Sabah Akşam Duaları
İçindekiler
YazıA−1/82/83/84/85/86/87/88/8A+
Tema
Göster
Sabah-Akşam Duaları iç kapağı

SABAH – AKŞAM DUALARIKelime Mealli

Bu belge, “Sabah-Akşam Duaları” (Define Yayınları, 2008) adlı kitabın Arapça metninden hazırlanmıştır. Kitap yalnızca Arapça olduğundan her dua için kelime kelime Türkçe karşılıklar ve akıcı bir tam meâl eklenmiştir.

Kur’an âyetlerinin Arapça metni ve kelime mealleri, kelime mealli Kur’an çalışmasından alınmıştır. Hadis kaynaklı duaların Arapça metni standart kaynaklara göre harekelenmiş ve kitabın sayfa görüntüleriyle karşılaştırılarak doğrulanmıştır.

Aa düğmesinden yazı boyutunu, temayı ve Arapça · Kelime · Meâl gösterimini ayarlayabilirsiniz. Toplam 100 dua/âyet, 2198 kelime.

SABAH DUALARI

أَذْكَارُ الصَّبَاحِ

SABAH DUALARI

Sabah namazından sonra şöyle der:

بَعْدَ صَلَاةِ الصُّبْحِ يَقُولُ:

1

Müslim, Mesâcid 135

اَللّٰهُمَّAllah'ımأَنْتَSenالسَّلَامُSelâm'sınوَمِنْكَve Sendendirالسَّلَامُesenlik

Allahım, selam Sensin, bütün kusurlardan salimsin ve herkes için selamet kaynağısın.

تَبَارَكْتَşânın yücedirوَتَعَالَيْتَve mütealsinيَا ذَاey sahibiالْجَلَالِcelâlوَالْإِكْرَامِve ikram

Ey celâl ve ikram sahibi! Bereket Senin şiarın, ululuk da şanındır.

Sonra şöyle der:

وَيَقُولُ بَعْدَ ذٰلِكَ:

2

Müslim, Zikir 30

سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllah

Allah, bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.

وَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adır

Bütün hamd ü senalar O’nadır.

وَلَاve yokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَاللّٰهُve Allahأَكْبَرُen büyüktürوَلَاve yokturحَوْلَgüçوَلَاve yoktur

O’ndan başka ilah yoktur.

قُوَّةَkuvvetإِلَّاancakبِاللّٰهِAllah iledirالْعَلِيِّyüceالْعَظِيمِazîm olan

Gerçek güç ve kuvvet ululuk ve azamet tahtının yegane sultanı Allah’ındır.

Sonra Âyetü'l-Kürsî'yi okur:

ثُمَّ يَقْرَأُ:

3

Bakara sûresi, 255. âyet (Âyetü'l-Kürsî)

اَللهُAllah (ki)لَۤاyokturاِلٰهَilahاِلَّاbaşkaهُوَۚO'ndanاَلْحَيُّHayy'dırالْقَيُّومُۚKayyum'durلَا—تَأْخُذُهُO'nu tutmazسِنَةٌne bir uyuklamaوَلَاve ne deنَوْمٌۘbir uykuلَهُO'nundurمَاneفِيvarsaالسَّمٰوَاتِgöklerdeوَمَاve neفِيvarsaالْاَرْضِۘyerdeمَنْ—ذَاkimdirالَّذ۪يkiيَشْفَعُşefaat edebilirعِنْدَهُۤkendisinin katındaاِلَّاdışındaبِاِذْنِه۪ۘO'nun izniيَعْلَمُbilirمَاolanıبَيْنَ—اَيْد۪يهِمْonların önündeوَمَاve olanıخَلْفَهُمْۚarkalarındaوَلَا—يُح۪يطُونَkavrayamazlarبِشَيْءٍhiçbir şeyمِنْ—عِلْمِه۪ۤO'nun ilmindenاِلَّاdışındaبِمَاşeylerشَۤاءَۚdilediğiوَسِعَkaplamıştırكُرْسِيُّهُO'nun Kürsüsüالسَّمٰوَاتِgökleriوَالْاَرْضَۚve yeriوَلَا—يَؤُۧدُهُO'na ağır gelmezحِفْظُهُمَاۚonları koru(yup gözet)mekوَهُوَOالْعَلِيُّAliy'dirالْعَظ۪يمُAzim'dir

255. Allah o İlâhtır ki Kendisinden başka ilâh yoktur. Haydır, Kayyûm'dur, Kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür.

Sonra 33 defa “Sübhânallâh”, 33 defa “Elhamdülillâh”, 33 defa “Allâhü ekber” der.

ثُمَّ يَقُولُ: سُبْحَانَ اللّٰهِ (٣٣)، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ (٣٣)، اَللّٰهُ أَكْبَرُ (٣٣)

Sonra dilediği kadar dua eder... Ardından yüz defa “Lâ ilâhe illallâh” der.

ثُمَّ يَدْعُو مَا شَاءَ اللّٰهُ... ثُمَّ يَقُولُ مِائَةَ مَرَّةٍ: ‏لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ

Sonra şöyle der:

ثُمَّ يَقُولُ:

4

Eûzü-Besmele

أَعُوذُsığınırımبِاللّٰهِAllah'aمِنَ-denالشَّيْطَانِşeytanالرَّجِيمِkovulmuş

Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.

بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmânالرَّحِيمِRahîm

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla

5

3 defa · Seyyidü'l-istiğfâr — Buhârî, Deavât 2

اَللّٰهُمَّAllah'ımأَنْتَSensinرَبِّيbenim RabbimلَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaأَنْتَSenden

Allahım! Sen, benim Rabbimsin; Senden başka ilah yoktur.

خَلَقْتَنِيbeni Sen yarattınوَأَنَاve ben

Beni Sen yarattın.

عَبْدُكَSenin kulunumوَأَنَاve benعَلَىüzereyimعَهْدِكَSana verdiğim sözوَوَعْدِكَve vaadinمَا-dığı kadarاسْتَطَعْتُgücümün yettiği

Ben, Senin kulunum ve gücüm yettiğince Sana olan ahdime ve vaadime bağlıyım.

أَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنْ-denشَرِّşerriمَاşeylerinصَنَعْتُişlediğimأَبُوءُitiraf ederimلَكَSana

İşlediklerimin şerrinden Sana sığınırım.

بِنِعْمَتِكَnimetiniعَلَيَّbenim üzerimdekiوَأَبُوءُve itiraf ederimلَكَSanaبِذَنْبِيgünahımı

Üzerimdeki nimetlerini itiraf, günahlarımı da ikrar ederim.

فَاغْفِرْöyleyse bağışlaلِيbeniفَإِنَّهُçünkü şüphesizلَا-mezيَغْفِرُbağışlaالذُّنُوبَgünahlarıإِلَّاbaşkasıأَنْتَSenden٣

Beni bağışla; zira günahları sadece Sen bağışlarsın.

6

3 defa · Ebû Dâvûd, Edeb 101; Tirmizî, Deavât 13

بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالَّذِيO kiلَا-mezيَضُرُّzarar veremezمَعَile beraberاسْمِهِO'nun adıشَيْءٌhiçbir şeyفِي-deالْأَرْضِyerوَلَاve ne deفِي-deالسَّمَاءِgökوَهُوَve Oالسَّمِيعُhakkıyla işitendirالْعَلِيمُhakkıyla bilendir٣

Yüce ismi anılınca ne yerde ne de gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın ismiyle ki, O Semî ve Alîm’dir.

7

1 defa · Müslim, Zikir 54

أَعُوذُsığınırımبِكَلِمَاتِkelimelerineاللّٰهِAllah'ınالتَّامَّاتِeksiksizمِنْ-denشَرِّşerriمَاşeyinخَلَقَyarattığı١

Mahlûkâtının şerrinden Allah’ın tastamam kelimelerine sığınırım.

8

3 defa · Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân 22

أَعُوذُsığınırımبِاللّٰهِAllah'aالسَّمِيعِhakkıyla işitenالْعَلِيمِhakkıyla bilenمِنَ-denالشَّيْطَانِşeytanالرَّجِيمِkovulmuşبِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmânالرَّحِيمِRahîm٣

Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytanın şerrinden, her şeyi işiten ve bilen Allah’a sığınıyorum.

9

Haşr sûresi, 22. âyet

هُوَOاللهُAllah'tırالَّذ۪يkiلَۤاyokturاِلٰهَilahاِلَّاbaşkaهُوَۚO'ndanعَالِمُbilirالْغَيْبِgörülmeyeniوَالشَّهَادَةِۚve görüleniهُوَOالرَّحْمٰنُRahman'dırالرَّح۪يمُRahim'dir

22. Allah’tır gerçek İlah! O’ndan başka yoktur ilah. Görünmeyen ve görünen her şeyi bilir. O rahmandır, rahîmdir.

10

Haşr sûresi, 23. âyet

هُوَOاللهُAllah'tırالَّذ۪يkiلَۤاyokturاِلٰهَilahاِلَّاbaşkaهُوَۚO'ndanاَلْمَلِكُMelik'tirالْقُدُّوسُKuddüs'türالسَّلَامُSelam'dırالْمُؤْمِنُMü'min'dirالْمُهَيْمِنُMüheymin'dirالْعَز۪يزُAziz'dirالْجَبَّارُCebbar'dırالْمُتَكَبِّرُۘMütekebbir'dirسُبْحَانَyücedirاللهِAllahعَمَّا—يُشْرِكُونَortak koşmalarından

23. Allah’tır gerçek İlah! O’ndan başka yoktur ilah! O Melik’tir, Kuddûs’tür, Selâm’dır, Mü’min’dir, Müheymin’dir, Aziz’dir, Cebbar’dır, Mütekebbir’dir. Allah, müşriklerin iddialarından münezzeh ve yücedir.

11

Haşr sûresi, 24. âyet

هُوَOاللهُAllahالْخَالِقُHalik'tirالْبَارِئُBari'dirالْمُصَوِّرُMusavvir'dirلَهُO'nundurالْاَسْمَۤاءُisimlerالْحُسْنٰىۘen güzelيُسَبِّحُtesbih ederlerلَهُO'nuمَاbulunanlarفِي—السَّمٰوَاتِgöklerdeوَالْاَرْضِۚve yerdeوَهُوَve Oالْعَز۪يزُAziz'dirالْحَك۪يمُHakim'dir

24. Allah o gerçek İlahtır ki Halık’tır, Bârî’dir, Musavvir’dir. Hasılı, en güzel isimler ve vasıflar O’nundur. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O’nu tesbih ve tenzih eder. O, azizdir, hakimdir.

İhlâs sûresi (3 defa)

﴿قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ...﴾ (٣)

12

İhlâs sûresi

قُلْde kiهُوَOاللهُAllahاَحَدٌۚbirdir

1. De ki: O, Allah; gerçek İlahtır, Bir’dir.

13

112:2

اَللهُAllahالصَّمَدُۚSamed'dir

2. Allah Samed’dir.

14

112:3

لَمْ—يَلِدْdoğurmamıştırوَلَمْveيُولَدْۙdoğurulmamıştır

3. Ne doğurdu, ne de doğuruldu.

15

112:4

وَلَمْveيَكُنْolmamıştırلَهُO'nunكُفُوًاdengiاَحَدٌhiçbir şey

4. Ne de herhangi bir şey O’na denk oldu!

Felak sûresi (3 defa)

﴿قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ...﴾ (٣)

16

Felak sûresi

قُلْde kiاَعُوذُsığınırım benبِرَبِّRabbeالْفَلَقِۙkaranlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran

1. De ki: Sabahın Rabbine sığınırım:

17

113:2

مِنْ—شَرِّşerrindenمَاşeylerinخَلَقَۙyarattığı

2. Yarattığı şeylerin şerrinden,

18

113:3

وَمِنْveشَرِّşerrindenغَاسِقٍgeceninاِذَاzamanوَقَبَۙkaranlığı çöktüğü

3. Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,

19

113:4

وَمِنْveشَرِّşerrindenالنَّفَّاثَاتِüfleyenlerinفِي—الْعُقَدِۙdüğümlere

4. Düğümlere üfleyip büyü yapan büyücü kadınların şerrinden,

20

113:5

وَمِنْveشَرِّşerrindenحَاسِدٍhasedcininاِذَاzamanحَسَدَhased ettiği

5. Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.

