | أٰهِيًّاEhiyyen | شَرَاهِيًّاŞerahiyyen | تَعَالَيْتَSen yücesin | لَاyoktur | إِلٰهَilah | إِلَّاbaşka | أَنْتَSenden |
Seni tesbih ederim ey Ehiyyen Şerahiyyen (ezeli ve ebedi olan)! Sen yücesin, Senden başka ilah yoktur.
| أَجِرْنَاbizi koru | وَأَجِرْve koru | أُسْتَاذَنَاüstadımızı | سَع۪يدَSaid | النُّورْسِيNursi'yi | رَضِيَrazı olsun | اللّٰهُAllah | عَنْهُondan | وَوَالِد۪ينَاve anne babamızı | وَإِخْوَانَنَاve erkek kardeşlerimizi | وَأَخَوَاتِنَاve kız kardeşlerimizi | وَطَلَبَةَve talebelerini | رَسَائِلِRisale-i | النُّورِNur'un | وَرُفَقَاءَنَاve arkadaşlarımızı | وَأَقْرِبَاءَنَاve akrabamızı | وَأَحْبَابَنَاve dostlarımızı | الْمُخْلِص۪ينَihlaslı | مِنَ-den | النَّارِateş |
Bizi, Üstadımız Said Nursi'yi —Allah ondan razı olsun—, anne babamızı, erkek ve kız kardeşlerimizi, Risale-i Nur talebelerini, arkadaşlarımızı, akrabamızı ve ihlaslı dostlarımızı ateşten koru.
sonra avuç içleri aşağıya çevrilerek:
| وَمِنْve -den | كُلِّher | نَارٍ،ateş | وَاحْفَظْنَاve bizi muhafaza et | مِنْ-den | شَرِّşerri | النَّفْسِnefsin | وَالشَّيْطَانِve şeytanın | وَمِنْve -den | شَرِّşerri | الْجِنِّcinlerin | وَالْإِنْسَانِve insanların | وَمِنْve -den | شَرِّşerri | الْبِدْعَةِbidatin | وَالضَّلَالَاتِve sapkınlıkların | وَالْإِلْحَادِve dinsizliğin | وَالطُّغْيَانِve azgınlığın |
Ve her ateşten (koru); bizi nefsin ve şeytanın şerrinden, cinlerin ve insanların şerrinden, bidatin, sapkınlıkların, dinsizliğin ve azgınlığın şerrinden muhafaza et.
denilir. Daha sonra avuç içleri yukarı çevrilip şöyle devam edilir:
| بِعَفْوِكَaffınla | يَاey | مُج۪يرُMücir | بِفَضْلِكَlütfunla | يَاey | غَفَّارُ،Gaffar | بِرَحْمَتِكَrahmetinle | يَاey | أَرْحَمَen merhametlisi | الرَّاحِم۪ينَmerhametlilerin |
Affınla, ey Mücir! Lütfunla, ey Gaffar! Rahmetinle, ey merhametlilerin en merhametlisi!
| اَللّٰهُمَّAllah'ım | أَدْخِلْنَاbizi koy | الْجَنَّةَcennete | مَعَile birlikte | الْأَبْرَارِ،iyiler | بِشَفَاعَةِşefaatiyle | نَبِيِّكَPeygamberinin | الْمُخْتَارِ،seçkin | أٰم۪ينَamin | وَالْحَمْدُve hamd | لِلّٰهِAllah'adır | رَبِّRabbi | الْعَالَم۪ينَalemlerin |
Allah'ım! Seçkin Peygamberinin şefaatiyle bizi iyilerle birlikte cennete koy. Amin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır.
Bundan sonra Haşr suresindeki şu ayetler okunur.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
| لَا değildir | يَسْتَو۪ۤي eşit | اَصْحَابُ halkı | النَّارِ ateş | وَاَصْحَابُ ve halkı | الْجَنَّةِۘ cennet | اَصْحَابُ halkı | الْجَنَّةِ cennet | هُمُ onlar | الْفَۤائِزُونَ kazananlardır | ﴿٢٠﴾ |
20Cehennemliklerle cennetlikler elbette bir olmaz. Felah ve başarıya erenler, cennetliklerdir.