Nâs sûresi (3 defa)

﴿قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ...﴾ (٣)

21

Nâs sûresi

قُلْde kiاَعُوذُsığınırım benبِرَبِّRabbineالنَّاسِۙinsanların

1. De ki: İnsanların Rabbine,

22

114:2

مَلِكِpadişahınaالنَّاسِۙinsanların

2. İnsanların yegane Hükümdarına,

23

114:3

اِلٰهِİlah'ınaالنَّاسِۙinsanların

3. İnsanların İlahına sığınırım:

24

114:4

مِنْ—شَرِّşerrindenالْوَسْوَاسِvesvesecininالْخَنَّاسِۙsinsi

4. O sinsi şeytanın şerrinden.

25

114:5

اَلَّذ۪يo kiيُوَسْوِسُfısıldarف۪ي—صُدُورِgöğüslerineالنَّاسِۙinsanların

5. O ki insanların kalplerine vesvese verir,

26

114:6

مِنَ—الْجِنَّةِcinlerdenوَالنَّاسِve insanlar(dan)

6. O şeytan, cinlerden de olur, insanlardan da olur.

Rûm sûresi, 17-19. âyetler

﴿فَسُبْحَانَ اللّٰهِ حِينَ تُمْسُونَ...﴾

27

Rûm sûresi, 17. âyet

فَسُبْحَانَöyle ise tesbih edinاللهِAllah'ıح۪ينَzamanتُمْسُونَakşama girdiğinizوَح۪ينَve zamanتُصْبِحُونَsabaha erdiğiniz

17. Haydi siz akşama girerken, sabaha çıkarken Allah’ı takdis ve tenzih edin, namaz kılın!

28

Rûm sûresi, 18. âyet

وَلَهُO'na mahsusturالْحَمْدُhamdفِي—السَّمٰوَاتِgöklerdeوَالْاَرْضِve yerdeوَعَشِيًّاve günün sonundaوَح۪ينَve zamanتُظْهِرُونَöğleye erdiğiniz

18. Göklerde ve yerde hamd, güzel övgü O’na mahsustur. İkindi vaktinde de, öğleye girerken de, O’nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın!

29

Rûm sûresi, 19. âyet

يُخْرِجُçıkarırالْحَيَّdiriمِنَ—الْمَيِّتِölüdenوَيُخْرِجُve çıkarırالْمَيِّتَölüمِنَ—الْحَيِّdiridenوَيُحْيِve diriltirالْاَرْضَyeriبَعْدَsonraمَوْتِهَاۘölümündenوَكَذٰلِكَişte siz de öyleتُخْرَجُونَ۟çıkarılacaksınız

19. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden ölüyü çıkarır ve ölmüş toprağa hayat verir. İşte siz de öldükten sonra böylece diriltileceksiniz.

30

Tirmizî, Deavât 13

اَللّٰهُمَّAllah'ımبِكَSeninleأَصْبَحْنَاsabahladıkوَبِكَve Seninleأَمْسَيْنَاakşamladıkوَبِكَve Seninleنَحْيَاyaşarızوَبِكَve Seninleنَمُوتُölürüz

Allahım! Senin inayetinle sabahladık; Senin inayetinle akşamladık; Senin inayetinle yaşar, Senin izninle ölürüz.

وَإِلَيْكَve Sanadırالنُّشُورُdiriliş

Dönüş de Sanadır.

31

Buhârî, Deavât 7

اَلْحَمْدُhamdolsunلِلّٰهِAllah'aالَّذِيO kiأَحْيَانَاbizi dirilttiبَعْدَsonraمَا-denأَمَاتَنَاbizi öldürdükten

Hamd, canımızı aldıktan sonra bizi tekrar dirilten Allah’a mahsustur.

وَإِلَيْهِve O'nadırالنُّشُورُdiriliş

Dönüş de O’nadır.

32

Ebû Dâvûd, Edeb 101

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaأَنْتَSendenلَاyoktur

Allahım, Senden başka ilah yoktur.

شَرِيكَortakلَكَSenin

Senin şerîkin de bulunmaz.

سُبْحَانَكَSeni tesbih ederimاللّٰهُمَّAllah'ımأَسْتَغْفِرُكَSenden bağışlanma dilerimلِذَنْبِيgünahım içinوَأَسْأَلُكَve Senden isterimرَحْمَتَكَrahmetiniاَللّٰهُمَّAllah'ım

Allahım, Seni, yüce şanına yaraşmayacak her eksiklikten tenzih ediyor, günahlarımı bağışlamanı ve rahmetini diliyorum.

زِدْنِيbeni artırعِلْمًاilimceوَلَاve -meتُزِغْkaydırmaقَلْبِيkalbimiبَعْدَsonraإِذْ-dıktanهَدَيْتَنِيbana hidayet verdiktenوَهَبْve bağışla

Allahım, ilmimi artır ve bana hidayet verdikten sonra kalbimi kaydırma.

لِيbanaمِنْ-denلَدُنْكَkatınرَحْمَةًbir rahmet

Yüce nezdinden bana rahmetini lutfet.

إِنَّكَşüphesiz SenأَنْتَSensinالْوَهَّابُçokça bağışlayan

Şüphesiz ki, Sen çok lütufkârsın.

33

10 defa · Salavât-ı şerîfe — Buhârî, Enbiyâ 10

اَللّٰهُمَّAllah'ımصَلِّrahmet etعَلَىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلَىve üzerineآلِâliسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inكَمَاnasıl kiصَلَّيْتَrahmet ettiysenعَلَىüzerineسَيِّدِنَاefendimizإِبْرَاهِيمَİbrâhimوَعَلَىve üzerineآلِâliسَيِّدِنَاefendimizإِبْرَاهِيمَİbrâhim'in

Allahım! Efendimiz Hazreti İbrahim ve ailesine salât ettiğin gibi, Efendimiz Hazreti Muhammed ve âline de salât et.

إِنَّكَşüphesiz Senحَمِيدٌhamde lâyıksınمَجِيدٌşanı yücesin١٠

Muhakkak ki Sen, her bakımdan hamde layık ve şanı yüce olansın.

34

10 defa · Salavât-ı şerîfe — Buhârî, Enbiyâ 10

اَللّٰهُمَّAllah'ımبَارِكْbereket verعَلَىüzerineسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammedوَعَلَىve üzerineآلِâliسَيِّدِنَاefendimizمُحَمَّدٍMuhammed'inكَمَاnasıl kiبَارَكْتَbereket verdiysenعَلَىüzerineسَيِّدِنَاefendimizإِبْرَاهِيمَİbrâhimوَعَلَىve üzerineآلِâliسَيِّدِنَاefendimizإِبْرَاهِيمَİbrâhim'in

Allahım! Efendimiz Hazreti İbrahim ve ailesine bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Hazreti Muhammed ve âline de bereket ihsan et.

إِنَّكَşüphesiz Senحَمِيدٌhamde lâyıksınمَجِيدٌşanı yücesin١٠

Muhakkak ki Sen, her bakımdan hamde layık ve şanı yüce olansın.

35

3 defa · Ebû Dâvûd, Edeb 101

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَصْبَحْتُsabahladımأُشْهِدُكَSeni şahit tutarakوَأُشْهِدُve şahit tutarakحَمَلَةَtaşıyıcılarınıعَرْشِكَarşınınوَمَلَائِكَتَكَve melekleriniوَجَمِيعَve bütünخَلْقِكَyarattıklarınıبِأَنَّكَşuna ki SenأَنْتَSensinاللّٰهُAllahالَّذِيO kiلَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaأَنْتَSendenوَأَنَّve şuna kiمُحَمَّدًاMuhammedعَبْدُكَSenin kulunوَرَسُولُكَve resûlündür٣

Allahım! Senden başka ilah olmadığına ve Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselam)’ın Senin kulun ve rasûlün olduğuna; Seni, hamele-i arşını, meleklerini ve bütün mahlûkâtını şâhit tutarak sabahladım.

36

Lebbeyk duası — Nesâî, Sehiv 61 (mânâsıyla)

لَبَّيْكَbuyur emrindeyimاَللّٰهُمَّAllah'ımلَبَّيْكَbuyur emrindeyimلَبَّيْكَbuyur emrindeyim

Lebbeyk, buyur Allahım buyur, emrine geldim.

وَسَعْدَيْكَve saadet Sana kulluktadır

Her zaman gelmeye de âmâdeyim.

وَالْخَيْرُve hayırفِي-dedirيَدَيْكَSenin elinوَمِنْكَve Sendendirوَإِلَيْكَve Sanadır

Hayır Senin elindedir; Senden gelir ve yine Sana döner.

اَللّٰهُمَّAllah'ımمَاneقُلْتُsöylediysemمِنْ-denقَوْلٍsözأَوْveyaحَلَفْتُyemin ettiysemمِنْ-denحَلِفٍyeminأَوْveyaنَذَرْتُadadıysamمِنْ-denنَذْرٍadakأَوْveyaعَمِلْتُyaptıysamمِنْ-denعَمَلٍamelفَمَشِيئَتُكَSenin dilemenبَيْنَarasındadırيَدَيْönüذٰلِكَbunlarınكُلِّهِhepsinin

Allahım, bir söz söylemiş, bir yemin etmiş, bir nezirde bulunmuş yahut bir amel işlemiş olmayayım ki, Sen hepsini önceden dilemiş olmayasın.

مَاneشِئْتَdilediysen

Neyi ki diledin, o olmuştur.

كَانَo olurوَمَاve neلَمْ-mediyseتَشَأْdile

Olmamasını dilediğin şey de olmamıştır.

لَمْ-mazيَكُنْolوَلَاve yokturحَوْلَgüçوَلَاve yokturقُوَّةَkuvvetإِلَّاancak

Gerçek güç ve kuvvet ancak Sana aittir.

بِكَSeninledirإِنَّكَşüphesiz Senعَلَى-eكُلِّher

Şüphesiz Senin gücün her şeye yeter.

شَيْءٍşeyقَدِيرٌkādirsinاَللّٰهُمَّAllah'ımمَاneصَلَّيْتُsalât ettiysemمِنْ-denصَلَاةٍsalâtفَعَلَىonadırمَنْkimseyeصَلَّيْتَSenin salât ettiğinوَمَاve neلَعَنْتُlânet ettiysemمِنْ-denلَعْنٍlânetفَعَلَىonadırمَنْkimseyeلَعَنْتَSenin lânet ettiğin

Allahım, yaptığım her dua, Senin rahmetinle muamelede bulunduğun, ettiğim her lanet de Senin lanet ettiğin kimsenin üzerine olsun.

إِنَّكَşüphesiz Senوَلِيِّيbenim velimsinفِي-daالدُّنْيَاdünyaوَالْآخِرَةِve âhiretteتَوَفَّنِيcanımı alمُسْلِمًاmüslüman olarakوَأَلْحِقْنِيve beni katبِالصَّالِحِينَsâlihlere

Sen dünyada ve ahirette benim yüce dostum ve velimsin; beni müslüman olarak öldür ve salih kulların zümresine ilhak buyur.

37

Ebû Dâvûd, Salât 143 (mânâsıyla)

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumالرِّضَاrızâyıبَعْدَsonraالْقَضَاءِkazâdanوَبَرْدَve serinliğiniالْعَيْشِhayatınبَعْدَsonraالْمَوْتِölümdenوَلَذَّةَve lezzetiniالنَّظَرِbakmanınإِلَى-eوَجْهِكَcemâlineوَشَوْقًاve şevkإِلَى-eلِقَائِكَSana kavuşmayaمِنْ-sızغَيْرِolmakضَرَّاءَbir zararمُضِرَّةٍzarar verenوَلَاve ne deفِتْنَةٍbir fitneمُضِلَّةٍsaptıranوَأَعُوذُve sığınırımبِكَSanaأَنْ-denأَظْلِمَzulmetmekأَوْveyaأُظْلَمَzulme uğramakأَوْveyaأَعْتَدِيَhaddi aşmakأَوْveyaيُعْتَدَىhaddi aşılmasıعَلَيَّbana karşıأَوْveyaأَكْسِبَkazanmakخَطِيئَةًbir hataأَوْveyaذَنْبًاbir günahلَا-mayanيُغْفَرُbağışlan

Allahım, Senden, muzır bir şeye ve saptırıcı bir fitneye uğramaksızın, kazaya rıza, ölümden sonra rahat bir hayat, cemâline bakma lezzeti ve Sana kavuşma iştiyakı istiyor; zulmetmekten ya da zulme uğramaktan, düşmanlıkta bulunmaktan veya düşmanlığa maruz kalmaktan, hata işlemekten yahut bağışlanmayacak bir günaha girmekten Sana sığınıyorum.

38

Şehâdet duası

اَللّٰهُمَّAllah'ımفَاطِرَyaratıcısıالسَّمٰوَاتِgöklerinوَالْأَرْضِve yerinعَالِمَbilenالْغَيْبِgaybıوَالشَّهَادَةِve görüneniذَاsahibiالْجَلَالِcelâlوَالْإِكْرَامِve ikram

Gökleri ve yeri yaratan, hem gayb hem de şehadet âlemlerini bilen, celâl ve ikram sahibi Allahım!

فَإِنِّيişte benأَعْهَدُsöz veriyorumإِلَيْكَSanaفِي-daهٰذِهِbuالْحَيَاةِhayatالدُّنْيَاdünyaوَأُشْهِدُكَve Seni şahit tutuyorum

Şu dünya hayatında Sana söz veriyor ve Seni sözüme şahit tutuyorum.

وَكَفَىve yeterبِكَSenشَهِيدًاşahit olarakإِنِّيşüphesiz ben

Zaten Sen şahid olarak yetersin.

أَشْهَدُşehâdet ederimأَنْkiلَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaأَنْتَSendenوَحْدَكَSen teksinلَاyokturشَرِيكَortakلَكَSeninلَكَSenindirالْمُلْكُmülkوَلَكَve Sanadırالْحَمْدُhamd

Şehadet ederim ki, Senden başka ilah yoktur; birsin; ortağın bulunmaz; mülk Senindir, hamd Sana mahsustur ve Senin gücün her şeye yeter.

وَأَنْتَve Senعَلَى-eكُلِّherشَيْءٍşeyقَدِيرٌkādirsinوَأَشْهَدُve şehâdet ederimأَنَّkiمُحَمَّدًاMuhammedعَبْدُكَSenin kulunوَرَسُولُكَve resûlündürوَأَشْهَدُve şehâdet ederim

Yine şehadet ederim ki, Hazreti Muhammed (sallallahü aleyhi vesellem) Senin kulun ve Rasûlündür.

أَنَّkiوَعْدَكَSenin vaadinحَقٌّhaktırوَلِقَاءَكَve Sana kavuşmakحَقٌّhaktırوَالسَّاعَةَve kıyametآتِيَةٌgelecektirلَاyokturرَيْبَşüpheفِيهَاondaوَأَنَّكَve şüphesiz Senتَبْعَثُdirilteceksinمَنْkimseleriفِي-dekiالْقُبُورِkabirler

Vaadinin hak, Senin huzuruna çıkmanın da hak olduğuna, Kıyamet saatinin katiyen geleceğine ve Senin kabirdekileri dirilteceğine de şehadet ederim.

وَأَنَّكَve şüphesiz Senإِنْeğerتَكِلْنِيbeni bırakırsanإِلَى-eنَفْسِيnefsimتَكِلْنِيbeni bırakmış olursunإِلَى-eضَعْفٍacizlikوَعَوْرَةٍve açık veren hâleوَذَنْبٍve günaha

Şayet beni nefsime bırakırsan, o zaman zaaf, kusur, günah ve hatalarla baş başa bırakmış olursun.

وَخَطِيئَةٍve hatayaوَإِنِّيve şüphesiz benلَا-memأَثِقُgüvenإِلَّاbaşkasınaبِرَحْمَتِكَrahmetinden

Ben sadece Senin rahmetine itimat ediyorum.

فَاغْفِرْöyleyse bağışlaلِيbenimذُنُوبِيgünahlarımıكُلَّهَاhepsiniإِنَّهُşüphesizلَا-mezيَغْفِرُbağışlaالذُّنُوبَgünahları

Ne olur, bütün günahlarımı bağışla; zira günahları ancak Sen bağışlarsın.

إِلَّاbaşkasıأَنْتَSendenوَتُبْve tövbemi kabul etعَلَيَّbenimإِنَّكَşüphesiz SenأَنْتَSensinالتَّوَّابُtövbeleri çok kabul edenالرَّحِيمُçok merhametli

Tevbemi kabul buyur, çünkü Sen, tevbe yollarını açan ve o tevbeleri kabul eden Tevvâb ü Rahîmsin.

39

Uyanınca okunan dua

اَلْحَمْدُhamdolsunلِلّٰهِAllah'aالَّذِيO kiخَلَقَyarattıالنَّوْمَuykuyuوَالْيَقَظَةَve uyanıklığı

Uykuyu ve uyanıklığı yaratan Cenab-ı Allah’a hamdolsun.

اَلْحَمْدُhamdolsunلِلّٰهِAllah'aالَّذِيO kiبَعَثَنِيbeni uyandırdıسَالِمًاsağlıklıسَوِيًّاve eksiksiz olarak

Beni sağ-salim ve her uzvum yerli yerinde dirilten Allah’a hamdolsun.

أَشْهَدُşehâdet ederimأَنَّkiاللّٰهَAllahيُحْيِيdiriltirالْمَوْتَىölüleriوَهُوَve Oعَلَى-eكُلِّherشَيْءٍşeyقَدِيرٌkādirdir

Şehadet ederim ki, Allah ölüleri de diriltir ve O, her şeye gücü yetendir.

40

Ebû Dâvûd, Edeb 101 (mânâsıyla)

أَصْبَحْنَاsabahladıkوَأَصْبَحَve sabahladıالْمُلْكُmülkلِلّٰهِAllah'ın olarakعَزَّazizوَجَلَّve celîl olan

Biz de, bütün mülk de, Azîz ve Celîl olan Allah’a ait olarak sabahladık.

وَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adırوَالْكِبْرِيَاءُve büyüklükوَالْعَظَمَةُve azametلِلّٰهِAllah'ındır

Hamd Allah’a mahsustur; ululuk ve azamet yalnız Allah’ındır.

وَالْخَلْقُve yaratmaوَالْأَمْرُve emirوَاللَّيْلُve geceوَالنَّهَارُve gündüzوَمَاve ne varsaيَسْكُنُbarınanفِيهِمَاo ikisindeلِلّٰهِAllah'ındırوَحْدَهُyalnızca O'nunاَللّٰهُمَّAllah'ımاجْعَلْkılأَوَّلَbaşınıهٰذَاbuالنَّهَارِgününصَلَاحًاsalâhوَأَوْسَطَهُve ortasınıفَلَاحًاfelâhوَآخِرَهُve sonunuنَجَاحًاbaşarıأَسْأَلُكَSenden istiyorumخَيْرَhayrınıالدُّنْيَاdünyanınوَالْآخِرَةِve âhiretinيَاeyأَرْحَمَen merhametlisiالرَّاحِمِينَmerhamet edenlerin

Yaratma da, emir de, gece ve gündüz de, gece ile gündüzü mesken tutmuş her şey de yalnızca Allah’a aittir.

41

3 defa · Buhârî, Deavât 36

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنَ-denالْهَمِّkaygıوَالْحَزَنِve hüzündenوَأَعُوذُve sığınırımبِكَSanaمِنَ-denالْعَجْزِacizlikوَالْكَسَلِve tembelliktenوَأَعُوذُve sığınırımبِكَSanaمِنَ-denالْجُبْنِkorkaklıkوَالْبُخْلِve cimriliktenوَأَعُوذُve sığınırımبِكَSanaمِنْ-denغَلَبَةِbaskısıالدَّيْنِborcunوَقَهْرِve zorbalığındanالرِّجَالِinsanların٣

Allahım! Her türlü gam ve hüzünden Sana sığınıyorum; acizlik ve tembellikten de Sana sığınıyorum; korkaklık ve cimrilikten de yine Sana sığınıyorum; borca mağlup olmaktan ve düşmanların kahrına uğramaktan da yine Sana sığınıyorum.

42

Müslim, Zikir 75 (mânâsıyla)

أَصْبَحْنَاsabahladıkوَأَصْبَحَve sabahladıالْمُلْكُmülkلِلّٰهِAllah'ın olarakلَاyokturشَرِيكَortakلَهُO'nunلَاyoktur

Biz de, bütün mülk de, Allah’a ait olarak sabahladık; O’nun ortağı yoktur.

إِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaهُوَO'ndanوَإِلَيْهِve O'nadırالنُّشُورُdiriliş

O’ndan başka ilah bulunmaz ve dönüş de yine O’nadır.

43

4 defa · Tirmizî, Deavât 14

اَللّٰهُمَّAllah'ımفَاطِرَyaratıcısıالسَّمٰوَاتِgöklerinوَالْأَرْضِve yerinعَالِمَbilenالْغَيْبِgaybıوَالشَّهَادَةِve görüneniرَبَّRabbiكُلِّherشَيْءٍşeyin

Gökleri ve yeri yaratan, hem gayb hem de şehadet âlemini bilen, her şeyin Rabbi ve Sahibi olan Allahım!

وَمَلِيكَهُve mâlikiأَشْهَدُşehâdet ederimأَنْkiلَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaأَنْتَSenden

Şehadet ederim ki, Senden başka ilah yoktur.

أَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنْ-denشَرِّşerriنَفْسِيnefsiminوَشَرِّve şerrindenالشَّيْطَانِşeytanınوَشِرْكِهِve onun şirkindenوَأَنْve -tanأَقْتَرِفَişlemekعَلَىaleyhineنَفْسِيnefsimسُوءًاbir kötülükأَوْveyaأَنْ-tanأَجُرَّهُonu bulaştırmakعَلَى-aمُسْلِمٍbir müslüman٤

Nefsimin ve şeytanın şerrinden, onun her türlü tuzağından, günah işleyerek kendi nefsime zulmetmekten veya başka bir müslümana kötülük dokundurmaktan Sana sığınırım.

44

Hâkim, Müstedrek

يَاeyحَيُّHayyيَاeyقَيُّومُKayyûmبِرَحْمَتِكَrahmetinleأَسْتَغِيثُyardım diliyorumأَصْلِحْıslah etلِيbenimشَأْنِيhâlimiكُلَّهُtamamenوَلَاve -meتَكِلْنِيbeni bırakmaإِلَى-eنَفْسِيnefsimطَرْفَةَgöz açıp kapayıncayaعَيْنٍkadar bile

Ya Hayy u ya Kayyûm! Rahmetin hürmetine Senden yardım dileniyorum; her halimi ıslah buyur ve göz açıp kapayıncaya kadar olsun beni nefsime terk etme.