20Ateş’in ehli ile Cennet ehli elbette bir olmaz. Cennet ehli, işte onlardır gerçekten murada eren ve kazananlar. (Haşr, 20)
| لَوْ şayet | اَنْزَلْنَا Biz indirseydik | هٰذَا bu | الْقُرْاٰنَ Kur'an'ı | عَلٰى — | جَبَلٍ bir dağa | لَرَاَيْتَهُ onu görürdün | خَاشِعًا baş eğmiş | مُتَصَدِّعًا parçalanmış | مِنْ — | خَشْيَةِ tazimden | اللهِۘ Allah'ın | وَتِلْكَ ve bu | الْاَمْثَالُ misalleri | نَضْرِبُهَا anlatıyoruz | لِلنَّاسِ insanlara | لَعَلَّهُمْ umulur ki | يَتَفَكَّرُونَ düşünürler | ﴿٢١﴾ |
21Eğer Biz bu Kur’ân’ı bir dağın tepesine indirseydik onun, Allah’a tazimi sebebiyle başını eğip parçalandığını görürdün. İşte bunlar birtakım misallerdir ki düşünüp istifade etmeleri için, Biz onları insanlara anlatıyoruz.
21Bu Kur’ân, (öylesine haşmetli, değerli, kıymetli, öylesine önemli mesajlarla yüklü ve öyle bir ma’rifet hazinesidir ki) eğer onu bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, (onca cesametine rağmen) o dağın, Allah’a olan derin saygı ve taziminden dolayı başını eğip parça parça olduğunu görürdün. İnsanlar için böyle temsillerde bulunuyoruz ki sistemlice düşünüp gerekli dersi alsınlar. (Haşr, 21)
| هُوَ O | اللهُ Allah'tır | الَّذ۪ي ki | لَۤا yoktur | اِلٰهَ ilah | اِلَّا başka | هُوَۚ O'ndan | عَالِمُ bilir | الْغَيْبِ görülmeyeni | وَالشَّهَادَةِۚ ve görüleni | هُوَ O | الرَّحْمٰنُ Rahman'dır | الرَّح۪يمُ Rahim'dir | ﴿٢٢﴾ |
22Allah’tır gerçek İlah! O’ndan başka yoktur ilah. Görünmeyen ve görünen her şeyi bilir. O rahmandır, rahîmdir.
22Allah O’dur ki O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Gaybı da şehadeti de (duyu ötesini de duyuların algı sahasına giren her şeyi de) bilir. O, Rahmân (rahmetiyle her varlığı kuşatan)dır; Rahîm (ayrıca hususî rahmeti de pek bol olan)dır. (Haşr, 22)
| هُوَ O | اللهُ Allah'tır | الَّذ۪ي ki | لَۤا yoktur | اِلٰهَ ilah | اِلَّا başka | هُوَۚ O'ndan | اَلْمَلِكُ Melik'tir | الْقُدُّوسُ Kuddüs'tür | السَّلَامُ Selam'dır | الْمُؤْمِنُ Mü'min'dir | الْمُهَيْمِنُ Müheymin'dir | الْعَز۪يزُ Aziz'dir | الْجَبَّارُ Cebbar'dır | الْمُتَكَبِّرُۘ Mütekebbir'dir | سُبْحَانَ münezzehtir | اللهِ Allah | عَمَّا — | يُشْرِكُونَ ortak koşmalarından | ﴿٢٣﴾ |
23Allah’tır gerçek İlah! O’ndan başka yoktur ilah! O Melik’tir, Kuddûs’tür, Selâm’dır, Mü’min’dir, Müheymin’dir, Aziz’dir, Cebbar’dır, Mütekebbir’dir. Allah, müşriklerin iddialarından münezzeh ve yücedir.