45

Münâcât

اَللّٰهُمَّAllah'ımأَنْتَSensinأَحَقُّen lâyık olanمَنْkimselerinذُكِرَanılanوَأَحَقُّve en lâyıksınمَنْkimselerinعُبِدَkulluk edilen

Allahım! Adı anılmaya en layık olan Sen, kullukta bulunulmaya en layık olan da yine Sensin.

وَأَنْصَرُve en çok yardım edensinمَنِkimselerinابْتُغِيَkendisinden istenenوَأَرْأَفُve en şefkatlisinمَنْkimselerinمَلَكَhükmü elinde olanوَأَجْوَدُve en cömertsinمَنْkimselerinسُئِلَkendisinden istenenوَأَوْسَعُve en genişsinمَنْkimselerinأَعْطَىverenأَنْتَSen

Sensin yardım istenilenlerin en çok yardım edeni, güç sahiplerinin en şefkatlisi, kapısında bir şeyler dilenilenlerin en cömerdi ve verenlerin eli en açık olanı.

الْمَلِكُMelik'sinلَاyokturشَرِيكَortakلَكَSenin

Sensin her şeyin, ortağı olmayan yegane sahibi ve hâkimi.

وَالْفَرْدُve Ferd'sinلَاyokturنِدَّdenk

Sensin eşi ve benzeri olmayan biricik varlık.

لَكَSanaكُلُّherشَيْءٍşeyهَالِكٌyok olucudurإِلَّاbaşkaوَجْهَكَSenin zâtından

Senden başka ne varsa hepsi yok olmaya mahkûmdur.

لَنْasla -mezتُطَاعَitaat edilemez Sanaإِلَّاancakبِإِذْنِكَizninleوَلَنْve asla -mezتُعْصَىisyan edilemez SanaإِلَّاancakبِعِلْمِكَilminleتُطَاعُSana itaat edilirفَتَشْكُرُSen mükâfatlandırırsın

Sana, ancak Senin iznin ile itaat edilir ve Sen isyan edenleri de mutlaka bilirsin. Sana itaat edilir, karşılığını verirsin.

وَتُعْصَىve Sana isyan edilirفَتَغْفِرُSen bağışlarsın

İsyan edilir, affedersin.

أَقْرَبُen yakınsınشَهِيدٍşahit olarakوَأَدْنَىve en yakınsınحَفِيظٍkoruyucu olarakحُلْتَgirdin

Her şeye en yakın şahit Sen, en yakın koruyucu da yine Sensin.

دُونَönüneالنُّفُوسِnefislerinوَأَخَذْتَve tuttunبِالنَّوَاصِيalınlardanوَكَتَبْتَve yazdınالْآثَارَizleriوَنَسَخْتَve tespit ettin

Nefislerin önüne geçer ve perçemlerden yakalarsın.

الْآجَالَecelleriاَلْقُلُوبُkalpler

İnsanların yaptıklarını yazar ve ecellerini takdir edersin.

لَكَSanaمُفْضِيَةٌaçıktırوَالسِّرُّve sır

Kalbler sırlarını Sana açar, dolayısıyla her gizli Sana ayandır.

عِنْدَكَSenin katındaعَلَانِيَةٌaşikârdırاَلْحَلَالُhelâlمَاşeydirأَحْلَلْتَSenin helâl kıldığınوَالْحَرَامُve haramمَاşeydirحَرَّمْتَSenin haram kıldığınوَالدِّينُve dinمَاşeydirشَرَعْتَSenin meşrû kıldığınوَالْأَمْرُve işمَاşeydir

Helal, Senin helal kıldığın, haram da Senin haram buyurduğundur.

قَضَيْتَSenin hükmettiğin

Din, Senin teşri kıldığın; emir de Senin hükmettiğindir.

وَالْخَلْقُve mahlûkatخَلْقُكَSenin yarattığındırوَالْعَبْدُve kulعَبْدُكَSenin kulundurوَأَنْتَve Sen

Mahlûkat, Senin varlığın; kul da Senin kulundur.

اللّٰهُAllah'sınالرَّؤُوفُçok şefkatliالرَّحِيمُçok merhametli

Sen, Raûf ve Rahîm Allah’sın.

أَسْأَلُكَSenden istiyorumبِنُورِnuru hakkı içinوَجْهِكَzâtınınالَّذِيki oأَشْرَقَتْaydınlandıلَهُonunlaالسَّمٰوَاتُgöklerوَالْأَرْضُve yerوَبِكُلِّve herحَقٍّhakهُوَki oلَكَSenindirوَبِحَقِّve hakkı içinالسَّائِلِينَdileyenlerinعَلَيْكَSendenأَنْ-niتُقِيلَنِيbeni bağışlamanıفِي-deهٰذِهِbuالْغَدَاةِsabah vaktiوَفِيve -deهٰذِهِbuالْعَشِيَّةِakşam vaktiوَأَنْve -niتُجِيرَنِيbeni korumanıمِنَ-denالنَّارِateşبِقُدْرَتِكَkudretinle

Göklerin ve yerin kendisiyle parıldadığı yüzünün nuru hürmetine, Sana ait her bir hak hürmetine ve Senden isteyen kulların hürmetine beni şu günün sabahında ve akşamında affetmeni ve kudretinle Cehennem ateşinden korumanı diliyorum.

Tevbe sûresi, 129. âyet (7 defa)

﴿حَسْبِيَ اللّٰهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ...﴾ (٧)

46

7 defa · Tevbe sûresi, 129. âyet

فَاِنْeğerتَوَلَّوْاyüz çevirirlerseفَقُلْde kiحَسْبِيَbana yeterاللهُۘAllahلَۤاyokturاِلٰهَilahاِلَّاbaşkaهُوَۘO'ndanعَلَيْهِO'naتَوَكَّلْتُdayandımوَهُوَve OرَبُّRabbidirالْعَرْشِArş'ınالْعَظ۪يمِbüyük٧

129. Buna rağmen aldırmaz, yüz çevirirlerse, ey Resulüm de ki: “Allah bana yeter. O’ndan başka tanrı yoktur. Ben yalnız O’na dayanırım. Çünkü O, büyük Arş’ın, muazzam hükümranlığın sahibidir.”

47

3 defa · Müslim, Zikir 13; Ebû Dâvûd, Edeb 101

رَضِينَاrazı oldukبِاللّٰهِAllah'tanرَبًّاRab olarakوَبِالْإِسْلَامِve İslâm'danدِينًاdin olarakوَبِمُحَمَّدٍve Muhammed'denرَسُولًاresûl olarak

Rabb olarak Allah’tan, Din olarak İslam’dan, Rasûl olarak da Hazreti Muhammed (sallallahü aleyhi vesellem)’den razı olduk.

رَضِيتُrazı oldumبِاللّٰهِAllah'tanرَبًّاRab olarakوَبِالْإِسْلَامِve İslâm'danدِينًاdin olarakوَبِمُحَمَّدٍve Muhammed'denنَبِيًّاnebî olarak٣

Rabb olarak Allah’tan, Din olarak İslam’dan, Nebî olarak da Hazreti Muhammed (sallallahü aleyhi vesellem)’den razı oldum.

48

Ebû Dâvûd, Edeb 101

اَللّٰهُمَّAllah'ımمَاneأَصْبَحَsabahladıysaبِيbendeمِنْ-denنِعْمَةٍnimetأَوْveyaبِأَحَدٍbirindeمِنْ-denخَلْقِكَyarattıklarınفَمِنْكَo Sendendirوَحْدَكَyalnız Senden

Allahım, bu günün sabahında benim üzerimde ya da mahlûkatından herhangi biri üzerinde olan her bir nimet ancak Sendendir.

لَاyokturشَرِيكَortakلَكَSenin

Senin ortağın yoktur.

فَلَكَöyleyse Sanadırالْحَمْدُhamdوَلَكَve Sanadırالشُّكْرُşükür

Hamd de Sana mahsus, şükür de yine Sana mahsustur.

49

Dua

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumمِنْ-niفُجَاءَةِansızın geleniniالْخَيْرِhayrınوَأَعُوذُve sığınırımبِكَSanaمِنْ-denفُجَاءَةِansızın gelenindenالشَّرِّşerrin

Allahım, Senden sürpriz hayırlar diler ve beklenmedik şerlerden Sana sığınırım.

50

Dua

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَصْبَحْتُsabahladımمِنْكَSenden gelenفِيiçindeنِعْمَةٍbir nimetوَعَافِيَةٍve âfiyetوَسِتْرٍve örtü

Allahım, şu sabaha Senden gelen bir nimet ve afiyet ile ve günahlarım örtülmüş olarak çıktım.

فَأَتِمَّöyleyse tamamlaنِعْمَتَكَnimetiniعَلَيَّüzerimdekiوَعَافِيَتَكَve âfiyetiniوَسِتْرَكَve örtünüفِي-daالدُّنْيَاdünyaوَالْآخِرَةِve âhirette

Dünyada ve ahirette üzerimdeki nimetini, afiyetini ve setrini tamamlamanı diliyorum.

51

Dua

رَبِّيَRabbimاللّٰهُAllah'tırتَوَكَّلْتُtevekkül ettimعَلَى-aاللّٰهِAllah

Rabbim Allah’tır, tevekkülüm de Allah’adır.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaهُوَO'ndan

O’ndan başka ilah yoktur.

عَلَيْهِO'naتَوَكَّلْتُtevekkül ettimوَهُوَve O

O’na tevekkül ettim.

رَبُّRabbidirالْعَرْشِarşınالْعَظِيمِbüyük

O, Arş-ı Azîm’in Rabbi’dir.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanالْعَلِيُّyüceالْعَظِيمُazîm olanمَاneشَاءَdilediyseاللّٰهُAllah

Ululuk ve azamet sahibi Allah’tan başka bir ilah yoktur.

كَانَo olduوَمَاve neلَمْ-mediyseيَشَأْdileلَمْ-madıيَكُنْolأَعْلَمُbilirimأَنَّki

O, ne dilemişse olmuş, olmamasını dilediği de olmamıştır.

اللّٰهَAllahعَلَى-eكُلِّherشَيْءٍşeyقَدِيرٌkādirdirوَأَنَّve kiاللّٰهَAllahقَدْmuhakkakأَحَاطَkuşatmıştırبِكُلِّherشَيْءٍşeyiعِلْمًاilmiyle

Biliyorum ki, Allah’ın gücü her şeye yeter ve Allah, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.

52

Dua

اَللّٰهُمَّAllah'ımأَنْتَSensinرَبِّيbenim RabbimلَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaأَنْتَSendenعَلَيْكَSanaتَوَكَّلْتُtevekkül ettim

Allahım, Sen benim Rabbimsin; Senden başka ilah yok; Sana tevekkül ettim.

وَأَنْتَve SenرَبُّRabbisinالْعَرْشِarşınالْعَظِيمِbüyükمَاne

Sen, Arş-ı Azîm’in Rabbisin.

شَاءَdilediyseاللّٰهُAllahكَانَo olduوَمَاve neلَمْ-mediyseيَشَأْdileلَمْ-madıيَكُنْolلَاyokturحَوْلَgüçوَلَاve yokturقُوَّةَkuvvet

Allah, neyi dilediyse o olmuş, olmamasını dilediği de olmamıştır; güç ve kuvvet, ululuk ve azamet sahibi Allah’ındır.

إِلَّاancakبِاللّٰهِAllah iledirالْعَلِيِّyüceالْعَظِيمِazîm olanاَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنْ-denشَرِّşerriنَفْسِيnefsiminوَمِنْve -denشَرِّşerrindenكُلِّherدَابَّةٍcanlınınأَنْتَSenآخِذٌtutansınبِنَاصِيَتِهَاonun alnından

Allahım! Nefsimin ve perçeminden tuttuğun her canlının şerrinden Sana sığınırım. "Şüphesiz ki Rabbim, dosdoğru bir yol üzerindedir.

53

Hûd sûresi, 56. âyetten

اِنّ۪يşüphesiz benتَوَكَّلْتُgüvendimعَلَى—اللهِAllah'aرَبّ۪يbenim Rabbimوَرَبِّكُمْۘve sizin Rabbiniz olanمَاyokturمِنْhiçbirدَۤابَّةٍcanlıاِلَّاkiهُوَO'nun (Allah)اٰخِذٌtutmadığıبِنَاصِيَتِهَاۘonun perçemindenاِنَّşüphesizرَبّ۪يRabbimعَلٰىüzeredirصِرَاطٍyolمُسْتَق۪يمٍdoğru

56. Ben benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a dayanıp güvendim. Hiçbir canlı yoktur ki mukadderatı O’nun elinde olmasın. Rabbim elbette tam istikamet üzeredir.

54

Müslim, Zikir 75

أَصْبَحْنَاsabahladıkوَأَصْبَحَve sabahladıالْمُلْكُmülkلِلّٰهِAllah'ın olarak

Biz de, bütün mülk de Allah’a ait olarak sabahladık.

وَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adır

Hamd, Allah’a mahsustur.

وَلَاve yokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَحْدَهُO tektirلَاyokturشَرِيكَortak

Başka ilah yoktur, ancak Allah vardır.

لَهُO'nunلَهُO'nundurالْمُلْكُmülkوَلَهُve O'nadırالْحَمْدُhamdوَهُوَve Oعَلَى-eكُلِّherشَيْءٍşey

O’nun ortağı yoktur; mülk de hamd de O’na aittir.

قَدِيرٌkādirdir

O’nun her şeye gücü yeter.

رَبِّRabbimإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumخَيْرَhayrınıمَاşeyinفِي-dekiهٰذَاbuالْيَوْمِgünوَخَيْرَve hayrınıمَاşeyinبَعْدَهُondan sonrakiوَأَعُوذُve sığınırımبِكَSanaمِنْ-denشَرِّşerriمَاşeyinفِي-dekiهٰذَاbuالْيَوْمِgünوَشَرِّve şerrindenمَاşeyinبَعْدَهُondan sonraki

Rabbim! Bu ve bundan sonraki günlerin hayrını Senden diler, bugünün ve daha sonraki günlerin şerrinden de Sana sığınırım.

رَبِّRabbimأَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنَ-denالْكَسَلِtembellikوَسُوءِve kötülüğündenالْكِبَرِihtiyarlığınرَبِّRabbim

Rabbim! Tembellikten ve ihtiyarlığın dertlerinden Sana sığınırım.

أَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنْ-denعَذَابٍbir azapفِي-tekiالنَّارِateşوَعَذَابٍve bir azaptanفِي-dekiالْقَبْرِkabir

Rabbim! Cehennem’deki ve kabirdeki azaptan Sana sığınırım.

55

3 defa · Ebû Dâvûd, Edeb 101; Nesâî, İstiâze 16

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنَ-denالْكُفْرِküfürوَالْفَقْرِve fakirlikten

Allahım, Sana sığınırım küfürden ve fakirlikten.

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنْ-denعَذَابِazabıالْقَبْرِkabir

Allahım, Sana sığınırım kabir azabından.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaأَنْتَSenden٣

Senden başka ilah yoktur.

56

3 defa · Ebû Dâvûd, Edeb 101

اَللّٰهُمَّAllah'ımعَافِنِيbana âfiyet verفِي-deبَدَنِيbedenim

Allahım, bedenime afiyet ver.

اَللّٰهُمَّAllah'ımعَافِنِيbana âfiyet verفِي-deسَمْعِيişitmem

Allahım, kulağıma afiyet ver.

اَللّٰهُمَّAllah'ımعَافِنِيbana âfiyet verفِي-deبَصَرِيgörmem

Allahım, gözüme afiyet ver.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaأَنْتَSenden٣

Senden başka ilah yoktur.

57

Zikir

سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllahوَبِحَمْدِهِve O'na hamdolsunلَاyoktur

Allah’a hamd ederek O’nu tesbîh ederim.

قُوَّةَkuvvetإِلَّاancakبِاللّٰهِAllah iledirمَاne

Kuvvet sadece Allah’ındır.

شَاءَdilediyseاللّٰهُAllahكَانَo olduوَمَاve neلَمْ-mediyseيَشَأْdileلَمْ-madıيَكُنْolأَعْلَمُbilirimأَنَّkiاللّٰهَAllah

Allah ne dilediyse olmuş, olmamasını dilediği de olmamıştır.

عَلَى-eكُلِّherشَيْءٍşeyقَدِيرٌkādirdirوَأَنَّve kiاللّٰهَAllahقَدْmuhakkakأَحَاطَkuşatmıştırبِكُلِّherشَيْءٍşeyiعِلْمًاilmiyle

Biliyorum ki, Allah’ın gücü her şeye yeter ve Allah, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.

58

Ahmed b. Hanbel, Müsned

أَصْبَحْنَاsabahladıkعَلَىüzereفِطْرَةِfıtratıالْإِسْلَامِİslâmوَكَلِمَةِve kelimesiالْإِخْلَاصِihlâsوَعَلَىve üzereدِينِdiniنَبِيِّنَاpeygamberimizمُحَمَّدٍMuhammed'inوَعَلَىve üzereمِلَّةِmilletiأَبِينَاatamızإِبْرَاهِيمَİbrâhim'inحَنِيفًاhanîf olarakمُسْلِمًاmüslüman olarakوَمَاve değildiكَانَoمِنَ-denالْمُشْرِكِينَmüşrikler

İslam fıtratı ve ihlas kelimesi ile Peygamberimiz Hazreti Muhammed (sallallahü aleyhi vesellem)’in dini üzerinde ve hiçbir zaman şirke düşmeden hep Hakk’a yönelen ve Müslüman olan atamız İbrahim (aleyhisselam)’ın milletinden olarak sabaha erdik.

59

Buhârî, Deavât 42

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنَ-denالْكَسَلِtembellikوَالْهَرَمِve düşkünlüktenوَسُوءِve kötülüğündenالْكِبَرِihtiyarlığınوَفِتْنَةِve fitnesindenالدُّنْيَاdünyanınوَعَذَابِve azabındanالْآخِرَةِâhiretin

Allahım! Tembellikten, kocamaktan, ihtiyarlığın dertlerinden, dünyanın fitnesinden ve ahiret azabından Sana sığınıyorum.

60

Zikir

أَصْبَحْنَاsabahladıkوَأَصْبَحَve sabahladıالْمُلْكُmülkلِلّٰهِAllah'ın olarakرَبِّRabbiالْعَالَمِينَâlemlerin

Biz de, bütün mülk de, Âlemlerin Rabbi Allah’a ait olarak sabahladık.

61

Ebû Dâvûd, Edeb 110

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumخَيْرَhayrınıهٰذَاbuالْيَوْمِgününفَتْحَهُfethiniوَنَصْرَهُve yardımınıوَنُورَهُve nurunuوَبَرَكَتَهُve bereketiniوَهُدَاهُve hidayetiniوَأَعُوذُve sığınırımبِكَSanaمِنْ-denشَرِّşerriمَاşeyinفِيهِonun içindekiوَشَرِّve şerrindenمَاşeyinبَعْدَهُondan sonraki

Allahım! Senden bugünün hayrını, fethini, yardımını, nurunu, bereket ve hidayetini istiyor, bugünde ve bundan sonraki günlerde olan ve olacakların şerrinden Sana sığınıyorum.

62

Tehlîl

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَاللّٰهُve Allah

Allah’tan başka ilah yoktur.

أَكْبَرُen büyüktürلَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَحْدَهُO tektir

Büyük Allah’tır; başka ilah yoktur, sadece Allah vardır.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanلَاyokturشَرِيكَortakلَهُO'nun

Allah’tan başka ilah yoktur; O’nun ortağı bulunmaz.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tan

Allah’tan başka ilah yoktur.

لَهُO'nundurالْمُلْكُmülkوَلَهُve O'nadırالْحَمْدُhamd

Hamd ve mülk O’na mahsustur.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَلَاve yokturحَوْلَgüçوَلَاve yokturقُوَّةَkuvvetإِلَّاancakبِاللّٰهِAllah iledir

Allah’tan başka ilah yoktur; gerçek havl ve kuvvet ancak Allah’a aittir.

63

İbn Mâce, Duâ 14

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumالْعَافِيَةَâfiyetiفِي-daالدُّنْيَاdünyaوَالْآخِرَةِve âhirette

Allahım, dünyada ve ahirette Senden afiyet diliyorum.

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumالْعَفْوَaffıوَالْعَافِيَةَve âfiyetiفِي-deدِينِيdinimوَدُنْيَايَve dünyamوَأَهْلِيve ailemوَمَالِيve malım

Allahım, dinimde ve dünyamda, ailemde ve malımda Senden afv u afiyet dileniyorum.

اَللّٰهُمَّAllah'ımاسْتُرْörtعَوْرَاتِيayıplarımıوَآمِنْve emin kılرَوْعَاتِيkorkularımdanاَللّٰهُمَّAllah'ım

Allahım, ayıplarımı setret ve beni korkularımdan emin kıl.

احْفَظْنِيbeni koruمِنْ-denبَيْنِarasıيَدَيَّönümوَمِنْve -denخَلْفِيarkamوَعَنْve -danيَمِينِيsağımوَعَنْve -danشِمَالِيsolumوَمِنْve -denفَوْقِيüstüm

Allahım, önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden gelecek tehlikelerden beni koru.

وَأَعُوذُve sığınırımبِعَظَمَتِكَazametineأَنْ-denأُغْتَالَhelâk edilmekمِنْ-denتَحْتِيaltım

Ayağımın altından derdest edilmekten de Senin azametine sığınıyorum.

64

100 defa · Buhârî, Deavât 65

سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllahوَبِحَمْدِهِve O'na hamdolsun

Allah’ı her türlü noksandan tenzih eder ve O’na hamd ederim.

سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllahالْعَظِيمِazîm olan١٠٠

Azîm olan Allah, her türlü eksiklikten münezzehtir.

65

100 defa · Müslim, Zikir 30

سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllahاَلْحَمْدُhamdolsun

Allah, bütün noksanlardan münezzehtir.

لِلّٰهِAllah'a

Hamd Allah’a mahsustur.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tan

Allah’tan başka ilah yoktur.

اَللّٰهُAllahأَكْبَرُen büyüktür١٠٠

Büyük Allah’tır.

66

Dua

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumصِحَّةًbir sağlıkفِيiçindeإِيمَانٍimanوَإِيمَانًاve bir imanفِيiçindeحُسْنِgüzelliğiخُلُقٍahlâkوَنَجَاحًاve bir başarıيَتْبَعُهُardından gelenفَلَاحٌkurtuluşوَرَحْمَةًve bir rahmetمِنْكَSendenوَعَافِيَةًve âfiyetوَمَغْفِرَةًve mağfiretمِنْكَSendenوَرِضْوَانًاve rızâ

Allahım! Senden, imanda sıhhat, güzel ahlakla bezenmiş iman, arkasından felah gelecek bir muvaffakiyet, katından rahmet ve afiyet ve nezdinden mağfiret ve rıza diliyorum.

67

Dua

اَللّٰهُمَّAllah'ımحَبِّبْsevdirإِلَيْنَاbizeالْإِيمَانَimanıوَزَيِّنْهُve onu süsleفِي-deقُلُوبِنَاkalplerimiz

Allahım! İmanı bize sevdir ve onu kalblerimizde tezyin et.