23Allah O’dur ki O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Melik (varlık üzerinde mutlak hâkim)dir; Kuddûs (Kendisi her türlü eksik ve lekeden uzak olduğu gibi kâinatı da daima tertemiz tutan)dır; Selâm (kurtuluş ve esenliğin mutlak kaynağı)dır; Mü’min (şüpheleri giderip imanı bahşeden ve tam emniyet veren)dir; Müheymin (bütün varlık üzerinde gözetleyici, koruyucu)dur; Azîz (mutlak izzet ve ululuk sahibi, her işte mutlak üstün ve galip)tir; Cebbâr (varlığı hükmü altında tutan, haksızlığı giderip hakkı sahibine veren)dir; Mütekebbir (mutlak büyüklüğe ve büyüklüğünü ilan etmeye tek hak sahibi)dir. Allah, kulların Kendisi’ne koştuğu şirkten mutlak manada münezzehtir. (Haşr, 23)
O Melik’tir: kâinatın gerçek hükümdarıdır.
Kuddûs’tur: bütün eksiklerden uzak ve yücedir.
Selâm’dır: Kusurlardan salim olup yaratıklarına esenlik verendir.
Mü’min’dir: Güvenlik verendir.
Muheymin’dir: Her şeyin üzerinde gözetip kollayandır.
Aziz’dir: Üstün kudret sahibi, mutlak galiptir.
Cebbar’dır: Yaratıklarının hallerini ve işlerini düzelten ve iradesi ile onları istediği şekilde yönetendir.
Mütekebbir’dir: Büyükler büyüğüdür.
| هُوَ O | اللهُ Allah | الْخَالِقُ Halik'tir | الْبَارِئُ Bari'dir | الْمُصَوِّرُ Musavvir'dir | لَهُ O'nundur | الْاَسْمَۤاءُ isimler | الْحُسْنٰىۘ en güzel | يُسَبِّحُ tesbih ederler | لَهُ O'nu | مَا bulunanlar | فِي — | السَّمٰوَاتِ göklerde | وَالْاَرْضِۚ ve yerde | وَهُوَ ve O | الْعَز۪يزُ Aziz'dir | الْحَك۪يمُ Hakim'dir | ﴿٢٤﴾ |
24Allah o gerçek İlahtır ki Halık’tır, Bârî’dir, Musavvir’dir. Hasılı, en güzel isimler ve vasıflar O’nundur. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O’nu tesbih ve tenzih eder. O, azizdir, hakimdir.
24Allah O’dur ki Hâlık (yegâne Yaratıcı)dır; Bârî (pak, ortaklar edinmekten mutlak manada uzak Yaratıcı)dır; Musavvir (her varlığa ona en uygun şekli veren)dir. O’nundur En Güzel İsimler. Göklerde ve yerde ne varsa O’nu tesbih (O’nun her türlü noksandan ve ortakları bulunmaktan mutlak manada uzak olduğunu ikrar ve ilan) eder. Ve O, Azîz (mutlak izzet ve ululuk sahibi, her işte mutlak üstün ve galip)tir; Hakîm (her hüküm ve icraatında pek çok hikmet bulunan)dır. (Haşr, 24)
Bâri’dir: Yaratıklarını düzgün ve âhenkli kılandır.
Musavvir’dir: Bütün mahlûklarına özel sûretlerini verendir.
“Her kim sabahleyin üç kere Euzu billahi’s-semîi’l-alîmi mine’ş-şeytani’r-racîm dedikten sonra Haşr sûresinin sonundan üç ayeti okursa, Allah Teâlâ onun emrine yetmiş bin melek verir. Onlar akşama kadar o kimse için dua ederler. “Eğer o gün ölürse şehid olarak vefat etmiş olur. Onları akşamleyin okuyan da aynı durumda sevap alır” (Hadis-i Şerif, Tirmizi).