وَكَرِّهْve çirkin gösterإِلَيْنَاbizeالْكُفْرَküfrüوَالْفُسُوقَve fıskıوَالْعِصْيَانَve isyanıوَاجْعَلْنَاve bizi kılمِنَ-denالرَّاشِدِينَdoğru yolda olanlar

Küfür, fısk ve isyanı da bize çirkin göster ve bizi hep dosdoğru yolda yürüyenlerden eyle.

68

Dua

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumنَفْسًاbir nefisبِكَSeninleمُطْمَئِنَّةًmutmain olmuşتُؤْمِنُinananبِلِقَائِكَSana kavuşmayaوَتَرْضَىve razı olanبِقَضَائِكَkazânaوَتَقْنَعُve kanaat edenبِعَطَائِكَverdiğine

Allahım, Senden, Seninle itmi’nan bulmuş, Sana kavuşacağına inanan, kazana razı ve verdiğine kanaat eden bir nefis diliyorum.

AKŞAM DUALARI

أَذْكَارُ الْمَسَاءِ

AKŞAM DUALARI

Akşam namazından sonra şöyle der:

يَقُولُ بَعْدَ الْمَغْرِبِ:

1

Müslim, Mesâcid 135

اَللّٰهُمَّAllah'ımأَنْتَSenالسَّلَامُSelâm'sınوَمِنْكَve Sendendirالسَّلَامُesenlik

Allahım, selam Sensin, bütün kusurlardan salimsin ve herkes için selamet kaynağısın.

تَبَارَكْتَşânın yücedirوَتَعَالَيْتَve mütealsinيَا ذَاey sahibiالْجَلَالِcelâlوَالْإِكْرَامِve ikram

Ey celâl ve ikram sahibi! Bereket Senin şiarın, ululuk da şanındır.

Sonra şöyle der:

وَيَقُولُ بَعْدَ ذٰلِكَ:

2

Müslim, Zikir 30

سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllah

Allah, bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.

وَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adır

Bütün hamd ü senalar O’nadır.

وَلَاve yokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَاللّٰهُve Allahأَكْبَرُen büyüktürوَلَاve yokturحَوْلَgüçوَلَاve yoktur

O’ndan başka ilah yoktur.

قُوَّةَkuvvetإِلَّاancakبِاللّٰهِAllah iledirالْعَلِيِّyüceالْعَظِيمِazîm olan

Gerçek güç ve kuvvet ululuk ve azamet tahtının yegane sultanı Allah’ındır.

Sonra Âyetü'l-Kürsî'yi okur:

ثُمَّ يَقْرَأُ:

3

Bakara sûresi, 255. âyet (Âyetü'l-Kürsî)

اَللهُAllah (ki)لَۤاyokturاِلٰهَilahاِلَّاbaşkaهُوَۚO'ndanاَلْحَيُّHayy'dırالْقَيُّومُۚKayyum'durلَا—تَأْخُذُهُO'nu tutmazسِنَةٌne bir uyuklamaوَلَاve ne deنَوْمٌۘbir uykuلَهُO'nundurمَاneفِيvarsaالسَّمٰوَاتِgöklerdeوَمَاve neفِيvarsaالْاَرْضِۘyerdeمَنْ—ذَاkimdirالَّذ۪يkiيَشْفَعُşefaat edebilirعِنْدَهُۤkendisinin katındaاِلَّاdışındaبِاِذْنِه۪ۘO'nun izniيَعْلَمُbilirمَاolanıبَيْنَ—اَيْد۪يهِمْonların önündeوَمَاve olanıخَلْفَهُمْۚarkalarındaوَلَا—يُح۪يطُونَkavrayamazlarبِشَيْءٍhiçbir şeyمِنْ—عِلْمِه۪ۤO'nun ilmindenاِلَّاdışındaبِمَاşeylerشَۤاءَۚdilediğiوَسِعَkaplamıştırكُرْسِيُّهُO'nun Kürsüsüالسَّمٰوَاتِgökleriوَالْاَرْضَۚve yeriوَلَا—يَؤُۧدُهُO'na ağır gelmezحِفْظُهُمَاۚonları koru(yup gözet)mekوَهُوَOالْعَلِيُّAliy'dirالْعَظ۪يمُAzim'dir

255. Allah o İlâhtır ki Kendisinden başka ilâh yoktur. Haydır, Kayyûm'dur, Kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür.

Sonra 33 defa “Sübhânallâh”, 33 defa “Elhamdülillâh”, 33 defa “Allâhü ekber” der.

ثُمَّ يَقُولُ: سُبْحَانَ اللّٰهِ (٣٣)، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ (٣٣)، اَللّٰهُ أَكْبَرُ (٣٣)

Sonra dilediği kadar dua eder... Ardından yüz defa “Lâ ilâhe illallâh” der.

ثُمَّ يَدْعُو مَا شَاءَ اللّٰهُ... ثُمَّ يَقُولُ مِائَةَ مَرَّةٍ: ‏لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ

Sonra şöyle der:

ثُمَّ يَقُولُ:

4

Tirmizî, Kader 7

اَللّٰهُمَّAllah'ımيَاeyمُقَلِّبَevirip çevirenالْقُلُوبِkalpleriثَبِّتْsabit kılقُلُوبَنَاkalplerimiziعَلَىüzereدِينِكَdinin

Ey kalbleri evirip çeviren Allahım, kalblerimizi dinin üzere sâbit kıl.

5

10 defa · Eûzü-Besmele

أَعُوذُsığınırımبِاللّٰهِAllah'aمِنَ-denالشَّيْطَانِşeytanالرَّجِيمِkovulmuş

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.

بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالرَّحْمٰنِRahmânالرَّحِيمِRahîm١٠

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

6

Müslim, Zikir 75; Ebû Dâvûd, Edeb 101

أَمْسَيْنَاakşamladıkوَأَمْسَىve akşamladıالْمُلْكُmülkلِلّٰهِAllah'ın olarak

Biz ve bütün mülk, Allah’a ait olarak akşamladık.

لَاyokturشَرِيكَortakلَهُO'nunلَاyoktur

O’nun ortağı yoktur.

إِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaهُوَO'ndan

O’ndan başka bir ilah da bulunmaz.

وَإِلَيْهِve O'nadırالْمَصِيرُdönüş

Dönüş O’nadır.

أَمْسَيْنَاakşamladıkوَأَمْسَىve akşamladıالْمُلْكُmülkلِلّٰهِAllah'ın olarak

Biz ve bütün mülk Allah’a ait olarak akşama erdik.

أَعُوذُsığınırımبِاللّٰهِAllah'aالَّذِيO kiيُمْسِكُtutarالسَّمَاءَgöğüأَنْ-sın diyeتَقَعَdüşmeعَلَىüzerineالْأَرْضِyerinإِلَّاancakبِإِذْنِهِO'nun izniyleمِنْ-denشَرِّşerriمَاşeylerinخَلَقَyarattığıوَذَرَأَve çoğalttığıوَبَرَأَve var ettiği

Kusursuz olarak yaratıp her tarafa saçtığı şeylerin şerrinden, yerin üstüne düşmesin diye göğü tutan ve göğün ancak Kendi izniyle düşebileceği Allah’a sığınırım.

7

Dua

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumصِحَّةًbir sağlıkفِيiçindeإِيمَانٍimanوَإِيمَانًاve bir imanفِيiçindeحُسْنِgüzelliğiخُلُقٍahlâkوَنَجَاحًاve bir başarıيَتْبَعُهُardından gelenفَلَاحٌkurtuluşوَرَحْمَةًve bir rahmetمِنْكَSendenوَعَافِيَةًve âfiyetوَمَغْفِرَةًve mağfiretمِنْكَSendenوَرِضْوَانًاve rızâ

Allahım! Senden, imanda sıhhat, güzel ahlâkla bezenmiş bir iman, peşinden felah gelecek bir muvaffakiyet, katından bir rahmet ve afiyet ve mağfiret ve rızanı diliyorum.

8

3 defa · Tirmizî, Deavât 14

اَللّٰهُمَّAllah'ımفَاطِرَyaratıcısıالسَّمٰوَاتِgöklerinوَالْأَرْضِve yerinعَالِمَbilenالْغَيْبِgaybıوَالشَّهَادَةِve görüneniرَبَّRabbiكُلِّherشَيْءٍşeyin

Gökleri ve yeri yaratan, hem gayb hem de şehadet âlemini bilen, her şeyin Rabbi ve Sahibi olan Allahım!

وَمَلِيكَهُve mâlikiأَشْهَدُşehâdet ederimأَنْkiلَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaأَنْتَSenden

Şehadet ederim ki, Senden başka ilah yoktur.

أَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنْ-denشَرِّşerriنَفْسِيnefsiminوَشَرِّve şerrindenالشَّيْطَانِşeytanınوَشِرْكِهِve onun şirkindenوَأَنْve -tanأَقْتَرِفَişlemekعَلَىaleyhineنَفْسِيnefsimسُوءًاbir kötülükأَوْveyaأَنْ-tanأَجُرَّهُonu bulaştırmakعَلَى-aمُسْلِمٍbir müslüman٣

Nefsimin ve şeytanın şerrinden, onun her türlü tuzağından, günah işleyerek kendi nefsime zulmetmekten veya bir başka müslümana kötülük dokundurmaktan Sana sığınırım.

9

3 defa · Ebû Dâvûd, Edeb 101

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَمْسَيْتُakşamladımأُشْهِدُكَSeni şahit tutarakوَأُشْهِدُve şahit tutarakحَمَلَةَtaşıyıcılarınıعَرْشِكَarşınınوَمَلَائِكَتَكَve melekleriniوَجَمِيعَve bütünخَلْقِكَyarattıklarınıبِأَنَّكَşuna ki SenأَنْتَSensinاللّٰهُAllahالَّذِيO kiلَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaأَنْتَSendenوَحْدَكَSen teksinلَاyokturشَرِيكَortakلَكَSeninوَأَنَّve şuna kiمُحَمَّدًاMuhammedعَبْدُكَSenin kulunوَرَسُولُكَve resûlündür٣

Allahım! Senden başka ilah olmadığına, Senin bir olduğuna, şerîkin bulunmadığına ve Hazreti Muhammed (sallallahü aleyhi vesellem)’in Senin kulun ve Rasûlün olduğuna, Seni, hamele-i arşını, meleklerini ve bütün mahlukatını şahit tutarak akşamladım.

10

İbn Mâce, Duâ 14

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumالْعَافِيَةَâfiyetiفِي-daالدُّنْيَاdünyaوَالْآخِرَةِve âhirette

Allahım, dünyada ve ahirette Senden afiyet dilerim.

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumالْعَفْوَaffıوَالْعَافِيَةَve âfiyetiفِي-deدِينِيdinimوَدُنْيَايَve dünyamوَأَهْلِيve ailemوَمَالِيve malım

Allahım, dinim, dünyam, ailem ve malımda Senden afv u afiyet diliyorum.

اَللّٰهُمَّAllah'ımاسْتُرْörtعَوْرَاتِيayıplarımıوَآمِنْve emin kılرَوْعَاتِيkorkularımdanاَللّٰهُمَّAllah'ım

Allahım, ayıplarımı ört ve beni korktuklarımdan emin eyle.

احْفَظْنِيbeni koruمِنْ-denبَيْنِarasıيَدَيَّönümوَمِنْve -denخَلْفِيarkamوَعَنْve -danيَمِينِيsağımوَعَنْve -danشِمَالِيsolumوَمِنْve -denفَوْقِيüstüm

Allahım, önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden gelebilecek tehlikelerden beni koru.

وَأَعُوذُve sığınırımبِعَظَمَتِكَazametineأَنْ-denأُغْتَالَhelâk edilmekمِنْ-denتَحْتِيaltım

Ayaklarımın altından derdest edilmekten de Senin azametine sığınırım.

11

3 defa · Müslim, Zikir 13; Ebû Dâvûd, Edeb 101

رَضِينَاrazı oldukبِاللّٰهِAllah'tanرَبًّاRab olarakوَبِالْإِسْلَامِve İslâm'danدِينًاdin olarakوَبِمُحَمَّدٍve Muhammed'denرَسُولًاresûl olarak

Rabb olarak Allah’tan, Din olarak İslam’dan, Rasûl olarak da Hazreti Muhammed (sallallahü aleyhi vesellem)’den razı olduk.

رَضِيتُrazı oldumبِاللّٰهِAllah'tanرَبًّاRab olarakوَبِالْإِسْلَامِve İslâm'danدِينًاdin olarakوَبِمُحَمَّدٍve Muhammed'denنَبِيًّاnebî olarak٣

Rabb olarak Allah’tan, Din olarak İslam’dan, Nebî olarak da Hazreti Muhammed (sallallahü aleyhi vesellem)’den razı oldum.

12

3 defa · Ebû Dâvûd, Edeb 101; Nesâî, İstiâze 16

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنَ-denالْكُفْرِküfürوَالْفَقْرِve fakirlikten

Allahım, Sana sığınırım küfürden ve fakirlikten.

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنْ-denعَذَابِazabıالْقَبْرِkabir

Allahım, Sana sığınırım kabir azabından.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaأَنْتَSenden٣

Senden başka ilah yoktur.

13

3 defa · Ebû Dâvûd, Edeb 101

اَللّٰهُمَّAllah'ımعَافِنِيbana âfiyet verفِي-deبَدَنِيbedenim

Allahım, bedenime afiyet ver.

اَللّٰهُمَّAllah'ımعَافِنِيbana âfiyet verفِي-deسَمْعِيişitmem

Allahım, kulağıma afiyet ver.

اَللّٰهُمَّAllah'ımعَافِنِيbana âfiyet verفِي-deبَصَرِيgörmem

Allahım, gözüme afiyet ver.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaأَنْتَSenden٣

Senden başka ilah yoktur.

14

Zikir

سُبْحَانَmünezzehtirاللّٰهِAllahوَبِحَمْدِهِve O'na hamdolsunلَاyokturقُوَّةَkuvvetإِلَّاancak

Allah’a hamd ederek O’nu tenzih ederim.

بِاللّٰهِAllah iledirمَاneشَاءَdilediyseاللّٰهُAllahكَانَo olduوَمَاve ne

Gerçek güç yalnız Allah’ındır.

لَمْ-mediyseيَشَأْdileلَمْ-madıيَكُنْol

Dilediği olur, olmamasını dilediği de olmaz.

أَعْلَمُbilirimأَنَّkiاللّٰهَAllahعَلَى-eكُلِّherشَيْءٍşeyقَدِيرٌkādirdirوَأَنَّve kiاللّٰهَAllahقَدْmuhakkakأَحَاطَkuşatmıştırبِكُلِّherشَيْءٍşeyiعِلْمًاilmiyle

Bilirim ki, Allah’ın her şeye gücü yeter ve o ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.

15

Ahmed b. Hanbel, Müsned

أَمْسَيْنَاakşamladıkعَلَىüzereفِطْرَةِfıtratıالْإِسْلَامِİslâmوَكَلِمَةِve kelimesiالْإِخْلَاصِihlâsوَعَلَىve üzereدِينِdiniنَبِيِّنَاpeygamberimizمُحَمَّدٍMuhammed'inوَعَلَىve üzereمِلَّةِmilletiأَبِينَاatamızإِبْرَاهِيمَİbrâhim'inحَنِيفًاhanîf olarakمُسْلِمًاmüslüman olarakوَمَاve değildiكَانَoمِنَ-denالْمُشْرِكِينَmüşrikler

İslam fıtratı ve ihlâs kelimesi ile Peygamberimiz Hazreti Muhammed (sallallahü aleyhi vesellem)’in dini üzerinde ve hiçbir zaman şirke düşmeden hep Hakk’a yönelen ve Müslüman olan atamız İbrahim (aleyhisselam)’ın milletinden olarak akşama erdik.

16

Hâkim, Müstedrek

يَاeyحَيُّHayyيَاeyقَيُّومُKayyûmبِرَحْمَتِكَrahmetinleأَسْتَغِيثُyardım diliyorumأَصْلِحْıslah etلِيbenimشَأْنِيhâlimiكُلَّهُtamamenوَلَاve -meتَكِلْنِيbeni bırakmaإِلَى-eنَفْسِيnefsimطَرْفَةَgöz açıp kapayıncayaعَيْنٍkadar bile

Ya Hayy u ya Kayyûm! Rahmetin hakkı için Senden yardım dileniyorum; her halimi ıslah buyur ve göz açıp kapayıncaya kadar olsun beni nefsime terk etme.

17

Münâcât

اَللّٰهُمَّAllah'ımأَنْتَSensinأَحَقُّen lâyık olanمَنْkimselerinذُكِرَanılanوَأَحَقُّve en lâyıksınمَنْkimselerinعُبِدَkulluk edilen

Allahım! Adı anılmaya en layık olan Sen, kullukta bulunulmaya en layık olan da yine Sensin.

وَأَنْصَرُve en çok yardım edensinمَنِkimselerinابْتُغِيَkendisinden istenenوَأَرْأَفُve en şefkatlisinمَنْkimselerinمَلَكَhükmü elinde olanوَأَجْوَدُve en cömertsinمَنْkimselerinسُئِلَkendisinden istenenوَأَوْسَعُve en genişsinمَنْkimselerinأَعْطَىverenأَنْتَSen

Sensin yardım istenilenlerin en çok yardım edeni, güç sahiplerinin en şefkatlisi, kapısında bir şeyler dilenilenlerin en cömerdi ve verenlerin eli en açık olanı.

الْمَلِكُMelik'sinلَاyokturشَرِيكَortakلَكَSenin

Sensin her şeyin, ortağı olmayan yegane sahibi ve hâkimi.

وَالْفَرْدُve Ferd'sinلَاyokturنِدَّdenk

Sensin eşi ve benzeri olmayan biricik varlık.

لَكَSanaكُلُّherشَيْءٍşeyهَالِكٌyok olucudurإِلَّاbaşkaوَجْهَكَSenin zâtından

Senden başka ne varsa hepsi yok olmaya mahkûmdur.

لَنْasla -mezتُطَاعَitaat edilemez Sanaإِلَّاancakبِإِذْنِكَizninleوَلَنْve asla -mezتُعْصَىisyan edilemez SanaإِلَّاancakبِعِلْمِكَilminleتُطَاعُSana itaat edilirفَتَشْكُرُSen mükâfatlandırırsın

Sana, ancak Senin iznin ile itaat edilir ve Sen isyan edenleri de mutlaka bilirsin. Sana itaat edilir, karşılığını verirsin.

وَتُعْصَىve Sana isyan edilirفَتَغْفِرُSen bağışlarsın

İsyan edilir, affedersin.

أَقْرَبُen yakınsınشَهِيدٍşahit olarakوَأَدْنَىve en yakınsınحَفِيظٍkoruyucu olarakحُلْتَgirdin

Her şeye en yakın şahit Sen, en yakın koruyucu da yine Sensin.

دُونَönüneالنُّفُوسِnefislerinوَأَخَذْتَve tuttunبِالنَّوَاصِيalınlardanوَكَتَبْتَve yazdınالْآثَارَizleriوَنَسَخْتَve tespit ettin

Nefislerin önüne geçer ve perçemlerden yakalarsın.

الْآجَالَecelleriاَلْقُلُوبُkalpler

İnsanların yaptıklarını yazar ve ecellerini takdir edersin.

لَكَSanaمُفْضِيَةٌaçıktırوَالسِّرُّve sır

Kalbler sırlarını yalnız Sana açar, dolayısıyla her gizli Sana ayandır.

عِنْدَكَSenin katındaعَلَانِيَةٌaşikârdırاَلْحَلَالُhelâlمَاşeydirأَحْلَلْتَSenin helâl kıldığınوَالْحَرَامُve haramمَاşeydirحَرَّمْتَSenin haram kıldığınوَالدِّينُve dinمَاşeydirشَرَعْتَSenin meşrû kıldığınوَالْأَمْرُve işمَاşeydir

Helal, Senin helal kıldığın, haram da Senin haram buyurduğundur.

قَضَيْتَSenin hükmettiğin

Din, Senin teşri kıldığın; emir de Senin hükmettiğindir.

وَالْخَلْقُve mahlûkatخَلْقُكَSenin yarattığındırوَالْعَبْدُve kulعَبْدُكَSenin kulundurوَأَنْتَve Sen

Mahlûkat, Senin varlığın; kul da Senin kulundur.

اللّٰهُAllah'sınالرَّؤُوفُçok şefkatliالرَّحِيمُçok merhametli

Sen, Raûf ve Rahîm Allah’sın.

أَسْأَلُكَSenden istiyorumبِنُورِnuru hakkı içinوَجْهِكَzâtınınالَّذِيki oأَشْرَقَتْaydınlandıلَهُonunlaالسَّمٰوَاتُgöklerوَالْأَرْضُve yerوَبِكُلِّve herحَقٍّhakهُوَki oلَكَSenindirوَبِحَقِّve hakkı içinالسَّائِلِينَdileyenlerinعَلَيْكَSendenأَنْ-niتُقِيلَنِيbeni bağışlamanıفِي-deهٰذِهِbuالْغَدَاةِsabah vaktiوَفِيve -deهٰذِهِbuالْعَشِيَّةِakşam vaktiوَأَنْve -niتُجِيرَنِيbeni korumanıمِنَ-denالنَّارِateşبِقُدْرَتِكَkudretinle

Göklerin ve yerin kendisiyle parıldadığı yüzünün nuru hürmetine, Sana ait her bir hak hürmetine ve Sana el açıp dua eden kulların hürmetine beni şu günün sabahında ve akşamında affetmeni ve kudretinle Cehennem ateşinden korumanı diliyorum.

18

7 defa · Tevbe sûresi, 129. âyet

فَاِنْeğerتَوَلَّوْاyüz çevirirlerseفَقُلْde kiحَسْبِيَbana yeterاللهُۘAllahلَۤاyokturاِلٰهَilahاِلَّاbaşkaهُوَۘO'ndanعَلَيْهِO'naتَوَكَّلْتُdayandımوَهُوَve OرَبُّRabbidirالْعَرْشِArş'ınالْعَظ۪يمِbüyük٧

129. Buna rağmen aldırmaz, yüz çevirirlerse, ey Resulüm de ki: “Allah bana yeter. O’ndan başka tanrı yoktur. Ben yalnız O’na dayanırım. Çünkü O, büyük Arş’ın, muazzam hükümranlığın sahibidir.”

19

Seyyidü'l-istiğfâr — Buhârî, Deavât 2

اَللّٰهُمَّAllah'ımأَنْتَSensinرَبِّيbenim RabbimلَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaأَنْتَSenden

Allahım! Sen, benim Rabbimsin; Senden başka ilah yoktur.

خَلَقْتَنِيbeni Sen yarattınوَأَنَاve ben

Beni Sen yarattın.

عَبْدُكَSenin kulunumوَأَنَاve benعَلَىüzereyimعَهْدِكَSana verdiğim sözوَوَعْدِكَve vaadinمَا-dığı kadarاسْتَطَعْتُgücümün yettiği

Ben, Senin kulunum ve gücüm yettiğince Sana olan ahdime ve vaadime bağlıyım.

أَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنْ-denشَرِّşerriمَاşeylerinصَنَعْتُişlediğimأَبُوءُitiraf ederimلَكَSana

İşlediklerimin şerrinden Sana sığınırım.

بِنِعْمَتِكَnimetiniعَلَيَّbenim üzerimdekiوَأَبُوءُve itiraf ederimلَكَSanaبِذَنْبِيgünahımı

Üzerimdeki nimetlerini itiraf, günahlarımı da ikrar ederim.

فَاغْفِرْöyleyse bağışlaلِيbeniفَإِنَّهُçünkü şüphesizلَا-mezيَغْفِرُbağışlaالذُّنُوبَgünahlarıإِلَّاbaşkasıأَنْتَSenden

Beni bağışla; zira günahları sadece Sen bağışlarsın.

20

Tehlîl

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَاللّٰهُve Allah

Allah’tan başka ilah yoktur.

أَكْبَرُen büyüktürلَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَحْدَهُO tektir

Büyük Allah’tır; başka ilah yoktur, sadece Allah vardır.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanلَاyokturشَرِيكَortakلَهُO'nun

Allah’tan başka ilah yoktur; O’nun ortağı bulunmaz.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tan

Allah’tan başka ilah yoktur.

لَهُO'nundurالْمُلْكُmülkوَلَهُve O'nadırالْحَمْدُhamd

Hamd ve mülk O’na mahsustur.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَلَاve yokturحَوْلَgüçوَلَاve yokturقُوَّةَkuvvetإِلَّاancakبِاللّٰهِAllah iledir

Allah’tan başka ilah yoktur; gerçek havl ve kuvvet ancak Allah’a aittir.

21

Dua

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumصِحَّةًbir sağlıkفِيiçindeإِيمَانٍimanوَإِيمَانًاve bir imanفِيiçindeحُسْنِgüzelliğiخُلُقٍahlâkوَنَجَاحًاve bir başarıيَتْبَعُهُardından gelenفَلَاحٌkurtuluşوَرَحْمَةًve bir rahmetمِنْكَSendenوَعَافِيَةًve âfiyetوَمَغْفِرَةًve mağfiretمِنْكَSendenوَرِضْوَانًاve rızâ

Allahım! Senden, imanda sıhhat, güzel ahlakla bezenmiş iman, arkasından felah gelecek bir muvaffakiyet, katından rahmet ve afiyet ve nezdinden mağfiret ve rıza diliyorum.

22

3 defa · Ebû Dâvûd, Edeb 101; Tirmizî, Deavât 13

بِسْمِadıylaاللّٰهِAllah'ınالَّذِيO kiلَا-mezيَضُرُّzarar veremezمَعَile beraberاسْمِهِO'nun adıشَيْءٌhiçbir şeyفِي-deالْأَرْضِyerوَلَاve ne deفِي-deالسَّمَاءِgökوَهُوَve Oالسَّمِيعُhakkıyla işitendirالْعَلِيمُhakkıyla bilendir٣

Yüce ismi anılınca ne yerde ne de gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın ismiyle ki, O Semî ve Alîm’dir.

23

3 defa · Müslim, Zikir 54

أَعُوذُsığınırımبِكَلِمَاتِkelimelerineاللّٰهِAllah'ınالتَّامَّاتِeksiksizمِنْ-denشَرِّşerriمَاşeyinخَلَقَyarattığı٣

Yarattıklarının şerrinden Allah’ın tastamam kelimelerine sığınıyorum.

Rûm sûresi, 17-19. âyetler

﴿فَسُبْحَانَ اللّٰهِ حِينَ تُمْسُونَ...﴾

24

Rûm sûresi, 17. âyet

فَسُبْحَانَöyle ise tesbih edinاللهِAllah'ıح۪ينَzamanتُمْسُونَakşama girdiğinizوَح۪ينَve zamanتُصْبِحُونَsabaha erdiğiniz

17. Haydi siz akşama girerken, sabaha çıkarken Allah’ı takdis ve tenzih edin, namaz kılın!

25

Rûm sûresi, 18. âyet

وَلَهُO'na mahsusturالْحَمْدُhamdفِي—السَّمٰوَاتِgöklerdeوَالْاَرْضِve yerdeوَعَشِيًّاve günün sonundaوَح۪ينَve zamanتُظْهِرُونَöğleye erdiğiniz

18. Göklerde ve yerde hamd, güzel övgü O’na mahsustur. İkindi vaktinde de, öğleye girerken de, O’nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın!

26

Rûm sûresi, 19. âyet

يُخْرِجُçıkarırالْحَيَّdiriمِنَ—الْمَيِّتِölüdenوَيُخْرِجُve çıkarırالْمَيِّتَölüمِنَ—الْحَيِّdiridenوَيُحْيِve diriltirالْاَرْضَyeriبَعْدَsonraمَوْتِهَاۘölümündenوَكَذٰلِكَişte siz de öyleتُخْرَجُونَ۟çıkarılacaksınız

19. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden ölüyü çıkarır ve ölmüş toprağa hayat verir. İşte siz de öldükten sonra böylece diriltileceksiniz.

Âyetü'l-Kürsî (tekrar)

﴿اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ...﴾

27

Bakara sûresi, 255. âyet

اَللهُAllah (ki)لَۤاyokturاِلٰهَilahاِلَّاbaşkaهُوَۚO'ndanاَلْحَيُّHayy'dırالْقَيُّومُۚKayyum'durلَا—تَأْخُذُهُO'nu tutmazسِنَةٌne bir uyuklamaوَلَاve ne deنَوْمٌۘbir uykuلَهُO'nundurمَاneفِيvarsaالسَّمٰوَاتِgöklerdeوَمَاve neفِيvarsaالْاَرْضِۘyerdeمَنْ—ذَاkimdirالَّذ۪يkiيَشْفَعُşefaat edebilirعِنْدَهُۤkendisinin katındaاِلَّاdışındaبِاِذْنِه۪ۘO'nun izniيَعْلَمُbilirمَاolanıبَيْنَ—اَيْد۪يهِمْonların önündeوَمَاve olanıخَلْفَهُمْۚarkalarındaوَلَا—يُح۪يطُونَkavrayamazlarبِشَيْءٍhiçbir şeyمِنْ—عِلْمِه۪ۤO'nun ilmindenاِلَّاdışındaبِمَاşeylerشَۤاءَۚdilediğiوَسِعَkaplamıştırكُرْسِيُّهُO'nun Kürsüsüالسَّمٰوَاتِgökleriوَالْاَرْضَۚve yeriوَلَا—يَؤُۧدُهُO'na ağır gelmezحِفْظُهُمَاۚonları koru(yup gözet)mekوَهُوَOالْعَلِيُّAliy'dirالْعَظ۪يمُAzim'dir

255. Allah o İlâhtır ki Kendisinden başka ilâh yoktur. Haydır, Kayyûm'dur, Kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür.

28

Müslim, Zikir 75

أَمْسَيْنَاakşamladıkوَأَمْسَىve akşamladıالْمُلْكُmülkلِلّٰهِAllah'ın olarak

Biz de, bütün mülk de Allah’a ait olarak akşamladık.

وَالْحَمْدُve hamdلِلّٰهِAllah'adır

Hamd, Allah’a mahsustur.

لَاyokturإِلٰهَilâhإِلَّاbaşkaاللّٰهُAllah'tanوَحْدَهُO tektirلَاyokturشَرِيكَortak

Başka ilah yoktur, ancak Allah vardır.

لَهُO'nunلَهُO'nundurالْمُلْكُmülkوَلَهُve O'nadırالْحَمْدُhamdوَهُوَve Oعَلَى-eكُلِّherشَيْءٍşey

O’nun ortağı yoktur; mülk de hamd de O’na aittir.

قَدِيرٌkādirdir

O’nun her şeye gücü yeter.

رَبِّRabbimإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumخَيْرَhayrınıمَاşeyinفِي-dekiهٰذِهِbuاللَّيْلَةِgeceوَخَيْرَve hayrınıمَاşeyinبَعْدَهَاondan sonrakiوَأَعُوذُve sığınırımبِكَSanaمِنْ-denشَرِّşerriمَاşeyinفِي-dekiهٰذِهِbuاللَّيْلَةِgeceوَشَرِّve şerrindenمَاşeyinبَعْدَهَاondan sonraki

Rabbim! Bu ve bundan sonraki gecelerin hayrını Senden diler, bu gecenin ve daha sonraki gecelerin şerrinden de Sana sığınırım.

رَبِّRabbimأَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنَ-denالْكَسَلِtembellikوَسُوءِve kötülüğündenالْكِبَرِihtiyarlığınرَبِّRabbimأَعُوذُsığınırım

Rabbim! Tembellikten ve ihtiyarlığın dertlerinden Sana sığınırım.

بِكَSanaمِنْ-denعَذَابٍbir azapفِي-tekiالنَّارِateşوَعَذَابٍve bir azaptanفِي-dekiالْقَبْرِkabir

Rabbim! Cehennem’deki ve kabirdeki azaptan Sana sığınırım.

29

Buhârî, Deavât 42

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَعُوذُsığınırımبِكَSanaمِنَ-denالْكَسَلِtembellikوَالْهَرَمِve düşkünlüktenوَسُوءِve kötülüğündenالْكِبَرِihtiyarlığınوَفِتْنَةِve fitnesindenالدُّنْيَاdünyanınوَعَذَابِve azabından

Allahım! Tembellikten, kocamaktan, ihtiyarlığın dertlerinden, dünyanın fitnesinden ve ahiret azabından Sana sığınıyorum.

الْقَبْرِkabirأَمْسَيْنَاakşamladıkوَأَمْسَىve akşamladıالْمُلْكُmülkلِلّٰهِAllah'ın olarakرَبِّRabbiالْعَالَمِينَâlemlerin

Biz de, bütün mülk de, Âlemlerin Rabbi Allah’a ait olarak akşamladık.

30

Ebû Dâvûd, Edeb 110

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumخَيْرَhayrınıهٰذِهِbuاللَّيْلَةِgeceninوَفَتْحَهَاve fethiniوَنَصْرَهَاve yardımınıوَنُورَهَاve nurunuوَبَرَكَتَهَاve bereketiniوَهُدَاهَاve hidayetiniوَأَعُوذُve sığınırımبِكَSanaمِنْ-denشَرِّşerriمَاşeyinفِيهَاonun içindekiوَشَرِّve şerrindenمَاşeyinبَعْدَهَاondan sonraki

Allahım! Senden bu gecenin hayrını, fethini, yardımını, nurunu, bereket ve hidayetini istiyor, bu ve bundan sonraki gecelerde olan ve olacakların şerrinden Sana sığınıyorum.

31

Dua

اَللّٰهُمَّAllah'ımحَبِّبْsevdirإِلَيْنَاbizeالْإِيمَانَimanıوَزَيِّنْهُve onu süsleفِي-deقُلُوبِنَاkalplerimiz

Allahım! İmanı bize sevdir ve onu kalblerimizde tezyin et.

وَكَرِّهْve çirkin gösterإِلَيْنَاbizeالْكُفْرَküfrüوَالْفُسُوقَve fıskıوَالْعِصْيَانَve isyanıوَاجْعَلْنَاve bizi kılمِنَ-denالرَّاشِدِينَdoğru yolda olanlar

Küfür, fısk ve isyanı da bize çirkin göster ve bizi hep dosdoğru yolda yürüyenlerden eyle.

32

Dua

اَللّٰهُمَّAllah'ımإِنِّيşüphesiz benأَسْأَلُكَSenden istiyorumنَفْسًاbir nefisبِكَSeninleمُطْمَئِنَّةًmutmain olmuşتُؤْمِنُinananبِلِقَائِكَSana kavuşmayaوَتَرْضَىve razı olanبِقَضَائِكَkazânaوَتَقْنَعُve kanaat edenبِعَطَائِكَverdiğine

Allahım, Senden, Seninle itmi’nan bulmuş, Sana kavuşacağına inanan, kazana razı ve verdiğine kanaat eden bir nefis diliyorum.

İçindekiler

Kapat